Tatilden Bir Kesit

Tatil denince çoğumuzun aklına dinlenmek gelir. Aslında doğrudur da… İnsan rutininden, işinden, sorumluluklarından ve konfor alanından uzaklaşır. Farklı şehirler, farklı ülkeler, farklı insanlar görür. Zihin dinlenir, ruh yenilenir. Ama işin bir de görünmeyen tarafı vardır: İnsan bedenen çoğu zaman daha çok yorulur. Ne var ki o yorgunluk tatlıdır. Ardında biriktirilmiş hatıralar bırakır.

Yıllar önce kendi kendime bir soru sormuştum: "Bir gün parti kursam insanlara ne vaat ederim?" Uzun uzun düşündükten sonra verdiğim cevap tek kelimeydi: Tatil. Çünkü insanlara tatil vaat edebiliyorsanız, demek ki onların temel ihtiyaçlarının büyük bölümü zaten çözülmüş demektir.

Bu yaz biz de küçük bir çılgınlık yapmaya karar verdik. Uçağa binmek yerine otomobilimizle Almanya'ya gitmeye niyetlendik. Daha önce yurt dışı tecrübem, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışında yoktu. Önce uzun bir araştırma süreci başladı. En büyük yardımcımız yapay zekâ oldu. Daha önce bu yolu defalarca giden gurbetçi dostlarımızla konuştum, tecrübelerini dinledim. Sonunda kendi kendime, "Madem yüzlerce, binlerce insan bu yolu gidiyor, ben neden gidemeyeyim?" dedim.

Aslında tek bir korkum vardı. Gece yarısı ıssız bir yerde lastiğin patlaması ya da aracın ciddi bir arıza yapması...

İçim rahat olsun diye aracın bütün ağır bakımlarını yaptırdım. Triger kayışını bile değiştirdim. Artık geriye sadece yola çıkmak kalmıştı.

6 Temmuz sabahı, dualarımızı ederek, Ayetel Kürsi'yi okuyup güle oynaya yola çıktık. Kapıkule'ye geldiğimizde yurt dışı çıkış harcını ödememiz gerektiğini öğrendik. Hemen uygulama üzerinden birkaç dakikada ödedik. Sınırı geçtik ve kendimizi Bulgaristan'da bulduk.

Her şey planladığımız gibi gidiyordu.

Sabah saat 07.30 sularında Sofya girişindeydik. Şehir uyanmış, insanlar işlerine gidiyordu. Trafik yoğundu. Kırmızı ışıkta durdum. Yeşil ışık yandı. Gaza bastım...

Ama araba hareket etmedi.

İşte o an, haftalardır zihnimin bir köşesinde duran korku gerçeğe dönüşmüştü.

Aracımız Sofya'nın girişinde arıza yapmıştı.

Yabancı bir ülkedesiniz. Dilini bilmiyorsunuz. Etrafınızdaki insanlar telaş içinde işlerine yetişmeye çalışıyor. Siz ise ne yapacağınızı bilemeden direksiyon başında kalakalmışsınız...

Annemin yıllardır söylediği bir söz geldi aklıma:

"Gezmenin diğer adı yorgunluktur."

Bizim yorgunluğumuz ise tatille birlikte başlamıştı.

Peki sonra ne mi oldu?

Asıl macera işte ondan sonra başladı...