63’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali, Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında dikkat çeken yapımlardan biri olan Bir Türk Meselesi filmine ev sahipliği yaptı. Gösterimin ardından izleyicilerle bir araya gelen yönetmen Hüseyin Aydın Gürsoy, filmin merkezine aldığı göçmenlik olgusunu ve kendi yaşam öyküsünün sinematografik diline olan yansımalarını paylaştı.
Fransız kültürü ve sinematografik dil
Yönetmen Hüseyin Aydın Gürsoy, Fransa’da büyümenin getirdiği kültürel birikimin sinema dilini doğrudan şekillendirdiğini vurguladı. Gürsoy, filmin sadece oyuncu kadrosunda değil, teknik ekibinde de Fransız bir bakış açısının hakim olduğunu belirterek, görüntü yönetmeni ve set amiri gibi kilit isimlerle kurduğu sanatsal iş birliğinin filmin estetiğine katkı sağladığını ifade etti.
Diaspora deneyimi ve ırkçılıkla yüzleşme
Filmin temel motivasyonunun Fransa’daki Türk diasporasının yaşam tecrübelerini aktarmak olduğunu belirten Gürsoy, Türkiye’deki yaşam ile Fransa’daki göçmenlik deneyimi arasında belirgin farklar bulunduğunu dile getirdi. Kendi hikayesini Fransa’da göçmen olarak var olma çabası ve ırkçılık karşısında sergilenen duruş üzerine inşa ettiğini söyleyen yönetmen, Türkiye’de film çekmek yerine kendi gözlemlerine dayanan bu diaspora hikayesine odaklanmayı tercih ettiğini belirtti.
Evrensel bir göçmenlik hikayesi
Bir Türk Meselesi filminin sadece Türk göçmenlerin değil, farklı coğrafyalardan gelen pek çok insanın ortak duygularına hitap ettiğini söyleyen Gürsoy, izleyicilerden gelen geri bildirimlerin bu durumu doğruladığını ifade etti. Polonya gibi farklı ülkelerden gelen göçmenlerin de filmdeki karakterlerde ve hikayede kendilerinden bir şeyler bulduğunu belirten yönetmen, filmin Türkiye’ye özel bir mesaj vermekten ziyade, göçmenliğin evrensel zorluklarını ve kişisel deneyimlerini yansıttığını vurguladı.