Kendimize Ne Kadar Yakınız
İnsanın En Uzun Yolculuğu: Kendine Doğru
Hayat boyunca insanın peşinden koştuğu çok şey var: Para, makam, başarı, itibar, dostluk, sevgi… Daha iyi bir hayat kurmak için sürekli dışarıya bakıyoruz. Daha iyi bir iş, daha güzel bir ev, daha çok kazanç, daha fazla insan tarafından sevilmek istiyoruz.
Ama bütün bu telaşın içinde çoğu zaman en önemli kişiyi unutuyoruz: Kendimizi.
Nâbî’nin yüzyıllar öncesinden söylediği şu söz, bugün de insanın yüzüne ayna tutuyor:
“Kendi kendinle müsâhib olagör ey Nâbî,
Sana senden yakın yâr olmaz.”
Ne kadar sade, ama ne kadar derin…
İnsan bazen kalabalıkların içinde kendisini kaybediyor. Herkesle konuşuyor ama kendisiyle konuşmayı unutuyor. Başkalarının hayatını takip ediyor, başkalarının başarılarını ölçüyor, başkalarının ne düşündüğünü önemsiyor; fakat dönüp de “Ben gerçekten ne istiyorum?” diye sormuyor.
Oysa insanın hayatındaki en uzun yolculuk, kendini tanıma yolculuğudur.
Kendini tanımak, yalnızca güçlü yönlerini bilmek değildir. Eksiklerini de kabul edebilmektir. Hatalarına bakabilmek, kırgınlıklarını anlayabilmek, neden öfkelendiğini sorgulayabilmek, hangi insanlarla neden aynı yollara tekrar tekrar düştüğünü fark edebilmektir.
Kendini tanımayan insan, çoğu zaman başkalarının biçtiği hayatı yaşamaya başlar.
Birileri “Böyle olmalısın.” der, olur.
“Şunu yapmalısın.” der, yapar.
“İnsanlar ne der?” derler, korkar.
Sonra bir gün durup hayatına baktığında, kendisine ait olmayan bir hayatın içinde yaşadığını fark eder.
Belki de bu yüzden insanın zaman zaman herkesten uzaklaşıp kendisiyle baş başa kalmaya ihtiyacı vardır.
Sessizlikten korkmamak gerekir.
Çünkü insan bazen en önemli cevapları kalabalıklarda değil, kendi içindeki sessizlikte bulur.
Kendinle dost olabiliyorsan, yalnızlık artık bir ceza değildir. Kendi hatalarını affedebiliyor, kendine karşı dürüst olabiliyor ve kendini başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçebiliyorsan, hayatın yükü biraz olsun hafifler.
Elbette insanın dosta, aileye, sevgiye ihtiyacı var. Fakat bütün bunların içinde kendi kendine yabancılaşmamak gerekiyor.
Çünkü insanın yanında herkes olmayabilir.
Dostlar uzaklaşabilir.
Bazı insanlar değişebilir.
Bazıları verdiği sözü tutmayabilir.
Bazıları bugün yanınızda olup yarın hayatınızdan çıkabilir.
Ama insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatının sonuna kadar devam eder.
Bu yüzden belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben kendime nasıl davranıyorum?”
Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize gösterebiliyor muyuz?
Başkalarının hatalarını affettiğimiz kadar kendi hatalarımızı affedebiliyor muyuz?
Başkalarını dinlediğimiz kadar kendi iç sesimizi dinliyor muyuz?
Belki de hayatın en büyük huzuru, bütün bu soruların cevabını bulduğumuz yerde başlıyor.
Nâbî’nin sözü, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan bir hayat dersidir:
İnsan önce kendisine yâr olmayı öğrenmeli.
Çünkü insan kendisini tanıdığında dünyayı da daha doğru okumaya başlar.
Ve nihayet anlar ki;
**Kendinden kaçtığın sürece nereye gidersen git, yine kendinle karşılaşırsın.
Kendinle barıştığın gün ise dünya biraz daha yaşanabilir bir yer olur.**