25 Ekim 2026, Pazar
KIRMIZI ŞİMŞEKLER’İN ÇIKMAZ SOKAĞI: GÜNÜ KURTARMA ÇABASI VE BİRİKEN İSYAN

KIRMIZI ŞİMŞEKLER’İN ÇIKMAZ SOKAĞI: GÜNÜ KURTARMA ÇABASI VE BİRİKEN İSYAN

YAYINLAMA:

​Eskişehirspor ile Bursa Yıldırımspor arasında oynanan ve 2-2’lik beraberlikle sonuçlanan o 90 dakika, sadece tabelaya yazılan birer puandan ibaret değildi. Es-Es’in bu sezonki ruh halinin, saha içi çaresizliğinin ve aynı zamanda tribündeki bitmek bilmeyen o inatçı refleskin tam bir röntgeniydi.
​Sahadaki 90 dakikanın ötesinde; teknik heyetin acizliğini, tribündeki feryadı ve yönetim katındaki sessizliği birleştirince ortaya çıkan tablo oldukça karanlık. Gelin, bu karşılaşmayı bir de teknik direktör Hakan Şapçı, taraftar ve yönetim üçgeninde masaya yatıralım.
​⚽ HAKAN ŞAPÇI VE TAKTİKSEL ÇIKMAZ: KORKAK FUTBOL MU, ÇARESİZLİK Mİ?
​Eskişehirspor gibi bir camianın kulübesinde oturmak, sadece antrenman sahasında taktik tahtasına çizgi çekmek değildir. O armanın büyüklüğünü, tarihin ağırlığını ve arkasındaki devasa kitlenin psikolojisini yönetebilmektir.
​Ancak gördük ki Hakan Şapçı, sahaya ne taraftarın görmek istediği o korkusuz hücum futbolunu yansıtabiliyor ne de savunma güvenliğini kusursuz sağlayabiliyor. 1-0 geriye düşülen, kaçan penaltıyla momentumun kaybedildiği, yetmedi bir de Ahmet Dereli’nin sakatlığıyla takımın 10 kişi kaldığı bir senaryo yaşandı. Şapçı’nın hamleleri, hamle üstünlüğünü ele almaktan ziyade günü kurtarma çabasından öteye geçemedi.
​Maçın son düdüğüyle birlikte tribünlerden yükselen o tek ses tesadüf değildir: "Hakan Şapçı istifa!"
​Hoca, 10 kişi kalmasına rağmen reaksiyon gösterip eşitliği bulan takım üzerinden bir "karakter" savunması yapabilir; ancak unutmamalıdır ki bu camia sadece mücadele eden değil, sahada ezici üstünlük kuran bir Eskişehirspor izlemek istiyor. Şapçı, taraftarla arasındaki bağı çoktan koparma noktasına getirdi. Bu saatten sonra iç sahada kaybedilen her 2 puan, onun kredisini değil, kredisizliğini katlayarak artırır.
​📣 TARAFTARIN İSYANI: SABRIN SON SELAM DURDUĞU YER
​Eskişehirspor taraftarı... Dünyanın belki de en sadık, en cefakâr ama aynı zamanda en çok yıpratılmış futbol kitlesi. 169 gün sonra ligde tribünleri dolduran o büyük kalabalık, takımı ayağa kaldırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Kerem Baykuş’un attığı gollerde sevinçten yıkılan o tribünler, maç sonundaki 2-2'lik gerçeklikle adeta buz kesti.
​Çünkü bu taraftar artık "mücadele ettik ama olmadı" masallarını dinlemekten yoruldu. Kendi evinde Bursa Yıldırımspor karşısında galibiyeti kaçırmak, şampiyonluk veya üst lig hesapları yapan bir camianın kabul edebileceği bir lüks değil. Tribünlerin teknik heyete gösterdiği tepki anlık bir öfke patlaması değil; yıllardır biriken ve "Acaba yine mi hayal kırıklığı?" korkusunun dışa vurumudur. O tribünler sahada fedakarlık görürse alkışlar, ama hırs yoksunu ve çaresiz bir görüntü görürse sevgisini de, kredisini de çekmesini bilir.
​🏢 YÖNETİM CEP HESABINDA: TRIBÜNE OYNAYAN DEĞIL, ÇÖZÜM ÜRETEN YÖNETİM NEREDE?
​İşin en acı kısmı ise ne sahada ne de kulübede; asıl sorumluluk koltuğunda oturan yönetimde bitiyor.
​Takım bu kadar kırılgan, bu kadar plansız bir görüntü çiziyorsa; transfer politikasından sahadaki organizasyona kadar her şeyin baş sorumlusu yönetimdir. Kulübe istifa sesleriyle sarsılırken, yönetim katından yükselen derin sessizlik neyin nesidir? Kriz anlarında sorumluluk almaktan kaçan, günü kurtarmalık adımlarla süreci geçiştirmeye çalışan bir yönetim anlayışı, Eskişehirspor’un geleceğini tehdit eden en büyük risk faktörüdür.
​Eğer bu kulüp düzlüğe çıkacaksa, yönetim "Nasıl olsa taraftar her koşulda arkamızda" rahatlığından acilen sıyrılmalıdır. Şapçı’nın arkasında durulacaksa bunun mantıklı ve güçlü bir izahatı yapılmalı, radikal kararlar alınacaksa da taraftarın sesine kulak verilip vakit kaybetmeden gereği yapılmalıdır.
​📌 SON SÖZ: BU GEMİ BU PLANSIZLIKLA YÜRÜMEZ
​Bursa Yıldırımspor maçının röntgeni nettir: Eskişehirspor, Kerem Baykuş gibi oyuncuların bireysel çabalarıyla yenilgiden kurtulmuş; ancak futbol aklından, vizyonundan ve kazanma kültüründen son derece uzak bir görüntü vermiştir.
​Hakan Şapçı taraftarı ikna edemiyor, yönetim sorunları çözmek yerine halının altına süpürüyor, taraftar ise her geçen gün biraz daha tükeniyor. Bu çark bu şekilde dönmez. Şapçı ya bu takıma acilen bir oyun kimliği kazandıracak ya da bu koca çınarın önünden çekilecek. Aksi takdirde, bu sezon da hayal edilen o büyük dönüşün değil, trajik bir kayıplar silsilesinin hikayesi olarak tarihe geçecek.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız