AL GÜLÜM, VER GÜLÜM
Aday belli, beklentiler belli… Peki milletin hesabı nerede?
Siyasette bazen söylenen sözlerden çok, sözlerin yan yana gelişine bakmak gerekir.
AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için TBMM’de seçimlerin yenilenmesi kararının alınmasını savunuyor.
Cumhur İttifakı’nın iradesi açık:
Erdoğan yeniden aday olsun.
Ardından DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar’ın açıklaması geliyor. Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda DEM Parti’nin desteğine ihtiyaç duyulursa, Anayasa’nın 42. ve 66. maddelerine ilişkin taleplerinin karşılanması yönünde söz verilmesi hâlinde “duruma
bakılabileceğini” ifade ediyor.
Bir tarafta açık bir adaylık iradesi, diğer tarafta şartlara bağlı bir destek ihtimali…
Al gülüm, ver gülüm !
Henüz kesinleşmiş bir anlaşma yok. Ancak karşılıklı beklentiler artık kamuoyunun önünde. Peki, bu beklentilerin karşılanması sürecinde ülkenin ve milletin menfaati nerede duracak? Elbette her siyasi partinin bir hedefi, her siyasi aktörün bir talebi olabilir.
İktidar yeniden adaylık için gerekli siyasi zemini oluşturmak isteyebilir.
DEM Parti de kendi siyasi ve anayasal taleplerinin karşılanmasını bekleyebilir. Bunlar siyasetin doğal unsurlarıdır.
Ancak bir siyasi hedefin gerçekleştirilmesiyle kamu yararının sağlanması aynı şey değildir. Asıl mesele, tarafların ne kazanacağından önce, Türkiye’nin ne kazanacağıdır.
Anayasa değişikliği yapılacaksa, bunun gerekçesi ve topluma sağlayacağı fayda açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir siyasi destek gündeme geliyorsa, bu desteğin karşılığında atılması beklenen adımlar kadar, söz konusu adımların ülkenin geleceğine etkisi de tartışılmalıdır.
Çünkü anayasa, yalnızca siyasi aktörlerin üzerinde uzlaşacağı bir metin değildir.