Yüz Yıllık Emanet: 1926 Bakü Türkoloji Kongresi ve Ortak Alfabe İdeali
Türkolog Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR
Bugün takvimler bizi tam bir asır öncesine, 1926’nın Bakü’süne götürüyor. Sovyetler Birliği’nin henüz ilk yıllarında, Türk halklarının kaderini tayin edecek en büyük bilimsel ve siyasi hamlelerden biri olan I. Bakü Türkoloji Kongresi toplanmıştı. Bugün, bu tarihi zirvenin 100. yılını kutlarken, o gün alınan kararların hala ne kadar taze ve hayati olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Neden Bakü, Neden 1926?
Kongre toplandığında dünya değişiyordu. Türkiye Cumhuriyeti genç bir devlet olarak ayağa kalkıyor, Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk toplulukları ise yeni bir siyasi düzenin içinde kimliklerini koruma mücadelesi veriyordu. Dönemin en parlak zihinleri; Fuad Köprülü’den Hüseyinzade Ali Bey’e, İsmail Gaspıralı’nın talebelerinden dönemin büyük dil bilimcilerine kadar herkes Bakü’deydi.
Bu kongrenin en büyük başarısı, dağınık haldeki Türk dünyasını alfabe birliği etrafında toplama kararlılığıdır. Arap alfabesinden Latin esaslı alfabeye geçiş fikri, ilk kez burada bu denli geniş bir katılımla "ortak bir gelecek" projesi olarak kabul edildi.
Kültürel Bir Köprü Olarak Dil
Bakü Kongresi sadece bir "dil" meselesi değildi; o, kopan bağların yeniden dikilmesiydi. Kongrede tartışılan ana meseleler şunlardı:
• Terminoloji Birliği: Bilimsel ve teknik kavramların tüm Türk dünyasında ortaklaşması.
• Edebi Dilin Standardizasyonu: Kardeş lehçelerin birbirini anlamasını sağlayacak köprülerin kurulması.
• Tarih Bilinci: Türk tarihinin bütüncül bir perspektifle, sömürgeci etkilerden uzak şekilde incelenmesi.
Bugüne Bakış: 100 Yıllık Miras
Bakü Kongresi’nden kısa süre sonra Türkiye’nin 1928’deki Harf Devrimi, aslında Bakü’de yakılan o meşalenin en büyük meyvesidir. Her ne kadar ilerleyen yıllarda siyasi baskılar nedeniyle Türk dünyasında "Kiril alfabesi" zorunluluğu getirilmiş olsa da, 1926 ruhu asla ölmedi.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yeniden konuştuğumuz "Ortak Türk Alfabesi" projeleri, aslında 100 yıl önce Bakü’de atılan o sağlam temellerin üzerine yükseliyor. 1926 Kongresi bize şunu öğretti: Ekonomik ve siyasi iş birlikleri geçici olabilir, ancak kültürel ve dilsel birlik ebedidir.
Yüzüncü yılında bu büyük vizyonu selamlıyoruz. Bakü’de o gün "evet" diyen irade, bugün dijitalleşen dünyada Türk dilini bir dünya dili yapma kararlılığımızın da kaynağıdır.

