Futbolun sadece 22 kişiyle yeşil zeminde oynanan bir oyundan ibaret olmadığını bu topraklarda en iyi bilen camiadır Eskişehirspor. Tribünlerinde yakılan meşalelerin ışığı, bando ekibinin o meşhur ritmi ve ciğerlerini Atatürk Stadyumu’nun çimlerine üfleyen binlerin gür sesi, bu kulübün can damarıdır. Ancak önümüzdeki 2026-2027 sezonunun perdesini açarken, o can damarından bir süreliğine mahrum kalacağız.
Geçtiğimiz sezon Ayvalıkgücü Belediyespor ile oynanan olaylı play-off rövanş maçının faturası ağır oldu. PFDK’nın verdiği ve Tahkim Kurulu’nun da onayladığı 3 maçlık iç sahada seyircisiz oynama cezası, maalesef yeni sezonun başlangıcına kara bir bulut gibi çöktü.
Bu kararla birlikte Eskişehirspor; kendi evinde ağırlayacağı Alanya 1221 FSK, Balıkesirspor ve Etimesgut Belediyespor karşılaşmalarında taraftarının o itici gücünden yoksun sahaya çıkacak (Eğer araya bir Türkiye Kupası iç saha maçı girmezse, ligdeki bu fikstürde sessizlik baki kalacak).
Peki, taraftarsız bir Eskişehirspor ne kadar "Eskişehirspor"dur?
Bizler iyi biliriz ki; Anadolu Efsanesi’nin en büyük transferi ne sahaya ayak basan golcüsüdür ne de kulübedeki taktik dehasıdır. Bu takımın en büyük kozu, rakibi daha tünelden çıkarken baskı altına alan, kendi futbolcusuna ise "Asla yalnız yürümeyeceksin" hissini sonuna kadar hissettiren o muhteşem taraftarıdır. Boş tribünlere oynamak, bir tiyatro oyuncusunun boş salona sahne alması gibidir; ruhsuzdur, eksiktir, tatsızdır.
Ancak bu ceza, bir yas tutma gerekçesi olmamalıdır. Aksine, hem yönetim hem de teknik heyet için bir kenetlenme sınavıdır.
Yönetim bu süreçte taraftarı stadyum dışındaki etkinliklerle dinamik tutmalı,
Futbolcular sahaya çıktıklarında o boş koltuklarda aslında binlerce yüreğin kendileriyle attığını bilerek, çift akciğerle mücadele etmeli,
Camiadaki herkes "Haklının acelesi yok" diyerek adalete olan inancını sahada kazanacağı zaferlerle perçinlemelidir.
Evet, ilk 3 maçta tribünler sessiz olacak. Sloganlar duvarda, bayraklar ise şimdilik evlerin balkonlarında asılı kalacak. Ama unutulmamalıdır ki; Eskişehirspor taraftarı fiziken tribünde olmasa bile, ruhunu o sahaya göndermenin bir yolunu her zaman bulur.
Sezonun açılış düdüğü çaldığında, sessizliğin içindeki o en gür sesi, "Es-Es-Es, Ki-Ki-Ki" nidasını yüreğinde hissedenler kazanacaktır. Şimdi sessizce ama her zamankinden daha inançlı bir şekilde kenetlenme vaktidir.
Çünkü bu efsane, hiçbir zaman sadece tribünden ibaret olmadı; o, bu şehrin ta kendisidir.
Sessiz Mabette Efsanevi Başlangıç Arayışı
Tamer Kiraz
Yorumlar