Türkiye'de yaklaşık 1 milyon kişinin yaşamını sürdürdüğü epilepsi hastalığı, tıbbi boyutunun ötesinde iş gücüne katılım noktasında ciddi bir toplumsal sınavla karşı karşıya. Nörolojik bir durum olan ve doğru tedavi yöntemleriyle büyük oranda kontrol altına alınabilen epilepsi, hastaların çalışma kapasitesini kısıtlamamasına rağmen, iş dünyasındaki yanlış algılar nedeniyle bireylerin üretim süreçlerinden dışlanmasına yol açıyor. Uzmanlar, hastaların iş bulma ve mevcut işlerini koruma süreçlerinde yaşadıkları zorlukların temelinde, hastalığa dair eksik bilgilenme ve önyargıların yattığını vurguluyor.
İşsizlik oranları genel nüfusun yedi kat üzerinde
Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr.
Yasemin Biçer Gömceli, epilepsi hastalarının iş hayatındaki görünmez engellerine dikkat çekerek çarpıcı veriler paylaştı. Yapılan güncel araştırmalar, epilepsi hastalarının yalnızca yüzde 26,7'sinin aktif bir şekilde çalıştığını ortaya koyuyor.
Genel nüfusa kıyasla işsizlik oranının yedi kat daha yüksek olduğu bu grupta, hastaların yüzde 38,8'i hayatı boyunca hiç çalışma fırsatı bulamazken, yüzde 64,5'i ise iş hayatında istikrar sağlayamayarak en az iki kez iş değiştirmek zorunda kalıyor. Özellikle kadınlar ve eğitim düzeyi düşük olan bireyler, bu dezavantajlı tablodan en çok etkilenen kesimi oluşturuyor.
Üretkenlik ve özgüven için çalışma hayatı şart
Epilepsi hastalarının iş gücüne dahil olmasının sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım olduğunu belirten Prof. Dr.
Gömceli, çalışmanın hastaların yaşam kalitesini doğrudan artırdığını ifade ediyor. İş hayatına katılan bireylerde özgüvenin yükseldiği, depresyon ve anksiyete riskinin azaldığı gözlemleniyor.
Ayrıca, hastaların bakım alan konumundan üreten konuma geçmesi, ailelerin üzerindeki ekonomik yükü hafifletirken, toplum genelinde üretkenliğin artmasına ve sosyal güvenlik harcamalarının dengelenmesine katkı sağlıyor.
Korku yerine bilgi odaklı bir yaklaşım gerekiyor
İş yerlerinde kapsayıcı bir kültürün oluşturulması için işverenlerin ve toplumun epilepsi konusunda doğru bilgilendirilmesi kritik bir önem taşıyor. Prof.
Dr. Gömceli, epilepsinin bulaşıcı olmadığını ve hastaların büyük çoğunluğunun uygun düzenlemelerle normal bir çalışma hayatı sürdürebileceğini hatırlatıyor.
Bu noktada politika yapıcılara, epilepsi hastalarına yönelik özel istihdam teşvikleri geliştirilmesi ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması gibi önemli görevler düşüyor. Bilgi eksikliğinin yerini bilinçli bir yaklaşıma bırakması, hastaların yeteneklerini iş dünyasına yansıtabilmeleri için en temel şart olarak görülüyor.