24 Eylül 2026, Perşembe

GÜÇLÜ DEĞİLİZ, SADECE DEVAM ETMEK ZORUNDAYIZ

YAYINLAMA:

Sabah gözümüzü açıyoruz. Belki gece hiç uyumadık. Belki zihnimizin içinde dönüp duran düşünceler yüzünden sabahı ettik. Bir borcu, bir hastalığı, bir ayrılığı, ailevi bir meseleyi, kaybettiğimiz birini ya da kimseye anlatamadığımız başka bir derdi düşünüp durduk.

Sonra sabah oldu. Ve hayat devam etti. İşe gitmemiz gerekiyor. Çocukları okula göndermemiz, faturaları ödememiz, alışveriş yapmamız, yemek hazırlamamız, telefonlara cevap vermemiz ve insanlarla konuşmamız gerekiyor. İçimizde kopan fırtınaya rağmen dışarı çıkıp hayatın normal akışına karışıyoruz. Çünkü hayat, çoğu zaman bizim hazır olup olmadığımızı sormuyor.

Kimimiz borçlarını düşünerek çalışıyor. Kimimiz hasta bir yakınının başında beklerken işe yetişmeye çalışıyor. Kimimiz bitmiş bir ilişkinin ardından hiçbir şey olmamış gibi gününe devam ediyor. Kimimiz yalnızlığını kimseye belli etmeden kalabalıkların arasına karışıyor. Ve çoğu zaman kimse bunları bilmiyor. Çünkü anlatmıyoruz.

Belki anlatacak birini bulamıyoruz. Belki anlaşılmayacağımızı düşünüyoruz. Belki karşımızdakini kendi dertlerimizle yormaktan çekiniyoruz. Belki de yıllardır güçlü görünmeye o kadar alıştık ki “Ben artık çok yoruldum.” demek bile bize ağır geliyor. Oysa hepimizin hayatında, başkalarının görmediği bir mücadele var.

Sokakta yanımızdan geçen insanın ne yaşadığını bilmiyoruz. Markette önümüzde duran kişi belki bütün gece çocuğunun hastalığını düşündü. Yan masada sessizce oturan insan belki biraz önce hayatını değiştiren bir telefon aldı. İş yerinde her zamanki gibi çalışan arkadaşımız belki eve döndüğünde kimseyle konuşmadan saatlerce tavana bakacak.

Biz ise çoğu zaman yalnızca görüneni biliyoruz. Gülümsediğini görüyoruz ve mutlu olduğunu düşünüyoruz. İşe geldiğini görüyoruz ve iyi olduğunu varsayıyoruz. “Sorun yok.” dediğinde gerçekten sorun olmadığını kabul ediyoruz. Oysa insan, hayatını sürdürürken aynı anda kendi içinde büyük bir mücadele verebilir.

Bir insan hem gülebilir hem üzgün olabilir. Hem çalışabilir hem tükenmiş olabilir. Hem ailesiyle ilgilenebilir hem kendisini unutmuş olabilir. Hem “İyiyim.” diyebilir hem de içinden “Artık dayanamıyorum.” diye geçirebilir.

Belki de yetişkin olmanın en yorucu taraflarından biri budur: Canımız ne kadar yanarsa yansın, hayatı devam ettirmek zorunda olmamız. Çünkü faturaların beklemediği bir dünyada yaşıyoruz. Kiranın günü geliyor. İşe gitmek gerekiyor. Çocukların ihtiyaçları devam ediyor. Evde yapılacak işler, dışarıda yetişilecek sorumluluklar bitmiyor.

Bazen insanın tek istediği, bir günlüğüne hiçbir şeyi düşünmemek oluyor. Ama yine de kalkıyor. Üzerini giyiniyor. Evden çıkıyor. Gülümsüyor. “Günaydın.” diyor. Ve kimse, o insanın kendisini ayakta tutmak için o sabah verdiği mücadeleyi bilmiyor. Belki de bu yüzden birbirimize karşı biraz daha anlayışlı olmamız gerekiyor.

Birinin geç cevap vermesi ilgisiz olduğu anlamına gelmeyebilir. Birinin sessiz olması kibirli olduğu anlamına gelmeyebilir. Birinin dalgın görünmesi umursamaz olduğu anlamına gelmeyebilir. Birinin güçlü görünmesi, gerçekten güçlü olduğu anlamına gelmeyebilir. Bazen insanın ihtiyacı çözüm değildir. Sadece anlaşılmaktır.

“İstersen anlat.” diyebilecek birine ihtiyaç duyar. “Seni dinliyorum.” diyebilecek birine… Ya da hiçbir şey sormadan yanında oturabilecek birine. Çünkü herkesin hayatında kimsenin bilmediği bir taraf vardır. Kimsenin görmediği, kimseye anlatamadığı, bazen kendisinin bile kelimelere dökemediği bir taraf…

Belki de birbirimizin hayatına müdahale etmekten önce, birbirimize alan açmayı öğrenmeliyiz. Bazen büyük cümlelere gerek yoktur. “Hazır olduğunda buradayım.” Bu kadar.

Hepimizin bir derdi var. Hepimizin yetiştirmeye çalıştığı bir hayat, söyleyemediği birkaç cümle ve kimseye göstermediği yaralar var. Bu yüzden birbirimize biraz daha yumuşak davranalım. Bir insanı yargılamadan önce, onun bugün neler taşıdığını bilmediğimizi hatırlayalım. Çünkü karşımızdaki insanın hayatında ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz. Belki de bugün yanımızdan geçen, bize sadece “Merhaba.” diyen insanın yapabildiği tek şey buydu.

Bazı insanlar hayatlarına devam ettikleri için güçlü değiller. Hayat devam etmek zorunda olduğu için yürümeye devam ediyorlar.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız