Bazen insan neye daha çok üzülmesi gerektiğini bilemiyor.
Söylenen söze mi, o sözü söyleyen akla mı, yoksa hâlâ bu zihniyetle mücadele etmek zorunda oluşumuza mı…
Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün, bir sosyal medya paylaşımıyla hedef alındı.
Hem de ne üzerinden?
Başörtüsü, şalvarı ve “geleneksel” kıyafeti üzerinden.
İYİ Partili olduğu belirtilen Mehmet Emin Korkmaz, bir kadının giyimini, yaşam biçimini ve kökenini aşağılayarak; kendince bir “üstünlük” kurmaya çalıştı.
Kadınlığını, anneliğini, Anadolu’dan gelişini bir hakaret malzemesi yaptı.
Ama asıl mesele şu:
Bir belediye başkanının liyakati, vizyonu ve çalışkanlığı etek boyuyla, başındaki örtüyle ölçülmez.
Ölçülüyorsa, orada sorun o belediye başkanında değil, bakan gözlerdedir.
Şalvar, bu toprakların utancı değildir.
Şalvar; tarlada emektir, evde berekettir, ayakta durma halidir.
Anadolu kadınının yüküyle birlikte taşıdığı bir tarihtir.
Bir kadına “ahır” yakıştırması yapmak, aslında kendi zihninin karanlık odalarını ifşa etmektir.
Çünkü bir kadını küçümsemek için annesini, kökenini ve emeğini hedef alan dil; ne siyaset üretir ne fikir.
Sadece kibir üretir.
AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın da dediği gibi:
“Anadolu kadınının şalvarını ve geleneksel kıyafetini ‘cahillik’ sanan bu üstenci zihniyet, aslında kendi cehaletini sergilemiştir.”
Burada savunulması gereken sadece Zeynep Güneş Akgün değildir.
Burada savunulan şey;
kıyafeti yüzünden küçümsenen kadınlar,
başörtüsüyle kamusal alanda var olma mücadelesi verenler,
şehirli-köylü ayrımına sıkıştırılan Anadolu insanıdır.
Kadınları “nasıl giyindiklerine” göre sınıflandıran bu dil;
ne modern,
ne aydın,
ne de ilericidir.
Sadece eskidir.
Çok eskidir.
Zeynep Hanım bugün bir belediye başkanıdır.
Ama yarın başka bir kadın olur hedefte.
O yüzden mesele bir kişi değil, bir zihniyettir.
Ve biz artık biliyoruz:
Kadınlar başörtüsüyle de yönetir,
şalvarla da karar alır,
topuklu ayakkabıyla da söz söyler.
Bu ülkede kadınların ne giyeceğine değil,
ne söylediğine ve ne yaptığına bakmayı öğrenemeyenlerin,
sözü de hükmü de kalıcı olmaz.
İşte bu yüzden;
Şalvarın içindeki aklı göremeyenlere söyleyecek tek şey var:
Sorun kadınlarda değil, bakmayı bilmeyen gözlerinizde.