Bazen bir söz çıkıyor karşına…
“Sonunda doğru insana denk gelmişsindir ama artık yanlış kişi sensindir.”
İlk okuduğumda biraz durup düşündüm.
Çünkü insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Gerçekten bir gün doğru insan geldiğinde, ona en güzel halimizi verebiliyor muyuz?
Yoksa yıllar boyunca yanlış insanlara harcadığımız sabır, sevgi ve umut; doğru kişi geldiğinde çoktan tükenmiş mi oluyor?
Biz kadınlar olgunlaşana kadar bazen öyle kalplere denk geliyoruz ki…
İyi niyetimiz yıpranıyor.
Güvenimiz eksiliyor.
İnançlarımız kırılıyor.
Ve günün birinde gerçekten iyi biri karşımıza çıktığında, bu kez sorun onun iyi olmaması değil; bizim artık eskisi gibi olamamamız oluyor.
Bunca yılın acısını belki de hiç hak etmeyen o insandan çıkarıyoruz.
Kalbimizi tam açamıyoruz.
Çünkü güvenmemeyi öğrenmiş oluyoruz.
En ufak şeyde şüphe ediyoruz.
Sanki her güzel şeyin arkasından mutlaka canımızı yakacak bir şey gelecekmiş gibi hissediyoruz.
Eskiden aşk bana çok başka gelirdi.
Yirmili yaşlarımda âşık olduğum zaman gerçekten büyülenmiş gibi olurdum.
Her dakika onu düşünürdüm.
Bazen geceleri uyuyamazdım bile.
Onu öyle yükseğe koyardım ki, sanki ben de pembe bulutların üzerinde uçuyordum.
Sonra hayat bana aşkın yalnızca o güzel tarafını göstermedi.
O bulutlardan öyle sert düştüm ki…
Bir keresinde tam bir yıl boyunca o enkazın altında yaşadım.
Bir yıl…
Her gün.
Her saat.
İnsan gerçekten bu kadar uzun süre acı çekebilir mi?
Ben çektim.
Herkes “Zaman geçince unutursun.” diyordu.
Geçmedi.
Yemin ederim geçmedi.
Kalbimin o günkü acısını bugün bile hatırlıyorum.
Belki de bugün “Artık âşık olamam.” derken kastettiğim şey tam olarak bu.
Sevme yeteneğimi kaybetmedim.
Sadece kendimi korumayı öğrendim.
Öyle duvarlar örmüşüm ki…
Artık feriştahı gelse beni o eski heyecana düşüremez gibi hissediyorum.
Ama biliyor musunuz?
Belki de bu kötü bir şey değildir.
Çünkü bugün geriye dönüp baktığımda, o büyülenmiş gibi yaşanan aşkın da çok sağlıklı olmadığını düşünüyorum.
İnsan göremiyor.
Tanıyamıyor.
Kırmızı bayrakları bile romantik sanıyor.
Oysa sevgi bambaşka bir şey.
Daha sakin.
Daha gerçek.
Daha emek isteyen bir şey.
Belki artık deli gibi âşık olamam.
Ama gerçekten sevebilirim.
Ve bence insanı bir arada tutan şey de zaten o.
Çünkü sevgi varsa insan törpüleniyor.
Dinlemeyi öğreniyor.
Anlamaya çalışıyor.
Hiçbirimiz kusursuz değiliz.
Belki de iki insanı birlikte tutan şey kusursuz olmaları değil, birbirlerinin eksik taraflarına rağmen kalmayı seçmeleri.
Artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu iddia edecek kadar büyük cümleler kurmuyorum.
Hayat bana bunun cevabının herkeste başka olduğunu öğretti.
Ama hâlâ inandığım tek bir şey var…
Eğer bir şey gerçekten olacaksa…
Eğer nasibinde varsa…
Koşullar ne olursa olsun, yollar dönüp dolaşıp doğru yere çıkıyor.
Enkazdan Sonra
Emine Girgin
Yorumlar