02 Ekim 2026, Cuma

Yazmaya Oturuyorum Yarım Kalıyor

YAYINLAMA:

Gündemden Başımızı Kaldırabilirsek…

Bugün yaşananları, ardı ardına sıralanan ve takip etmekte giderek zorlandığımız ülke gündemini kaleme almak için oturdum.

Fakat ne zaman yazıya başlayıp birkaç cümle ilerlesem, gündem değişti.

Ben yazımı bitiremeden yeni bir olay ortaya çıktı. Okul yolunda saldırı… Kütahya’da kadına yönelik şiddet… Büyü… Mansur Yavaş… Fon meselesi derken don meselesine dönüşen tartışmalar… Ardından MHK ile ilgili gözaltı kararları…

Birbirini takip eden, daha önce yaşananı sindirmeye fırsat vermeden yenisinin önümüze düştüğü bir gündem.

Öyle hızlı akıyor ki gündem, insan bazen hangi olayı konuştuğumuzu, hangisine tepki gösterdiğimizi, hangisini unuttuğumuzu birbirine karıştırıyor.

Tam bir meseleyi anlamaya, üzerine düşünmeye ve birkaç cümle kurmaya çalışırken başka bir başlık gündemin merkezine oturuyor.

Ben de yazımı yarıda kestim.

Çünkü bugün yaşadıklarımızın her birine ayrı ayrı cümleler kurmak mümkün. Fakat bütün bu yaşananların altında, çok daha büyük bir mesele olduğunu düşünüyorum.

Yıllar önce Mahatma Gandhi’ye atfedilen ve çağımızın hastalıkları olarak tanımlanan yedi madde geldi aklıma.

Belki de bugün yaşadığımız pek çok sorunu anlamak için yeniden hatırlamak gerekiyor:

Çalışmadan zenginlik.

Emek vermeden kazanmak, üretmeden sahip olmak, alın terinin yerine kolay kazancı koymak…

Vicdan olmadan haz.

Başkasının acısını, hakkını ve hayatını önemsemeden yalnızca kendi mutluluğunun peşinden koşmak…

Karakter olmadan bilgi.

Bilmek, okumak, öğrenmek yetmiyor. Bilginin insanı daha iyi, daha adil ve daha sorumlu birine dönüştürmediği yerde bilgi de tek başına yeterli olmuyor.

Ahlak olmadan ticaret.

Kazanmak uğruna dürüstlüğü, güveni ve hakkaniyeti bir kenara bırakmak…

İnsanlık olmadan bilim.

Bilimin insan hayatını kolaylaştırmak yerine insanı ve hayatı değersizleştirecek şekilde kullanılması…

Fedakârlık olmadan ibadet.

Sadece görünmek, söylemek ve şekle sığınmak; fakat inandığını hayatına, davranışlarına ve insan ilişkilerine yansıtmamak…

Ve son olarak:

İlkesiz siyaset.

Güç uğruna ilkeyi, makam uğruna adaleti, çıkar uğruna doğruyu terk etmek…

Belki de bugün ülke olarak yaşadığımız pek çok tartışmayı yalnızca kişiler, kurumlar ya da günlük olaylar üzerinden değerlendirmek yerine, biraz da bu yedi başlık üzerinden düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü gündem değişiyor.

Bugün konuştuğumuzu yarın unutuyoruz.

Bir olayın öfkesi dinmeden başka bir olayın şaşkınlığına kapılıyoruz.

Ama asıl mesele, bütün bu olayların her gün yeniden üretilmesine neden olan değer kaybını fark edebilmek.

Gündem ne kadar hızlı değişirse değişsin, insanın temel meseleleri değişmiyor.

Emek, vicdan, karakter, ahlak, insanlık, fedakârlık ve ilke…

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, biraz durup bunları yeniden hatırlamak.

Gündemden başımızı kaldırıp kendimize şu soruyu sormak:

Biz neyi kaybettik de bu kadar çok şeyi konuşmak zorunda kalıyoruz?

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız