ALTIN KURAL MI DEDİNİZ?
Merhaba sevgili okuyucularım,
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Buralardan biraz uzak kalmak bana o kadar iyi geldi ki…
Bazen insanın gerçekten durmaya ihtiyacı oluyor. Biraz susmaya, biraz geri çekilmeye, uzaktan bakmaya…
Sanırım bu sadece hayat için değil, ilişkiler için de geçerli.
Biraz kenara çekildiğinizde daha iyi görüyorsunuz bazı şeyleri. İçindeyken anlamlandıramadığınız ne varsa, dışarı çıktığınızda bütün çıplaklığıyla önünüze seriliyor.
Kaç yıldır ilişkileri kaleme alıyorum. Benimle birlikte yürüyenler bilir; epey uzun zaman oldu. Arada kısa molalar vermiş olsam da hep kaldığımız yerden devam ettik.
Çoğu zaman bana akıl danıştınız.
Çok akıllı olduğumdan değil elbette…
Bazen insan kendi kalbiyle ya da kendi aklıyla yola çıkmaya korkuyor. Çünkü meselenin içindeyken insanın görüşü bulanıklaşıyor. Bir dış göze, başka bir sese ihtiyaç duyuyor.
Her ne kadar yıllardır yazıp çizsem de ben de tıkandığım noktada sizlerden yardım alıyorum.
Çünkü konu ilişkiler olunca kimsenin elinde kusursuz bir kullanım kılavuzu yok.
Ah, bu ilişkiler…
Geçenlerde sosyal medyada karşıma çıktı:
“İlişkilerde Mutlu Olmanın Altın Kuralları.”
Merak ettim, baktım.
Güven…
Saygı…
Şeffaflık…
İletişim…
Verilen sözleri tutmak…
Hadi ya?
Biz bilmiyorduk.
Açıkçası artık bu tavsiyeler bana biraz komik geliyor.
Yahu ben kaç yıldır burada neler kaleme aldım. Ne evlisi kaldı ne bekârı. Ne “Seni seviyorum” deyip ertesi gün ortadan kaybolanı kaldı, ne sadakat nutukları atıp gizli kapaklı işler çevireni…
Hangi altın kuraldan bahsediyoruz?
Bir yerde de şöyle yazmışlar:
“Mutlu bir ilişkinin en güçlü temeli güvendir. Güven olmadığında ne huzur ne de mutluluk mümkündür. Verdiğiniz sözleri tutun.”
Başka bir yerde ilişki taktiklerini sıralamışlar.
Ona şöyle davranın…
Mesajına hemen cevap vermeyin…
Biraz geri çekilin…
Merak ettirin…
Şunu yapın, bunu yapmayın…
Ohoo…
Ah canım…
İnsan gerçekten seviyorsa neden sevdiği insana karşı satranç oynar gibi hamle hesaplasın?
Ben ilişki yazarı olarak daha düne kadar “Seni seviyorum” diyen adamın başka kadınları sosyal medyasına eklediğine de şahidim. Valla! Hadi dedim ufak tefek kavgalar olur, anlaşmazlıklar olur ama adam çoktan farklı arayışlara geçmiş bile.. Birkaç gün konuşmayınca hop birileri listeye eklenmiş. Güldüm geçtim..
O yüzden çok ta takılmamak lazım.
“Ben buradayım” deyip gidişine de şaşırmamak.
Görüyoruz “Bana güven” deyip güvenilecek tek bir davranış sergilemeyenine de…
Şimdi söyleyin bana:
Karşınızdaki insanın karakteri sağlam değilse hangi altın kural sizi kurtarabilir?
Hangi ilişki taktiği sadakatsiz birini sadık yapabilir?
Hangi iletişim tekniği ne istediğini bilmeyen birini bir anda ne istediğini bilen bir insana dönüştürebilir?
Hangi “doğru davranışınız” yanlış insanı doğru insan yapabilir?
Bence biz ilişkileri bazen gereğinden fazla karmaşıklaştırıyoruz.
Oysa benim size söyleyeceğim tek bir altın kural var.
Dürüst ve ne istediğini bilen bir insan bulun.
Bu kadar.
Adamın karakterlisini bulun.
Kadının da.
Çünkü karakter varsa güveni ayrıca öğretmek zorunda kalmazsınız.
Saygıyı hatırlatmazsınız.
Sadakati istemezsiniz.
“Bunu yaparsan üzülürüm” diye yetişkin bir insana temel şeyleri anlatmak zorunda kalmazsınız.
Sürekli “Acaba beni seviyor mu?”, “Neden böyle yaptı?”, “Neden yazmadı?”, “Neden bunu sakladı?” diye gecenin bir yarısı dedektifliğe soyunmazsınız.
Gerçek bir adam “seviyorum” dediği kadını bile isteye incitmez.
Gerçek bir kadın da “seviyorum” dediği adamın duygularını hesaba katar.
Elbette insanlar hata yapar. Kırar, yanlış anlar, bazen yanlış kararlar verir. Kimse kusursuz değil.
Ama hata başka şeydir, karakter başka.
Bir insanın sürekli aynı yerden canınızı yakması artık “yanlışlık” değildir.
Ve belki de ilişkilerde öğrenmemiz gereken en önemli şey şu:
Bir insanı doğru severek doğru insana dönüştüremezsiniz.
Siz dünyanın en anlayışlı, en sadık, en sevgi dolu insanı olabilirsiniz. Ama karşınızdaki insan dürüst değilse sizin sevginiz onun karakter açığını kapatmaz.
O yüzden bırakın taktikleri.
Geç cevap vermeleri, merak ettirmeleri, güç savaşlarını, “Şimdi yazarsam basit mi görünürüm?” hesaplarını…
Doğru insanla zaten bunlara ihtiyacınız kalmaz.
Çünkü iki yetişkin insan birbirini gerçekten istiyorsa ilişki bir strateji oyununa dönüşmez.
Her şey daha sade ilerler.
Daha açık.
Daha dürüst.
Daha gerçek.
Ve en güzeli de…
Taktiksiz.
Belki de bütün o “mutlu ilişkinin altın kuralları” listelerinin en başına tek bir cümle yazmak gerekiyor:
Önce doğru karakteri seçin.
Gerisi zaten iki insanın birlikte öğreneceği şeyler.
Haftaya görüşmek üzere
Sizi çok özledim
Ve seviyorum
Hoşçakalın…