Eskiden insanlar bir acının etrafında toplanırdı. Şimdi ise çoğu zaman birkaç saniye durup bakıyor, ardından hayatına devam ediyor. Bir kaza oluyor; ilk uzanan el değil, açılan kamera dikkat çekiyor. Bir çocuk sokakta ağlıyor, insanlar dönüp bakıyor ama durmuyor. Sosyal medyada bir felaket haberi görüyoruz, üzülüyoruz… Sonra birkaç saniye içinde başka bir videoya geçiyoruz. Çünkü bu çağda acılar bile hızlı tüketiliyor.

Her gün onlarca kötü haberin içine uyanıyoruz. Şiddet, kayıplar, ekonomik kaygılar, tükenmiş insanlar… İnsan zihni artık her şeye uzun uzun üzülecek kadar sakin değil. Sürekli yeni bir gündem geliyor, yeni bir telaş başlıyor. Ve bir süre sonra insanın kalbi sertleşmiyor aslında; yoruluyor.

Belki de bu yüzden artık birçok insanın problemi sevgisizlik değil, merhamet tükenmişliği. Çünkü merhamet enerji ister. Gerçekten dinlemek zaman ister. Bir insanın yükünü hissedebilmek ise güçlü kalabilen bir vicdan ister. Ama modern hayat herkesi kendi yangınının içine hapsetmiş durumda.

İnsanlar artık birbirlerinin gözlerine değil, saatlere bakıyor. Kimsenin kimseye uzun uzun “İyi misin?” diyecek hâli kalmadı. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışırken, birbirimizin içinden geçip gidiyoruz.

Bu yüzden artık aynı evin içinde sessizce yorulan insanlar var. Bir anne gün boyunca güçlü görünmeye çalışıyor ama kimse onun ne kadar tükendiğini fark etmiyor. Bir baba geçim derdinin altında eziliyor ama “Ben de yoruldum.” diyemiyor. Bir çocuk odasında sessizleşiyor ve bunu bazen ailesinden önce öğretmeni fark ediyor. Çünkü insanlar artık aynı hayatın içinde birbirine değmeden yaşamaya başladı.

En acısı da şu: Bir süre sonra hiçbir şey bizi tam anlamıyla sarsmamaya başlıyor. Bir haber görüyoruz, üzülüyoruz ama birkaç saniyeliğine. Sonra başka bir gündeme geçiyoruz. Başka bir videoya, başka bir koşuşturmaya… Acılar bile bu çağda dikkat süresi kadar yer kaplıyor.

Oysa insan ruhu böyle yaşamaya uygun değil. İnsan, hissettikçe insan kalır. Bir başkasının yarasına içi sızladıkça, bir çocuğun korkusunu fark ettikçe, bir dostunun sesindeki kırgınlığı duyabildikçe…

Bugün belki de en büyük problem teknolojinin gelişmesi değil; insanların birbirinin acısına duracak kadar yavaşlayamaması. Çünkü merhamet yorulursa, geriye sadece kalabalık kalır.

Ve kalabalıklar, bazen en yalnız yerlerdir.