‎‎​1. Lobicilik Gücü ve "Kriz Yönetimi" Refleksi
‎​Halil Ünal’ın Türk futbolunda, TFF koridorlarında ve kulüpler birliği nezdinde yadsınamaz bir çevresi ve ağırlığı var.
‎​Hızlı Aksiyon: Kulübün acil çözülmesi gereken dosyalarında, eski futbolcu/antrenör alacaklarında onun ikna kabiliyeti ve futbol dünyasındaki "eski dostluklar" ilişkisi devreye girer. Birçok ismi masaya oturtup borç yapılandırması yapma hızı, mevcut yönetimlere kıyasla daha yüksek olabilir.
‎​Sıcak Para Dinamiği: Ünal, geçmişte olduğu gibi şehirden ya da şehir dışındaki büyük sermaye gruplarından "hatır-gönül" ilişkisiyle ya da kendi kaynaklarıyla kulübe hızlı bir can suyu bulma potansiyeline sahiptir.
‎​2. Transfer ve Kadro Mühendisliği (Agresif Model)
‎​Halil Ünal demek, "iddialı ve direkt şampiyonluğa oynayacak kadro" demektir. Geri çekilen yönetimlerin daha temkinli ve mali disiplin odaklı yapısının aksine, Ünal dönemi başladığı an:
‎​Yüksek Profilli Transferler: TFF 3. Lig standartlarının çok üzerinde, isim yapmış, "şampiyonluk garantisi" gözüyle bakılan tecrübeli oyuncular ve ligi avucunun içi gibi bilen bir teknik kadro jet hızıyla şehre getirilir.
‎​Risk/Ödül Dengesi: Bu durum takımı çok hızlı bir şekilde bir üst lige (2. Lig'e) fırlatabilir. Ancak başarısızlık halinde mali maliyetin katlanması riskini de beraberinde getirir.
‎​3. Mali Yapı ve "Eski Defterler" Paradoksu
‎​İşin en kritik ve camiayı ikiye bölen kısmı burasıdır.
‎​Borç Sarmalı: Eskişehirspor’un bugünkü mali çıkmazının taşlarının döşendiği dönemlerde Halil Ünal’ın da payı olduğu algısı tribünlerin bir kısmında hâlâ çok taze. Onun gelişi, "Borçları o açtı, o kapatmalı" diyen bir kesim için umut olurken; "Yine aynı yönetim modeliyle geleceğimiz borçlanacak" endişesi taşıyanlar için soru işareti yaratacaktır.
‎​Mali Genel Kurul Sınavı: Haziran sonundaki mali genel kurulda açıklanacak mevcut borç tablosu ortadayken, Halil Ünal’ın bu borçları sadece "ötelemek" mi yoksa kökten "tasfiye etmek" mi isteyeceği kulübün geleceğini belirler.
‎​4. Taraftar ve Şehir Dinamikleri
‎​Mevcut Ulaş Entok yönetimi, şehre ve taraftara daha şeffaf, samimi ve "içimizden biri" imajı veriyordu. Yönetimin dinlenmeye çekilmesi taraftarda bir burukluk yaratsa da Halil Ünal ismi camiadaki bölünmeyi tetikleyebilir veya tam tersi "tek kurtuluş ümidi" olarak herkesi arkasında birleştirebilir.
‎​Tribün Desteği: Eskişehirspor taraftarı başarıya aç. Eğer Ünal, gelir gelmez kulübün transfer engelini kalıcı olarak açar ve lige fırtına gibi girecek bir yapı kurarsa, tribünler geçmişi bir kenara bırakıp arkasında devasa bir rüzgar oluşturur.
‎​Şehir Siyaseti ve Sanayisi: Eskişehir’in yerel dinamikleri (Belediyeler, Sanayi Odası, ETO vb.) Halil Ünal’ın agresif yönetim tarzına geçmişte zaman zaman mesafeli yaklaşmıştı. Şehrin ileri gelenleriyle kurulacak köprülerin sağlamlığı, bu yeni dönemin ömrünü belirler.
‎​Özetle;
‎​Eğer bu senaryo gerçekleşirse, Eskişehirspor "Mali Disiplin ve Sabır" yolundan keskin bir virajla dönerek "Yüksek Risk - Yüksek Güç ve Erken Başarı" yoluna girmiş olur.
‎​Halil Ünal’ın başkanlığı Es-Es'i çok hızlı bir şekilde üst liglere tırmandırabilecek bir "katalizör" de olabilir; geçmişteki hataların tekrarı halinde kulübü içinden çıkılmaz yeni davalarla baş başa bırakabilecek bir "kumar" da. Ancak şu bir gerçek ki, onun olduğu hiçbir senaryoda Eskişehirspor gündemsiz ve iddiasız kalmaz.
‎​Sizce camia ve taraftar, geçmiş tecrübeleri önünde bulundurarak böyle bir geri dönüşe bugün nasıl reaksiyon verir?

‎Yönetim seçimi yapıldı ve Halil Ünal yeni başkan oldu. Oysa şimdi ki yönetim hoca ile anlaştı. Transfer çalışmaları yapılıyor. Yeni seçilen başkan ve ekibi bu hoca ile başlamayacağız derse, sonra neler olabilir.?...

‎​1. Yönetim - Hoca Kan Uyuşmazlığı ve İstifa/Ayrılık (En Güçlü Olasılık)
‎​Halil Ünal, doğası gereği "büyük isimlerle" ve kendi belirlediği vizyona doğrudan biat edecek, hatta transferleri bizzat kendisinin (veya kendi scout/menajer ağının) yapacağı bir çalışma modeli sever.
‎​Hoca Değişikliği Kapıyı Çalar: Ünal yönetimi geldiğinde, Hakan Şapçı’yı mevcut yönetimin projesi olarak görüp daha iddialı, üst lig tecrübesi olan (mesela geçmişte birlikte çalıştığı veya camiayı yakından tanıyan) "sansasyonel" bir teknik adamla sezona başlamak isteyebilir.
‎​Tazminat ve Zaman Kaybı: Resmi sözleşme imzalandıysa, daha sezon başlamadan Hakan Şapçı ile yolları ayırmanın mali yükü (tazminat) ve yeni hoca arayışının getireceği zaman kaybı Eskişehirspor’un elini zayıflatır.
‎​2. Hakan Şapçı’nın Listesi ile Halil Ünal’ın Transfer Tarzının Çatışması
‎​Diyelim ki Halil Ünal "Şimdilik hoca kalsın, sezona onunla başlayalım" dedi. İşte asıl kriz burada, kadro mühendisliğinde patlak verir:
‎​"Asker Oyuncu" mu, "Yıldız Oyuncu" mu?: Hakan Şapçı, genellikle sistemine sadık, koşan, mücadele gücü yüksek ve bu liglerin dinamiklerine hakim "asker" oyuncuları tercih eder. Halil Ünal ise vizyon gereği daha maliyetli, kariyerli ve taraftarı heyecanlandıracak "yıldız" isimlere yönelir.
‎​Kadroda Çift Başlılık: Hocanın onay vermediği ama yönetimin "büyük transfer" diye getirdiği oyuncular soyunma odasındaki dengeleri bozar. Hoca o oyuncuyu oynatmak istemez, yönetim ise "O kadar para verdik, oynayacak" baskısı yapar. Bu da daha 5. haftada hocanın biletinin kesilmesine yol açar.
‎​3. "Eski Yönetimin Oyuncuları" Sendromu
‎​Hakan Şapçı’nın raporu doğrultusunda mevcut yönetimin transfer ettiği ya da söz kestiği oyuncular, yeni yönetim geldiğinde kendilerini bir anda "istenmeyen adam" konumunda bulabilirler.
‎​Yeni yönetim bu oyuncuların bir kısmıyla daha kampa gitmeden yolları ayırmak isteyebilir. Bu durum kulübü hem oyuncular nezdinde davalık duruma düşürür hem de transfer piyasasında imajını zedeler.
‎​Takım içinde "eski yönetimin aldıkları" ve "yeni yönetimin getirdikleri" diye klikleşmeler başlayabilir ki bu, şampiyonluk hedefleyen bir takımın kimyasını tamamen yok eder.
‎​4. Sezona "Kredisi Bitmiş" Başlamak
‎​Böyle bir uyuşmazlık ortamında Hakan Şapçı görevde kalsa bile sezona arkasında güçlü bir yönetim desteği olmadan, tabiri caizse "ateşten gömlekle" başlar.
‎​İlk hazırlık maçındaki mağlubiyette veya ligin ilk haftalarındaki olası bir puan kaybında, yeni yönetim faturayı hemen hocaya keser ve kendi çalışmak istediği ismi getirmek için bunu fırsat bilir. Bu da Eskişehirspor’un en çok ihtiyaç duyduğu "istikrar" ortamını baltalar.
‎​Özetle;
‎​Mevcut yönetimin Hakan Şapçı hamlesini yapmış olması, Halil Ünal’ın olası gelişini tam bir "saatli bomba" haline getirir. Kulüplerde yönetim değiştiğinde teknik kadronun da değişmesi Türk futbolunun yazısız kuralıdır.
‎​Eğer yeni yönetim hocanın seçimleriyle ters düşerse, Eskişehirspor daha topa vurulmadan enerjisini içerideki taht kavgalarına, fesih tazminatlarına ve kaos ortamına harcamış olur. Halil Ünal gibi pragmatik bir liderin böyle bir durumda yapacağı ilk hamle, muhtemelen Hakan Şapçı ile masaya oturup "kan değişikliği" talep etmek olacaktır.

‎Tüm bu taşları üst üste koyup büyük resme baktığımızda, mevcut yönetimin geri çekilmesi, Halil Ünal’ın gelmesi ve halihazırda yapılmış olan Hakan Şapçı hamlesiyle oluşacak denklemin sonucu tek bir kelimeyle özetlenebilir: "Yüksek Gerilimli Kumar."
‎​Eskişehirspor’u bu birleşimin sonunda bekleyen olası net neticeleri şu şekilde toparlayabiliriz:
‎​1. Kaçınılmaz Bir "Erken Kriz" ve Zaman Kaybı
‎​Yeni bir yönetim ve eski yönetimin teknik direktörü/transfer politikası arasındaki doku uyuşmazlığı, krizin lig başlamadan, yani temmuz-ağustos aylarındaki kamp döneminde patlamasına yol açar. Halil Ünal kendi sistemini dayatacağı, Hakan Şapçı da kendi planından taviz vermek istemeyeceği için daha sezonun ilk düdüğü çalmadan büyük bir enerji, konsantrasyon ve en önemlisi para (tazminat) kaybı yaşanır. Es-Es lige yine idari çalkantılarla girer.
‎​2. Kısa Vadeli Şampiyonluk vs. Uzun Vadeli İflas Riski
‎​Olumlu Sonuç (Kısa Vade): Halil Ünal’ın lobisi ve agresif sermaye bulma becerisi sayesinde transfer tahtası kalıcı olarak açılır. Hakan Şapçı ile yollar hızla ayrılıp yerine Ünal’ın vizyonuna uygun, isim yapmış bir hoca ve "yıldızlar karması" bir kadro kurulur. Eskişehirspor, bu ligin çok üzerinde bir güçle 3. Lig'den gümbür gümbür şampiyon olarak çıkar. Camia üzerindeki ölü toprağını atar.
‎​Olumsuz Sonuç (Uzun Vade): Bu şampiyonluk, geçmişte olduğu gibi yine geleceği borçlandırarak satın alınmış olur. Eğer o şampiyonluk gelmezse ya da bir sonraki ligde (2. Lig) sistem tıkanırsa, Eskişehirspor kapısına dayanacak yeni hacizler, menajer borçları ve eski futbolcu alacaklarıyla bugün mumla arayacağı bir mali uçuruma sürüklenir.
‎​3. Şehir ve Tribünlerde Derin Bölünme
‎​Mevcut Ulaş Entok yönetiminin sunduğu "şeffaf, borçsuz, ayağını yorganına göre uzatan halk takımı" modeli ile Halil Ünal’ın temsil ettiği "güç odaklı, agresif, borçlanarak da olsa başarıyı hedefleyen kulüp" modeli taraftarı ikiye böler. Başarı geldikçe sesler kısılır ancak işler kötü gittiği ilk virajda tribünlerdeki bu çatlak derinleşir ve takım sahada yalnız kalabilir.
‎​Net Sonuç Cümlesi:
‎​Eskişehirspor bu senaryoda "güvenli ama yavaş" ilerleyen bir tedavi sürecini yarıda kesip, hastayı ayağa kaldırmak için "şok elektroşok" yöntemini seçmiş olur.
‎​Bu hamle Eskişehirspor’u ya çok hızlı bir şekilde küllerinden doğurup üst liglere fırlatır ya da geçmişteki hataların birebir tekrarıyla kulübün tarihindeki en büyük vizyon ve kimlik krizlerinden birine sokar. Bu modelde "orta yol" yoktur; ya tam başarı ya tam hüsran olur.

‎Peki sizin yorumunuz ne?....