Bir araştırmaya göre Türkiye’nin narsisistik eğilimlerin en yüksek olduğu ülkeler arasında beşinci sırada yer almasının ardından, Klinik Psikolog Tuğba Açıkgöz konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Açıkgöz, narsizmin sanılanın aksine kişinin kendisini aşırı sevmesi anlamına gelmediğini belirterek, bunun kişinin iç dünyasındaki derin değersizlik ve kırılganlık duygularıyla baş etme çabasını yansıttığını söyledi.
Narsisistik eğilime sahip bireylerin dışarıdan özgüvenli görünebildiğini ifade eden Açıkgöz, özünde eleştiriye karşı son derece hassas olduklarını dile getirdi. Sağlıklı özgüvene sahip bireylerin ise eleştiriye daha açık ve kendilerini kabul edebilen kişiler olduğunu belirten Açıkgöz, narsisistik eğilim gösteren kişilerin kendilerini değerli hissedebilmek için sürekli üstün, özel ve kusursuz olmak zorunda hissettiklerini, bunun altında ise örtülü bir utanç duygusunun bulunduğunu kaydetti.
Aile, toplum ve ekonomik koşullar etkili oluyor
Türkiye’de narsisistik eğilimlerin yüksek görülmesinde ailevi ve toplumsal etkenlerin rol oynadığını ifade eden Açıkgöz, ilk olarak çocuklara koşulsuz kabul yerine başarı ya da uslu olma üzerinden değer verilmesinin yetişkinlikte dışarıya bağımlı bir onay ihtiyacı oluşturduğunu söyledi.
Ailelerin otoriter ve kıyaslayıcı tutumlarının da etkili olduğunu belirten Açıkgöz, sürekli eleştirilen bireylerin kırılganlıklarını gizlemek için üstün benlik maskesi geliştirebildiğini dile getirdi. Bu noktada bireyselleşme ve ayrışmanın desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Ekonomik ve sosyal güvensizliğin de bireyleri güçsüz hissettirebildiğini ifade eden Açıkgöz, güçsüzlüğe tahammül etmekte zorlanan kişilerin makam, ün, takipçi sayısı ve şöhret gibi dışsal güç unsurlarına yönelmeye başlayabildiğini söyledi.

“Sosyal medya narsizmi doğurmaz, besler”
Sosyal medyanın narsisistik davranışları doğurmadığını ancak besleyip pekiştirdiğini ifade eden Açıkgöz, beğeni ve onayın çok hızlı alınmasının bireylerde kusursuz kimlik sunumunu teşvik ettiğini belirtti.
Çocuklar performanslarıyla değil, oldukları gibi kabul edilmeli
Narsisistik eğilimlerin önüne geçebilmek için ailelere de önerilerde bulunan Açıkgöz, çocukların olduğu haliyle kabul edilmesi ve sevginin performansa bağlanmaması gerektiğini söyledi.
Ne aşırı övgünün ne de sürekli eleştirinin doğru bir yaklaşım olduğunu belirten Açıkgöz, çocuklara samimi ve gerçekçi geri bildirim verilmesinin daha sağlıklı olacağını ifade etti.
Çocuklara net sınırlar çizilmesi gerektiğini ancak bunun aşağılanma ve utandırma içermemesi gerektiğini söyleyen Açıkgöz, duyguların anlaşılması ve “Abartıyorsun” demek yerine “Öfkeleniyorsun, görüyorum” ya da “Üzülüyorsun, anlıyorum” gibi ifadelerle duyguların aynalanmasının önemine dikkat çekti.
Açıkgöz, çocukların bireyselleşme ve ayrışma süreçlerinin desteklenmesi gerektiğini belirterek, amaçlarının kusursuz çocuklar yetiştirmek değil; kendisiyle barışık, duygularını ve eksikliklerini kabul edebilen bireyler yetiştirmek olduğunu ifade etti.




