Acaba kaç çift sıfır araba kazanabilmek için 10 çocuk yapmayı aklından geçirebilir
İlk Yazıdan Önce Birkaç Söz…
Ben Ömer Faruk Kulluk…
Uzun yıllar eğitimcilik yapmış, insanı sadece sınıfta değil hayatın içinde de okumaya çalışan bir psikolojik danışmanım. Bundan sonra haftada bir kez Eskişehir Durum haber sitesinde; eğitimden aileye, gençlikten toplumsal meselelere, siyasetin gündelik hayata etkilerinden insan psikolojisine kadar hayata dair ne varsa yazmaya çalışacağım.
Amacım kimseyi kırmak değil; düşündürmek, bazen tebessüm ettirmek, bazen de “Bu da doğru aslında…” dedirtebilmek.
Yazılarımda yer yer eleştiri olacak, yer yer ironi, yer yer de hayatın içinden gözlemler… Çünkü toplum dediğimiz şey; sadece rakamlardan, istatistiklerden ve sloganlardan oluşmuyor. İnsanlardan oluşuyor.
Her türlü eleştiriye açık olduğumu da özellikle belirtmek isterim. Çünkü insan, sadece konuşarak değil dinleyerek de gelişiyor.
İlk köşe yazımla baş başa bırakıyorum sizleri…
ON ÇOCUK YAPANA ARABA!
Geçen hafta bir haber ilişti gözüme…
Ordu’nun bir ilçesinde, Mayıs 2026’dan sonra çocuk yapan ailelere çeşitli teşvikler verileceği açıklanmış. İnanın, belediye başkanı kim, belediye hangi partiden, hiç merak edip de bakmadım. Çocuk sayısına göre destekler artıyor. İşin en dikkat çekici kısmı ise şu:
“10 çocuk yapan aileye sıfır kilometre otomobil.”
İnsan haberi okuyunca ister istemez düşünüyor…
On çocuk yapacak, büyütecek, okutacak, hastalığında yanında olacak, ergenliğinde saç baş yolduracak kadar zamanı ve enerjiyi bulan bir aile zaten ya çok zengindir ya emeklidir ya da işsizdir. Zengin bir ailenin de çocuk yaparak belediyeden araba bekleme ihtimali de çok düşüktür.
Arabayı gerçekten hedefleyen bir aile düşünelim…
2026’da projeye başlamış olsunlar. Her çocuktan sonra iki ay nefes aldıklarını varsaysak bile, herhalde yaklaşık on yıl sonra arabaya kavuşurlar.
Tabii o zamana kadar belediye başkanı hâlâ görevde olur mu, onu bilemeyiz.
Belki de eski hikâyedeki mantık işletiliyordur:
“Biz vaadi verelim de ya ben ölürüm, ya at ölür, ya da padişah…”
İşin bir başka tarafı daha var.
Sekiz çocuğa belediyede iş deniliyor.
Şimdi insan ister istemez hesap yapıyor:
Teşvikler üst üste mi veriliyor?
Sekiz çocukta işe girip iki çocuk daha yapınca araba da geliyor mu?
Yoksa kampanyada “Bir alana bir bedava” mantığı mı var?
Vatandaşın aklı karışık.
Ama daha önemlisi şu:
Bugünün ekonomik şartlarında bir çocuğu büyütmek bile ciddi mesele olmuşken, on çocuğun maliyetini hesaplayınca bırakın bir arabayı, on araba verseniz yine aile zararda.
Mamasi ayrı…
Eğitimi ayrı…
Kıyafeti ayrı…
Servisi ayrı…
Telefonu ayrı…
Üniversitesi ayrı…
Bir çocuk artık sadece nüfus artışı değil; aynı zamanda ekonomik dayanıklılık testi.
İnsanlar artık “Kaç çocuk istiyorum?” diye değil,
“Kaç çocuğa bakabilirim?” diye düşünüyor.
Gerçekten samimi bir nüfus politikası mı oluşturmak istiyorsunuz?
O zaman çıkıp deyin ki:
“İlçemizde doğan her çocuk için belediye 10 bin TL destek verecek. Her ilave çocukta destek 5 bin TL artacak.”
İşte o zaman insanlar bunu daha gerçekçi bulur.
Hem vatandaşın aklıyla dalga geçilmiş olmaz…
Hem de mesele sosyal medya manşeti olmaktan çıkar.
Çünkü bazı projeler vardır; çözüm üretmek için yapılır.
Bazıları ise sadece haber olmak için…
Bu proje hangisi, artık onu da vatandaşın ferasetine bırakalım.