Şanlıurfa’da bir okul sabahı, birkaç dakika içinde savaş alanına döndü. Öğrenciler ders ziliyle sınıflarına girmişti. Öğretmenler yoklama alıyordu. Sonra silah sesleri duyuldu.Okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen 19 yaşındaki bir genç, elindeki pompalı tüfekle okul bahçesinde ve koridorlarda rastgele ateş açtı.

O saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis memuru ve 1 kantin çalışanı yaralandı. Bazı öğrenciler sınıflara saklandı, bazıları camlardan atlayarak kaçmaya çalıştı. Bir öğretmenin durumunun ağır olduğu açıklandı. Saldırgan ise polis tarafından yakalanacağını anlayınca kendi yaşamına son verdi.

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:Bir okul nasıl bu hale geldi?

Çünkü okul kapısından içeri giren sadece bir saldırgan değildi.İçeriye yıllardır biriken öfke girdi.İhmal edilmiş ruh sağlığı girdi.Görmezden gelinen uyarılar girdi.
“Bir şey olmaz” denilen davranışlar girdi.

Bugün birçok çocuk yalnızca ders yükü taşımıyor. Aynı zamanda yalnızlık, değersizlik hissi, aile içi çatışmalar, dışlanma, öfke ve ruhsal yorgunluk da taşıyor. Ancak biz hâlâ çocukların ne hissettiğinden çok, sınavdan kaç puan aldığıyla ilgileniyoruz.

Oysa şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Öncesinde mutlaka işaret veriyor. Sürekli kavga eden, tehdit eden, öfkesini kontrol edemeyen, zarar verme eğilimi gösteren çocuklar ve gençler aslında sessizce yardım istiyor.

Ama biz çoğu zaman o sessizliği duymuyoruz.
“Ergenlik dönemi” diyoruz.
“Geçer” diyoruz.
“Çocuk işte” diyoruz.
Sonra bir gün gerçekten bir şey oluyor.

Şanlıurfa’daki saldırıyla ilgili ortaya çıkan bilgiler de bunu gösteriyor. Saldırganın daha önce okulun sosyal medya hesaplarına tehdit içerikli mesajlar gönderdiği ve olaydan önce bazı işaretler verdiği iddia ediliyor. Yani çoğu zaman olduğu gibi, bu olayda da hiçbir şey bir anda yaşanmış görünmüyor.

Bugün öğretmenler yalnızca ders anlatmıyor. Aynı zamanda kriz yönetmeye, çocukların duygusal yükünü taşımaya, ailelerin çözemediği sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Buna rağmen tehdit edilen, değersizleştirilen ve yalnız bırakılan da yine onlar oluyor.

Bir toplumda öğretmen kendini güvende hissetmiyorsa, orada yalnızca eğitim sistemi değil, geleceğin kendisi de tehlikededir.Çünkü bir ülkede çocuklar okulda saklanacak yer arıyorsa, orada sadece güvenlik değil, vicdan da çökmüş demektir.