Biz Seni Sevinmek İçin Sevmedik
​Bugün takvimler 9 Mayıs 2026’yı gösteriyor. Eskişehir’in gri gökyüzü, dün gece Ayvalıkgücü karşısında alınan 0-0’lık beraberliğin ve ardından gelen o ağır vedanın sessizliğiyle kaplı. Play-off yarı finalinde duran kalpler, bitiş düdüğüyle yerini derin bir keder ve siteme bıraktı. Kırmızı Şimşekler için 2. Lig hayali bir başka bahara, bir başka mücadeleye ertelendi.
​Ancak bu şehirde futbol, sadece sahada patlayan bir meşin yuvarlaktan ya da puan durumundaki rakamlardan ibaret değildir. Bu yüzden başlığımız bir slogan değil, bir yemin: Biz seni sevinmek için sevmedik.
​Bir Şehirden Fazlası, Bir İhtilal Mirası
​Eskişehirspor, Anadolu’nun futbol literatürüne "ihtilal" kelimesini sokan kulüptür. Amigo Orhan’ın tribünlerde başlattığı o orkestra, İstanbul hegemonyasına karşı yükselen ilk örgütlü sestir. Bugün 3. Lig’de, tozlu ve engebeli yollarda yürüyor olmamız bu asaletten bir şey eksiltmez. Aksine, düştüğü yerden kalkmaya çalışan bir devin sabrını ve sadakatini test eder.
​Dün gece tribünleri hınca hınç dolduran, takımı için su tabancası parasını bağışlayan o küçük yürekten tutun da, deplasman yollarında ömrünü tüketen kıdemli taraftara kadar herkesin ortak bir acısı var. Bu acı, sadece bir üst lige çıkamamanın hayal kırıklığı değil; hak edilen yere, o ışıklı Süper Lig sahnelerine duyulan özlemin sancısıdır.
​Hakemler, Engeller ve Bitmeyen İnat
​Play-off sürecinde yaşananlar, verilmeyen kararlar ve kulüp çevresinde dönen siyasi polemikler taraftarın canını yakıyor. "Birileri bizim yükselmemizi istemiyor mu?" sorusu Eskişehir sokaklarında yüksek sesle yankılanıyor. Ama unuttukları bir şey var: Eskişehirspor bir kurum değil, bir duygudur. Ve duygular lig düşmez, kayyuma devredilmez, baraj maçlarında elenmez.
​Evet, 2025-2026 sezonu bizim için bir "hüzün mevsimi" olarak kayıtlara geçecek belki. Ama Eskişehirspor taraftarı, armasını sadece kupa kaldırırken sevmedi ki bugün vazgeçsin. Biz bu takımı;
​Kar kış demeden gidilen o uzak deplasmanlarda,
​Mali krizlerin ortasında açılan "Yaşasın Eskişehirspor" pankartlarında,
​Ve en çok da, herkesin bitti dediği anda küllerinden doğan o Kuvayi Milliye ruhunda sevdik.
​Şimdi Ne Olacak?
​Şimdi yas tutma zamanı değil, daha gür bir sesle kenetlenme zamanı. Elimizde kalan tek gerçek, bu şehrin sarsılmaz aidiyetidir. Yönetimler değişir, futbolcular gider, teknik direktörler veda eder; ancak o tribündeki bando çalmaya, o siyah-kırmızı forma sokaklarda gururla taşınmaya devam eder.
​Ayvalık’ta kaçan goller, hakemin çalmadığı düdükler veya kaçırılan fırsatlar... Hepsi bugünün dertleri. Yarın güneş yine Porsuk Çayı’nın üzerine doğduğunda, biz yine o armanın peşinde olacağız.
​Çünkü bizim sevdamız skor tabelasına sığmayacak kadar büyük, şampiyonluk kutlamalarına sığmayacak kadar derindir.
​Eskişehirspor bitmez, sadece bir süreliğine gözlerini kapatır. Ve uyandığında, dünya yine o meşhur "Es-Es-Es, Ki-Ki-Ki" sesiyle sarsılır.
​Sabret Es-Es, bu kışın sonu bahar.

Ve dip not

"Altın çamura düşmekle değer kaybetmez"