02 Eylül 2026, Çarşamba

Sokaktan Sınıfa: Şiddetin Büyüyen Görünmez Zinciri

YAYINLAMA:

Sokakta başlayan öfke eve, evde büyüyen şiddet ise okulun kapısından içeri giriyor. Çocuklara “Şiddet yanlıştır” derken onlara izlettiğimiz dünya, bizi tek bir soruyla yüzleştiriyor: Bu görünmez zinciri ne zaman kıracağız?

Bir yerde başlayan şiddet, çoğu zaman başladığı yerde kalmaz. Sokakta gördüğümüz öfke eve taşınır. Evde yaşanan şiddet çocukların dünyasına yansır. Çocukların tanık olduğu ve öğrendiği davranışlar ise bir süre sonra okulda, parkta ve arkadaşlık ilişkilerinde yeniden karşımıza çıkar. Belki de bugün en çok konuşmamız gereken şey tam olarak budur: Şiddetin görünmez zinciri.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan olaylar, bu zincirin ne kadar genişlediğini bir kez daha gösteriyor. Kadınların şiddet sonucu yaşamını yitirdiği haberlerle karşılaşıyoruz. Çocukların parklarda, sokaklarda ve okul çevrelerinde birbirlerine uyguladığı şiddet görüntülerini görüyoruz. Trafikte ise birkaç saniyelik bir tartışmanın ağır fiziksel saldırılara dönüşebildiğine tanık oluyoruz. Bir söz, bir bakış ya da basit bir tartışma… Ve ardından kontrol edilemeyen bir öfke. Peki, insanlar ne zaman bu kadar tahammülsüz hâle geldi?

Elbette her olayın kendi nedenleri, koşulları ve hukuki boyutları vardır. Ancak sokaktaki saldırganlığı, trafikteki öfkeyi, aile içi şiddeti, kadına yönelik şiddeti ve çocuklar arasında giderek daha görünür hâle gelen zorbalığı birbirinden tamamen bağımsız görmek mümkün değildir. Çünkü şiddet yalnızca yaşandığı anla sınırlı kalmaz; görülür, öğrenilir, taklit edilir ve bazen normalleşir.

Çocuklar yaşadıkları toplumdan bağımsız büyümez. Bir çocuk yalnızca kendisine söylenenleri öğrenmez; yetişkinlerin nasıl konuştuğunu, öfkelendiğinde nasıl davrandığını ve sorunlarını nasıl çözdüğünü de izler. Çocuklara “Şiddet yanlıştır” diyoruz. Ama en küçük tartışmada birbirine bağıran, hakaret eden ve saldıran yetişkinlerin olduğu bir dünyayı da onlara gösteriyoruz. Sonra çocukların neden öfkelerini yönetemediğini sorguluyoruz. Oysa çocuklar çoğu zaman söylenenlerden çok, gördüklerini öğrenir.

Bu nedenle çocuklar arasındaki şiddeti yalnızca “Çocuktur, yapar” diyerek geçiştiremeyiz. Bugün görmezden geldiğimiz bir zorbalık, yarın çok daha büyük bir sorunun parçası olabilir. Çünkü öfke bir duygudur, şiddet ise bir davranıştır. Öfkelenmek insanidir. Hayal kırıklığı yaşamak, reddedilmek, istediğinin olmaması ya da haksızlığa uğradığını düşünmek hayatın doğal parçalarıdır. Ancak hiçbir duygu, bir başkasına zarar verme hakkı vermez.

Belki de çocuklara ve yetişkinlere yeniden öğretmemiz gereken şey tam olarak budur: Hayal kırıklığıyla nasıl baş edilir? “Hayır” cevabı nasıl kabul edilir? İstediğimiz olmadığında ne yaparız? Bizim gibi düşünmeyen biriyle nasıl konuşuruz? Çünkü ihtiyacımız olan şey yalnızca her şiddet olayından sonra öfkelenmek değildir. Asıl ihtiyacımız olan, şiddet ortaya çıkmadan önce ne yapacağımızı öğrenmektir.

Okullarda zorbalığa daha erken müdahale edilmeli. Çocuklara duygularını tanıma ve yönetme becerileri kazandırılmalı. Aileler ihtiyaç duyduklarında destek mekanizmalarına ulaşabilmeli. Ve en önemlisi, şiddetin hiçbir türü “normal”, “anlık bir öfke” ya da “basit bir kavga” diyerek küçümsenmemelidir. Şiddetle mücadele, bir olay yaşandıktan sonra başlamamalı; önleyici çalışmalarla, eğitimle ve toplumsal farkındalıkla çok daha erken başlamalıdır. Çünkü şiddet, görmezden gelindiğinde ortadan kaybolmaz. Sadece el değiştirir, yer değiştirir ve biçim değiştirir. Bugün sokakta gördüğümüz öfke yarın bir evin içine girer. Evde büyüyen şiddet bir gün okulun kapısından içeri girer. Okulda görmezden gelinen zorbalık ise yarın yeniden sokağa çıkar. Ve zincir, kırılmadığı sürece devam eder.

İşte tam da bu nedenle sokaktan sınıfa uzanan bu görünmez zinciri kırmak zorundayız. Çünkü mesele yalnızca bugün yaşanan bir kavga, bir saldırı ya da gündeme gelen bir şiddet olayı değildir. Mesele, çocuklarımızın yarın nasıl bir toplumda büyüyeceğidir.

Şiddetin her geçen gün biraz daha normalleştiği bir toplumda artık kendimize şu soruyu sormalıyız: Bu zinciri kırmak için daha neyi bekliyoruz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız