2026 Eskişehir Yılı
Bazı şehirler vardır…
Yol yapar, bina yapar, tabela asar.
Bazı şehirler ise kendine bir söz verir.
2026, Eskişehir için tam olarak bu demek.
Bir takvim yaprağından ibaret değil; bir niyet, bir yön, bir duruş.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 2026’yı “yıl” ilan ederken aslında şunu söylüyor
“Biz bu kenti sadece büyütmeyeceğiz, iyileştireceğiz.”
EBB Başkanı Ayşe Ünlüce’nin bir süredir üstünde durduğu 2026 yılında bizi neler bekliyor, bugün proje tanıtım toplantısında neler konuşuldu özetle yazıyorum.
Eskişehir uzun zamandır betona mesafeli.
2026’da bu mesafe daha da bilinçli hale geliyor.
Atıkların 50 yıl sonrasını düşünen düzenli depolama tesislerinden tutun da,
susuzluğa karşı kuru peyzaj anlayışına…
Yeni su depolarından dijital su hizmetlerine kadar uzanan bir çizgi var.
Ama beni en çok etkileyen şu oldu:
“Yeşil Sessizlik – Aura Park.”
Bir park düşünün;
gençlerin dikkatini toparlasın,
yaşlıların yalnızlığını azaltsın.
Çünkü bazı sorunlar asfaltla değil, ağaçla çözülür.
Ulaşım dendiğinde akla hep “trafik” gelir.
Oysa asıl mesele zaman, sabır ve yaşam kalitesi.
Kuzey Kuşak Yolu, yeni bulvarlar, akıllı kavşaklar…
Ama işin ruhu bence şurada
Yaya, bisikletli ve toplu taşıma merkezde.
Metrobüs geliyor, tramvay genişliyor,
“Bisikletini Hatırla Eskişehir” demeye devam ediliyor.
Ve ayda bir gün…
Arabalar duruyor, insanlar yürüyor.
Arabasız Pazar.
Bir şehir bazen kendine şunu sormalı
“Ben insan için miyim, araç için mi?”
Kentsel dönüşüm denince insanın içi ürperiyor.
Çünkü çoğu yerde dönüşüm, hafızayı silmek demek.
Ama burada başka bir şey var.
Yerinde dönüşüm, insan odaklı yaklaşım ve en önemlisi, Halkevi.
Yeni Halkevi sadece bir bina değil;
bir belleğin iadesi.
Ve hazırlanan Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi…
Kentin geleceği rastgele değil, akılla yazılıyor.
Eskişehir’in en doğru cümlelerinden biri şu olabilir:
“Güçlü kent, güçlü kırsalla mümkündür.”
ÇİDEM, İpek Köyü, selektör tesisi, erken uyarı sistemleri…
Bunlar sadece proje değil;
toprağa saygı.
Üreticinin yalnız olmadığı bir model kuruluyor.
Ve bu çok kıymetli.
Sosyal Kampüs, Halkın Mutfağı, Sofra 26…
Bunlar birer bina değil, birer dayanışma cümlesi.
Ekolojik Çocuk Evi ile çocuklar doğayı kitaplardan değil, toprağın içinden öğrenecek.
Gençler teknoloji ve inovasyon merkezlerinde hayal kuracak.
Kadınlar, yaşlılar, özel gereksinimliler…
Kimse “kenar”da bırakılmıyor.
Bir şehir herkese eşit mesafedeyse, gerçekten şehirdir.
Hayvan bakımevi, doğal yaşam alanları, mama üretim tesisi…
Bunlar bir kentin vicdan göstergesi.
Çünkü sokaktaki canı koruyamayan,
insanı da tam koruyamaz.
Spor, Turizm, Sanat ve Gençlik… Hepsi Bir Arada
Kaykay parkından spor kampüsüne,
Porsuk Festivali’nden Yunus Emre Edebiyat Günleri’ne…
Bu şehir sadece yaşanmıyor, paylaşılıyor.
Ve gençlere bırakılan alanlar…
26 Altı 26 gibi projelerle gençler “seyirci” değil, üretici.
2026 Eskişehir Yılı, bana şunu düşündürdü
Bu bir proje listesi değil.
Bu, bir kentin kendine yazdığı mektup.
Daha yeşil olacağım diyor.
Daha adil, daha sakin, daha birlikte…
Ve belki de en önemlisi şunu söylüyor:
“Ben sadece büyümek istemiyorum.
Ben iyi bir şehir olmak istiyorum.”
İşte tam da bu yüzden…
2026, Eskişehir’in yılı değil sadece.
Eskişehir’in niyeti.
