Şantiyede, fabrikada veya ofiste yaşanan bir iş kazasının ardından hukuki süreç genellikle "kalıcı hasar" yani maluliyet oranı üzerinden yürütülür. Vücudunda kalıcı bir hasar kalmayan, tedavisinin ardından sapasağlam işinin başına dönen bir çalışanın maddi tazminat hakkı olmadığı düşünülür. Kazın ayağı ise hiç de öyle değil.
Dile kolay, tam 11 yıl önce yaşanan o korkunç kaza, bugün Türkiye'deki tüm iş hukukunu derinden sarsan bir emsal karara dönüştü. Çalıştığı inşaatta 4 metre yükseklikten beton zemine çakılan, aylarca tedavi gören ve ruh sağlığı bozulan bir işçi, patronuna karşı hem maddi hem de manevi tazminat davası açtı. İşveren ise mahkemede klasik savunmasını yaptı: "Biz tüm eğitimleri verdik, kaza işçinin kendi dikkatsizliğinden oldu."
Sürecin ilk aşamasında dosyaya bakan İlk Derece Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu'ndan gelen o kritik rapora odaklandı. Raporda işçinin tedavisinin tamamlandığı ve vücudunda "sürekli iş göremezlik" (kalıcı maluliyet) oranının yüzde 0 olduğu belirtiliyordu.
Mahkeme bu rapora dayanarak işçinin maddi tazminat talebini tek kalemde reddetti ve sadece 30 bin liralık bir manevi tazminata hükmetti. Çoğu çalışanın pes edip evine döneceği bu noktada, davacı işçi dosyayı bir üst seviyeye, Yargıtay'a taşıdı ve asıl büyük devrim orada koptu.
Dosyayı titizlikle inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, milyonlarca işçinin hakkını teslim eden o tarihi kararı yazdı ve yerel mahkemenin hükmünü bozdu.
Yüksek mahkemenin mantığı son derece net ve adildi: Evet, işçinin vücudunda kalıcı bir sakatlık kalmamış olabilir. Ancak bu adam aylarca hastanede yattı, evinde istirahat etti ve bu süre zarfında işe gidip para kazanamadı! Yargıtay kararında, "İşçinin kalıcı maluliyeti olmasa bile, raporlu olduğu süredeki ücret kaybı açık ve net bir maddi zarardır" denilerek, o raporlu günlerde sigortalının "yüzde 100 malul" (hiç çalışamaz) sayılması gerektiği ve mahrum kaldığı tüm ücretin patron tarafından karşılanması gerektiği vurgulandı.
SGK Başmüfettişi Karakaş Uyardı: "İyileştim" Deyip Dosyayı Kapatmayın
Sektörün en tecrübeli isimlerinden SGK Eski Başmüfettişi İsa Karakaş, bu kararın çalışma hayatında kartları yeniden dağıttığını belirterek hem işçilere hem de patronlara hayati uyarılarda bulundu.
Karakaş'ın analizine göre yeni dönemin şifreleri şunlar:
İşçiler İçin Altın Kural: İş kazası geçirdiniz ve tamamen iyileştiniz. Sakın "Tazminat hakkım bitti" tuzağına düşmeyin. Evde veya hastanede yatarak geçirdiğiniz her bir günün ekonomik karşılığı vardır. Hukuk dilinde "geçici iş göremezlik" denilen bu süreçte, alamadığınız maaşlarınızı ve gelir kaybınızı kuruşu kuruşuna talep etme hakkına sahipsiniz.
Patronlar İçin Tehlike Çanları: "İşçi iyileşti, sapasağlam işine döndü, konuyu kapattık" diye sevinen işverenler büyük bir hukuki riskin tam ortasında oturuyor. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinde yapılan en ufak bir ihmal, yaralanma ne kadar hafif olursa olsun size ağır maddi tazminatlar olarak geri dönecektir. Yargı, işçinin o raporlu olduğu dönemi doğrudan patronun "tam kusuru" gibi değerlendirip koruma altına alıyor.