Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçükay, toplumda sık görülen guatr ve tiroid nodüllerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küçükay, tiroid nodüllerinin çoğunun iyi huylu olduğunu ancak büyüdükçe boyunda şişlik, yutma ve nefes alma güçlüğü, ses kısıklığı, baskı hissi ve estetik kaygı gibi şikâyetlere yol açabildiğini belirtti.
Prof. Dr. Küçükay, klasik yaklaşımın çoğu zaman cerrahi müdahale olduğunu ifade ederek, bazı hastalarda tiroid bezinin ya da bir bölümünün ameliyatla alındığını söyledi.
“Kesi yok, dikiş yok, iz yok”
Son yıllarda ameliyat ve genel anestezi gerektirmeyen girişimsel yöntemlerin öne çıktığını belirten Küçükay, Mikrodalga Ablasyon (MWA) ve Tiroid Arter Embolizasyonu (TAE) yöntemlerine dikkat çekti.
Prof. Dr. Küçükay açıklamasında, “ESOGÜ Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji bölümünde uygun hastalarda bu modern tedavilerden ikisi uygulanmaktadır: Mikrodalga Ablasyon ve Tiroid Arter Embolizasyonu. İşlem genellikle hasta uyutulmadan lokal anestezi ile yapılır. Kesi ve dikiş gerekmez, belirgin bir iz kalmaz” ifadelerini kullandı.
Küçükay, sağlıklı tiroid dokusunun korunmasının hedeflendiğini ve birçok hastada hormon üretiminin sürdürülebildiğini de aktardı.
Tiroid Arter Embolizasyonu yöntemini de anlatan Küçükay, kasık veya koldan girilen ince bir kateter ile tiroidi besleyen damarlara ulaşıldığını ve kanlanması azalan guatrın zamanla küçüldüğünü söyledi.
“Hangi hastalar için uygun?”
Tedavi yöntemlerinin her hasta için uygun olmadığını belirten Küçükay, kararın detaylı değerlendirme sonrası verildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Küçükay, “Mikrodalga ablasyon ve tiroid arter embolizasyonu, iyi huylu olduğu gösterilmiş tiroid nodülü veya guatrı olan; boyunda şişlik, baskı, yutma-nefes güçlüğü ve estetik kaygı yaşayan hastalarda bir seçenek olabilir” dedi.
Küçükay ayrıca, tedavi kararının nodülün türü, boyutu, yerleşimi, biyopsi sonuçları, hormon düzeyleri ve hastanın genel durumuna göre verildiğini belirtti. Kanser şüphesi olan veya cerrahi gerektiren durumlarda farklı yöntemlerin tercih edildiğini de vurguladı.
Tüm girişimsel işlemlerde olduğu gibi bu yöntemlerin de riskleri bulunduğunu ifade eden Küçükay, hastaların bilgilendirilerek sürece dahil edildiğini söyledi.
ESOGÜ Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji bölümünün bu alanda hizmet verdiği ve çalışmaların uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanarak literatüre katkı sağladığı da aktarıldı.





