Depremi konuşuyoruz.

Yangınları izliyoruz.

Sellerin ardından günlerce ekran başından ayrılamıyoruz.

Her afetten sonra aynı cümleyi kuruyoruz:

“Keşke önceden önlem alınsaydı…”

Aslında afetlerle mücadele yalnızca enkaz kaldırmakla başlamıyor. Hatta tam tersine, afet yönetiminin en önemli kısmı henüz hiçbir şey olmamışken yapılan hazırlık.

İşte tam da bu anlayışla Eskişehir’de hayata geçirilmesi planlanan proje, yalnızca şehrimiz için değil, Türkiye için de örnek olabilecek nitelikte.

7319Fdd3 847B 46E0 A0A0 0C219E3Eff9B

Kızılay Eskişehir Şube Başkanı Egemen Temizsoy ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, Zincirlikuyu’da Tepebaşı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün karşısındaki yaklaşık 60 dönümlük alan için hazırlanan büyük bir afet kompleksi projesini dinledik.

Burası sıradan bir tesis olmayacak.

Normal zamanlarda vatandaşların nefes alabileceği, yürüyüş yapabileceği, çocukların vakit geçirebileceği yeşil bir yaşam alanı…

Ancak olası bir afet anında, yalnızca 24 saat içerisinde yaklaşık 400 ailenin barınabileceği büyük bir çadır kente dönüşebilecek.

İşte projenin en etkileyici tarafı da tam olarak burada başlıyor.

Kompleks içerisinde Türkiye’de sayısı oldukça az olan modern bir Afet Eğitim Merkezi kurulması planlanıyor.

Japonya’daki örneğinden ilham alınan bu merkezde insanlar afetleri yalnızca kitaplardan okumayacak; birebir deneyimleyecek.

Deprem odasına girecek…

Sarsıntıyı hissedecek…

Yangın simülasyonunda yoğun duman içerisinde acil çıkışı bulmaya çalışacak…

Fırtına, heyelan, sel, soba ve gaz zehirlenmesi gibi birçok afet senaryosunu güvenli ortamda yaşayarak öğrenecek.

Belki de bu sayede gerçek bir afet yaşandığında panik yerine doğru refleksi gösterecek.

Japonya’nın afetlerde gösterdiği başarının temelinde de tam olarak bu eğitim kültürü yatıyor.

Çocuklar küçük yaşlardan itibaren ne yapacaklarını öğreniyor ve yıllar sonra bu bilgi düşünmeden uygulanan bir refleks hâline geliyor.

Eskişehir’de de Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılacak iş birlikleri sayesinde öğrencilerin belirli aralıklarla bu eğitimleri alması hedefleniyor.

Afet kültürü küçük yaşta başlayacak.

Proje bununla da sınırlı değil.

Kompleks içerisinde lojistik depo, psikososyal destek alanları, toplu duş ve tuvaletler, afet sonrası hizmet verecek eczane alanları gibi birçok yapı da yer alacak.

En önemli bölümlerden biri ise yapılacak aşevi.

Yaklaşık günlük 5 bin kişilik yemek kapasitesine sahip olması planlanan aşevi, afet zamanlarında depremzedelere hizmet verecek; afet olmayan dönemlerde ise ihtiyaç sahibi ailelere sıcak yemek ulaştıracak.

Bu anlamlı yapının yapımını ise hayırsever olarak Atasay Kuyumculuk üstlenmiş durumda.

Projenin tamamının yaklaşık 150 milyon TL büyüklüğünde bir yatırım olması öngörülüyor.

Ancak en güzel tarafı şu:

Bu yalnızca Kızılay’ın yapacağı bir proje değil.

Belediyeler…
Valilik…
Kamu kurumları…
Hayırsever iş insanları…
Sivil toplum kuruluşları…

Herkes kendi gücü oranında bu projeye katkı sunacak.

Bir bina bir bağışçıyla…
Peyzaj başka bir kurumla…
Ağaçlandırma farklı bir destekle…

Yani bu proje aslında ortak aklın ve dayanışmanın eseri olacak.

Belki de en heyecan verici kısmı ise şu…

Hedef yalnızca Eskişehir değil.

Bu proje başarıyla hayata geçtiğinde, Türkiye’nin diğer şehirlerinde de benzer afet komplekslerinin kurulması hedefleniyor.

Yani Eskişehir, afet eğitiminde ve hazırlığında Türkiye’ye öncülük edebilir.

Afetler ne yazık ki engellenemiyor.

Ama can kayıpları azaltılabiliyor.

Panik önlenebiliyor.

Hayatlar kurtarılabiliyor.

Bazen bunun yolu milyonlarca liralık teknolojilerden değil, doğru eğitimden geçiyor.

Belki de yarın bir çocuğun hayatını kurtaracak refleks, bugün Eskişehir’de kurulacak o eğitim merkezindeki birkaç dakikalık simülasyonda kazanılacak.

İşte bu yüzden…

Bu proje yalnızca bir bina değil.

Geleceğe yapılmış bir yatırım.