07 Eylül 2026, Pazartesi

DEPREM GELMEDEN ÖNCE

YAYINLAMA:

İnsan bazen evine sığınır. Bazen de evinden korkar.

Türkiye’de deprem gerçeğiyle yaşayan insanların hayatına sessizce yerleşen bir soru var: “Ya deprem olursa?” Akşam eve geldiğimizde, çocuğumuzu uyuturken, gece yatağa uzandığımızda ya da sabah evden çıkarken zihnimizin bir köşesinde aynı endişe dolaşıyor: Oturduğumuz bina gerçekten güvenli mi?

Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz. “Deprem ne zaman olacak?” diye bekliyoruz. Oysa asıl sormamız gereken soru çok daha önemli: “Deprem gelmeden önce biz ne yaptık?” Çünkü depremi durduramayız. Fay hattına müdahale edemeyiz. Sarsıntının hangi gün, hangi saatte başlayacağını kesin olarak bilemeyiz. Fakat deprem olduğunda yaşayacağımız kaybın boyutunu büyük ölçüde bugün belirleyebiliriz. Bir binanın sağlamlığı, bir okulun güvenliği, bir hastanenin dayanıklılığı, bir şehrin altyapısı ve insanların afet anında ne yapacağını bilmesi; deprem gerçekleşmeden önce alınabilecek kararlarla ilgilidir.

Bilim insanlarının yıllardır yaptığı uyarılar da aslında aynı noktada birleşiyor: Depremin zamanını kesin olarak bilmek mümkün değil; fakat depreme hazırlanmak mümkün. Bu nedenle enerjimizi “Ne zaman olacak?” sorusuna değil, “Olduğunda ne kadar hazır olacağız?” sorusuna yöneltmemiz gerekiyor.

Riskli yapıların tespit edilmesi, gerekli binaların güçlendirilmesi, kentsel dönüşümün hızlandırılması, okulların ve hastanelerin güvenli hâle getirilmesi, afet toplanma alanlarının bilinmesi… Bunların hiçbiri depremi engellemez. Ama bir depremi felakete dönüştüren sonuçları azaltabilir.

Elbette bu alanda çeşitli çalışmalar yürütülüyor, adımlar atılıyor. Fakat meselenin büyüklüğü karşısında şu soruyu sormaktan da kaçınmamalıyız: Yapılanlar, insanların taşıdığı endişeyi azaltacak kadar hızlı mı?

Çünkü bugün insanların korkusu yalnızca deprem değil. Asıl korku, deprem olduğunda içinde yaşadığı binanın ne yapacağını bilememek. Kendi evinde güvende olduğundan emin olamayan bir insan için dört duvar, ne yazık ki her zaman yuva anlamına gelmiyor.

Bir başka tehlike ise korkuya alışmak.

Bir deprem oluyor. Birkaç gün boyunca bütün ülke aynı görüntülere bakıyor, uzmanların açıklamalarını dinliyor, uyarıları paylaşıyoruz. Sonra gündem değişiyor. Hayat yeniden kendi akışına dönüyor. Ta ki bir sonraki sarsıntıya kadar…

Oysa deprem unutulacak bir gündem değil, hazırlanılacak bir gerçek.

Bugün yapılması gerekenleri yarına bırakmak, deprem anında bize fazladan zaman kazandırmayacak. Yaşadığımız binanın durumunu öğrenmek, ailemizle bir afet planı yapmak, çocuklarımıza deprem sırasında ne yapmaları gerektiğini anlatmak, çevremizdeki güvenli alanları bilmek… Bunların her biri bugün atılabilecek adımlar. Çünkü deprem geldiğinde karar vermek için yalnızca saniyelerimiz olabilir. Oysa deprem gelmeden önce hâlâ zamanımız var.

Belki de artık kendimize “Deprem ne zaman olacak?” diye sormayı bırakıp daha zor ama daha anlamlı bir soruyla yüzleşmeliyiz:

“Deprem geldiğinde hazırlıklı olmak için bugün ne yaptım?”

Depremi engelleyemeyebiliriz. Ama hazırlıksız yakalanmak kaderimiz değil.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız