Eskişehirspor için "var olma" savaşının en kritik duraklarından biri olan Ayvalık deplasmanı, maalesef camianın beklediği o coşkulu geri dönüşten uzak, soğuk bir duş etkisiyle tamamlandı. Play-Off heyecanıyla kilitlendiğimiz 90 dakikanın sonunda tabelada yazan 2-0’lık skor, sadece bir mağlubiyet değil; sahada çözüm üretemeyen bir yapının da tescili gibiydi.
Hüsnü Uğural Stadyumu’nun atmosferi, binlerce taraftarın yarattığı baskı kuşkusuz zordu. Ancak Eskişehirspor gibi bir markanın, bu seviyelerdeki Play-Off maçlarında ilk yarıdaki o "kontrollü" oyunu, ikinci yarıda neden bu kadar kolay dağıldı? İşte asıl sormamız gereken soru bu.
İlk 45 dakikada sahada ne yaptığını bilen, rakibi karşılayan ve alanı daraltan bir Şimşekler vardı. "Golsüz eşitlik iyidir, avantajdır" dedik. Ama futbol sadece savunmak değil, o direnci 90 dakikaya yayıp rakibi hataya zorlamaktır. İkinci yarıda Ayvalıkgücü Belediyespor vites artırıp taraftarını arkasına aldığında, Eskişehirspor’un buna verecek reaksiyonu ne yazık ki kısıtlı kaldı.
Hücum hattındaki kısırlık, orta sahadaki kopukluk ve yenilen gollerin ardından gelen o moralsizlik... Play-Off demek, hata payının sıfıra inmesi demektir. Deplasmanda yenilen iki gol, sadece rakibe skor üstünlüğü vermedi, aynı zamanda Eskişehir’e dönecek olan turun yükünü de iki katına çıkardı.
Şimdi ne olacak?
Şimdi bahanelerin arkasına sığınma vakti bitti. Ayvalık’ta sönen ışıkları, Eskişehir’de yeniden yakmak zorundayız. 2-0, futbolun en tehlikeli skorlarından biridir evet, ama imkansız değildir. Fakat bu turu geçmek için sadece taraftar desteği yetmez; sahadaki futbolcuların da bu formanın ağırlığını, o meşhur Eskişehirspor ruhunu 90 dakika boyunca, hatta gerekirse 120 dakika boyunca sahaya yansıtması gerekir.
Rövanşta bizi bekleyen şey bir maçtan fazlası; bir camianın umudunun devam edip etmeyeceği meselesi. Ayvalık’ta yapılan hatalardan ders çıkarıp, taraftarın o müthiş sinerjisini sahadaki plana dahil etmek şart.
Unutmayın; Eskişehirspor bitti demeden bitmez. Ama devam etmek için, Ayvalık’taki o tutuk futboldan çok daha fazlasına ihtiyacımız olduğu gün gibi aşikâr.
Ayvalık’ta Sönen Işıklar ve Sahadaki Gerçekler
Tamer Kiraz
Yorumlar