BÜYÜK TAARRUZ’DAN BUGÜNE: BİZ, ONLARIN GÖREMEDİĞİ GELECEĞİZ
Bugün kurduğumuz her hayalin, attığımız her adımın ve özgürce aldığımız her nefesin arkasında, kendilerinden sonra gelecek insanların geleceği için mücadele edenlerin hikâyesi var.
Bugün 30 Ağustos. Takvimlerde bir bayram günü olarak görünen bu tarih, aslında bize bırakılan bir geleceği hatırlama günüdür. 104 yıl önce bu topraklarda mücadele eden insanlar, bizim bugün nasıl bir hayat yaşayacağımızı bilmiyordu. Kimimizin hangi şehirde doğacağını, hangi sokaklarda yürüyeceğini, hangi hayalleri kuracağını hiç bilmiyorlardı. Ama bildikleri bir şey vardı: Kendilerinden sonra gelecek insanlar özgür yaşamalıydı.
Belki bir anne evladını son kez uğurladığını bilmiyordu. Belki hayatının baharında bir genç, ardında bıraktığı hayallerine bir daha dönemeyeceğini… Belki bir asker, gözlerini son kez kapattığında aradan yıllar sonra bu topraklarda doğacak milyonlarca insanın özgürce yaşayacağını hayal bile edemiyordu. Ama yine de mücadele ettiler; yokluğa, yorgunluğa ve imkânsızlıklara rağmen. Çünkü bazı mücadeleler yalnızca bugünü kurtarmak için verilmez. Bazı mücadeleler, henüz doğmamış insanların yarınları için verilir.
30 Ağustos’un anlamı belki de tam olarak burada saklı. Biz bugün, onların hiç görmediği bir gelecekte yaşıyoruz. Onların yürüdüğü yollarda yürüyor, onların korumak için mücadele ettiği bu topraklarda hayaller kuruyoruz. Bizim için sıradan olan pek çok şey, bir zamanlar onlar için uğruna mücadele edilmesi gereken bir hayaldi: Özgür olmak, kendi bayrağının altında yaşamak ve kendi geleceğine kendin karar verebilmek. Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı.
Bugün biz rahatça yarını konuşabiliyorsak, bir zamanlar birileri yarının var olabilmesi için hayatını ortaya koydu. İşte bu yüzden tarih yalnızca geçmiş değildir. Tarih, bugün sahip olduğumuz her şeyin nereden geldiğini bilmektir. Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi bize yalnızca kazanılmış bir zaferi anlatmaz; zor zamanlarda vazgeçmemenin ne demek olduğunu, imkânsız görünenin karşısında umudu korumayı ve bir milletin inandığında neleri değiştirebileceğini de hatırlatır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatanın bağımsızlığı için mücadele eden herkesi bugün saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Çünkü onlar yalnızca kendi dönemleri için mücadele etmediler. Onlar, bizi hiç tanımadan bizim için de mücadele ettiler.
Bugün onların göremediği bir gelecekte yaşıyoruz. Ve belki de onlara karşı en büyük sorumluluğumuz, bize bırakılan bu geleceğin kıymetini bilmektir. Çünkü bazı insanlar gider, ama uğruna mücadele ettikleri gelecek yaşamaya devam eder.