04 Ekim 2026, Pazar
Sivrihisar ve Akşehir’den Buhara’ya Nasreddin Hoca

Sivrihisar ve Akşehir’den Buhara’ya Nasreddin Hoca

YAYINLAMA:

Gülmek, insanı insana bağlayan en kısa köprüdür derler.Ffakat bazı kahkahalar vardır ki sadece insanları değil, asırları, coğrafyaları ve kadim medeniyetleri birleştirir. İşte o kahkahanın, o kıvrak zekânın ve bilgeliğin Türk dünyasındaki tecessüm etmiş hâli Nasreddin Hoca’dır.

Bizler onu Akşehir’de göle maya çalarken hatırlarız. Oysa o maya çoktan tutmuş, Seyhun’dan Ceyhun’a, Balkanlar’dan Doğu Türkistan’a kadar koca bir coğrafyanın ruhuna zarafetle çalınmıştır.

Nasreddin Hoca, dar kalıplara, sınır hatlarına ve mekanik tarih yazıcılığına sığmayacak kadar devasa bir kültürel hafıza ve kimlik semboldür. Türk dünyasının neresine adım atarsanız atın, karşınızda onun tebessüm eden siluetini bulursunuz. Kazakistan’da Koja Nasır, Azerbaycan’da Molla Nesreddin, Uygur’da Nasirdin Afandi adıyla yaşar. Her bir Türk boyu onu öylesine içselleştirmiştir ki, hiç kimse onun bir "yabancı" ya da başka bir beldenin sakini olduğuna inanmak istemez. Çünkü Nasreddin Hoca, halkın vicdanıdır. Hoca güç karşısında nükteyi zırh edinen, adaletsizliği mizahla mahkûm eden, hayatın çelişkilerini bir fıkranın ortasına narin bir tebessümle bırakan ortak akıldır.

 

Bu sahiplenmenin ve gönül bağının en somut, en büyüleyici örneklerinden birine tanık olmak istiyorsanız rotanızı Özbekistan’ın masalsı şehri Buhara’ya çevirmelisiniz. Buhara’nın tarihi kalbinde, asırlık dut ağaçlarının gölgesinde uzanan Labi Hovuz meydanına vardığınızda, sizi büyüleyici bir bronz heykel karşılar. Eşeğinin üzerinde, yüzünde dünyaya meydan okuyan ama bir o kadar da babacan bir tebessümle duran Nasreddin Afandi heykelidir bu.

Özbek halkı için bu heykel, alelade bir tunç dökümden çok daha fazlasıdır. O, Buhara sokaklarında her an karşılaşabileceğiniz, mahallenin en bilge ve en sevimli büyüğüdür.
Özbek kültüründe Nasreddin Hoca ya da onların deyimiyle Afandi öylesine derin bir yere sahiptir ki, Özbek edebiyatında "Afandi Latifalari" müstakil bir tür ve mizah mirası hâline gelmiştir.

Özbekler için Nasreddin Hoca, Dışarıdan ithal edilmiş bir folklor figürü değil; doğrudan doğruya Buhara’nın, Semerkant’ın, Fergana’nın öz evladıdır. Çocuğunu uyuturken Afandi fıkrası anlatan bir Özbek anasıyla, Akşehir’de torununa Hoca hikâyesi okuyan bir Türk dedesi aynı ruh dilini konuşur. Buhara’daki o heykelin etrafında koşturan çocuklar, heykelle fotoğraf çektiren turistler ve eşeğin kulağını tutarak dilek dileyen yerel halk, aslında asırlardır kopmayan bir medeniyet sürekliliğine dokunmaktadır.

Günümüzde küreselleşmenin tek tipleştirdiği dünyada, Nasreddin Hoca’nın temsil ettiği değerler her zamankinden daha kıymetlidir. O, nükteyi kırıcı bir silaha dönüştürmeden, insanı incitmeden düşündürmenin sırrına ermiştir.

UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne dâhil edilen bu anlatı geleneği, sadece Türk dünyasının değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır. Eşeğinin sırtında ters oturarak geçmişe bakıp geleceği gören bu harikulade bilge, Sivrihisar ve Akşehir’den çıkıp İpek Yolu boyunca ilerlemiş, Buhara’da mola vermiş ve insanlığın kalbinde sonsuz bir taht kurmuştur.

Coğrafyalar ayrılsa da, haritalar değişse de Nasreddin Hoca’nın eşeğinin izi de, onun o şifalı kahkahası da Türk dünyasını birbirine bağlamaya devam edecektir.

Türkolog Prof. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız