Eskişehir’de Alpu ilçesi sınırlarında planlanan altın-gümüş madeni projesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, projenin tarım arazileri, su kaynakları ve hayvancılık üzerinde ciddi etkiler oluşturacağını belirtti. Güder, büyük ova statüsündeki Alpu Ovası’nda madencilik faaliyetlerine onay vermediklerini açıkladı.
ÇED dosyasına dikkat çekti
Selma Güder, 18 Haziran 2026 tarihinde Esence ve Uyuzhamam mahallelerini kapsayan ÇED başvuru dosyasının gündeme geldiğini belirtti. Proje alanının Eskişehir kent merkezine 42 kilometre, Alpu ilçe merkezine ise 7 kilometre uzaklıkta bulunduğunu aktaran Güder, alanın Esence Mahallesi’ne 245 metre, Uyuzhamam Mahallesi’ne 670 metre, Aktepe Mahallesi’ne ise 2 bin 336 metre mesafede olduğunu söyledi. ÇED-1 alanının Esence Mahallesi’ne yalnızca 30 metre uzaklıkta bulunduğunu ifade etti.
Alpu Ovası’nın yaklaşık 52 bin hektarlık alanıyla 2017 yılında Bakanlık kararıyla “büyük ova” statüsüne alındığını hatırlatan Güder, bu statünün tarımsal üretim potansiyeli yüksek alanların tarım dışı kullanıma açılmamasını amaçladığını dile getirdi.
Güder, 22 Temmuz’da Esence Mahallesi’nde halkın bilgilendirme toplantısı düzenleneceğini belirterek, vatandaşları ve yetkilileri toplantıya katılmaya davet etti.
“Ürünlerde verim ve kalite kaybı yaşanacak”

Projede açık ocak yöntemiyle patlatma ve kırma-eleme faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Güder, bölgede yoğun olarak buğday, arpa, mısır, şeker pancarı ve kuru soğan üretildiğini söyledi.
Bitkilerin yapraklarında bulunan stomaların toz ve partiküllerle kaplanacağını ifade eden Güder, bu durumun fotosentezi olumsuz etkileyeceğini belirtti. Özellikle mısırın püskül ve döllenme dönemlerinde zarar göreceğini kaydeden Güder, bunun hem ürün veriminde hem de kalitesinde kayıplara neden olacağını dile getirdi.
ÇED alanları arasında bulunan çayır ve mera alanlarının da etkileneceğini belirten Güder, bölgedeki küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığın da bundan olumsuz etkileneceğini söyledi. Meraların zarar görmesiyle birlikte hayvanların otlatılmasının da güçleşeceğini ifade etti.
Yeraltı sularına dikkat çekti
Açık ocak, kırma-eleme ve pasa depolama alanlarının tarım parsellerine yakın konumlandığını belirten Güder, yeraltı su kaynaklarının da risk altında olduğunu söyledi.
Bölge ziyaretinde görüştükleri bir çiftçinin, geçmişte 25-30 metreden ulaşılan suyun bugün yaklaşık 300 metreden çıkarıldığını aktardığını ifade eden Güder, maden faaliyetlerinin hayata geçirilmesi halinde yeraltı sularının daha da olumsuz etkileneceğini savundu.
“Bu yalnızca Alpu’nun meselesi değil”
Doğa ve Yaşam Platformu ile birlikte bölgede incelemelerde bulunduklarını belirten Güder, farklı meslek odalarının da kendi uzmanlık alanları doğrultusunda değerlendirmeler yaptığını söyledi. Halkın konuya duyarlı olduğunu dile getiren Güder, planlanan faaliyetlerin yaklaşık 8 yıllık işletme süreci, 6 aylık hazırlık ve 12 aylık rehabilitasyon dönemini kapsadığını belirtti.
Yılın her günü ve 24 saat sürecek faaliyetlerin yalnızca mahalleleri değil, daha geniş bir coğrafyayı etkileyeceğini ifade eden Güder, “Bu bir domino etkisi yaratacak. Sadece Alpu, Esence, Uyuzhamam ve Aktepe olarak bakmayalım. Eskişehir etkilenecek. Sakarya Nehri’nin en uzun kolu olan Porsuk etkilenecek ve bu coğrafya etkilenecek.” dedi.
Su kaynakları ve gıda güvenliği açısından mevcut şartların önemine dikkat çeken Güder, Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsı adına, büyük ova statüsündeki Alpu Ovası’nda ve su kısıtı bulunan ilçelerden biri olan Alpu’da söz konusu madencilik projesine onay vermediklerini ifade etti.




