Saat 04.17’ydi. Bu ülkede milyonlarca insan uykudaydı. Çocuklar yataklarında, anneler bir sonraki güne dair sıradan düşüncelerle, babalar yarının mesaisini aklından geçirirken… Ve sonra yer, insandan önce konuştu. Bir dakikadan kısa sürdü ama bazı hayatlar o dakikada tamamen sona erdi, bazılarıysa bir daha asla eski hâline dönemedi.

6 Şubat sabahı, karanlığın en koyu anında, bu ülke yalnızca binalarını kaybetmedi. Ev duygusu çöktü, güven duygusu sarsıldı, “yarın” kelimesi anlamını yitirdi. Enkazın altından sesler geliyordu ama asıl sessizlik, üstünde kalanların içine çöken o ağır çaresizlikti.

O saatlerde kimse kimliğini sormadı. Hangi şehirden geldiğini, hangi görüşten olduğunu, hangi dili konuştuğunu… Bir el uzandı, bir omuz dayandı, bir yabancı bir başkasının hayatına siper oldu. Madenciler geldi, gönüllüler geldi, doktorlar, hemşireler, şoförler, aşçılar, öğrenciler geldi. Adını bilmediğimiz, yüzünü belki bir daha hiç görmeyeceğimiz insanlar, bir başkasının yaşamı için kendi sınırlarını unuttu.

Günlerce uyumayanlar oldu. Soğuğun içinde elleri morarana kadar enkaz kazanlar, bir çocuğu battaniyeye sararken kendi evinin yıkıldığını henüz öğrenmemiş olanlar… O gün bu ülke, bütün ağırlığıyla şunu gördü: İnsanlık hâlâ ayaktaydı.

Saatler geçti, gün aydınlandı ama felaket bitmedi. İkinci sarsıntı geldiğinde artık herkes uyanıktı; fakat hiç kimse buna hazır değildi. Hayat, bir kez daha ve bu kez gözler açıkken yerle bir oldu. O andan sonra hayatta kalanlar için zaman başka bir yerden akmaya başladı.

6 Şubat’ta hayatta kalanlar, aslında görünmeyen bir nöbete yazıldı. Unutmama nöbetine. Hatırlama sorumluluğuna. Çünkü bu yalnızca bir doğa olayı değildi; bu, hafızayla ilgili bir sınavdı. Bugün hâlâ o saatte uyananlar var. En küçük seste irkilenler, karanlıkta kalamayanlar, “iyiyim” derken sesi titreyenler…Ve minnet borcumuz olan insanlar var. Teşekkür edemediğimiz, adını bilmediğimiz ama hayatımızda derin izler bırakan. Eğer unutursak, enkaz bu kez betonun değil, vicdanın üzerine çöker.

Saat 04.17. Bu ülkede zamanın durduğu ama insanlığın ayağa kalktığı saat.