26 Eylül 2026, Cumartesi
High Potential ve Televizyonun Bitmeyen “Dâhi Dedektif” Formülü

High Potential ve Televizyonun Bitmeyen “Dâhi Dedektif” Formülü

YAYINLAMA:

Yakın zamanda Türkiye’de uyarlanacağı açıklanan High Potential dizisine gelin yakından bakalım.

Sherlock dizilerinin bir varyasyonu olan bu yapımda, başrolümüzde yüksek IQ’ya sahip, üç çocuklu bekar bir anne olan Morgan’ı izliyoruz. 

Temizlik görevlisi olarak girdiği merkezde, zekâsı ve olayları farklı açılardan değerlendirme yeteneği sayesinde LAPD danışmanlığına kadar yükselen Morgan, davaları titizlikle inceleyerek her birini başarıyla çözüyor.

Pek dizi insanı olmadığımı, hatta her yıl en fazla bir iki dizi izlediğimi söyleyebilirim. 

High Potential’ı izleme sebebim de kulaktan kulağa yayılan tavsiyeler oldu. Diziyi izlemeye başladıktan sonra Türkiye’de uyarlanacağının açıklanmasıyla birlikte, bu yapımı köşe yazımın konuğu yapmak istedim.

Dizi, bir televizyon yapımı olduğu için aşırı şiddet içeren sahnelerle karşılaşmıyoruz. Bu da diziyi günün hemen her saatinde açıp izleyebileceğiniz anlamına geliyor. 

Sabah kahvaltıda, akşam yemeğinde ya da uyumadan önce... Ama sizi uyarmam gerekiyor: Eğer High Potential’ı yatmadan önce açarsanız, kendinizi “Bir bölüm daha izleyeyim.” diyerek uykunuza direnmeye çalışırken bulabilirsiniz.

Gelelim sevdiğim kısımlara. Dizinin bence en başarılı olduğu noktalardan biri, her bölümde yeni bir olayın peşine düşmemiz.

Genellikle bölümün yarısına geldiğimizde katili bulduğumuzu düşünüyoruz. Ancak olayın aslında çok daha katmanlı olduğunu fark ediyor ve bölümün sonunda gerçek suçluyla karşılaşıyoruz.

 Bu yapı, izleyicinin “Tamam, olayı çözdüm.” dediği anda yeniden meraklanmasını sağlıyor.

Her bölüm kendi içinde farklı bir olayı ele alsa da sezon boyunca devam eden yan hikâyelerin de bulunması diziyi daha katmanlı bir hâle getiriyor. 

Bir yandan bölümün gizemini çözmeye çalışırken diğer yandan karakterlerin hikâyelerinin nereye gideceğini merak ediyoruz. Bu da ister istemez “Bir bölüm daha izleyeyim.” hissini yaratıyor.

“Ay Rabia, diziyi pek övdün. Peki hiç sevmediğin şeyler olmadı mı?” diye sorarsanız, elbette oldu.

İki sezonda da dikkatimi çeken noktalardan biri, sezon finallerine doğru heyecanın ve temponun ciddi şekilde yükselmesi. 

Buna karşılık sezonun önceki bölümlerinde tempo zaman zaman daha düşük kalıyor. Keşke dizi, sezon boyunca her bölümde nabzı biraz daha yükselterek ilerleseydi. 

Böylece sezon finaline geldiğimizde zaten yükselmiş olan heyecan, pastanın üzerindeki kiraz olabilirdi.

Bunun dışında ikinci sezonda diziye dahil olan Wagner karakterinin neden bu ekibin peşine düştüğünü uzun süre öğrenemememiz de benim için biraz soru işareti yarattı. 

Karakteri neredeyse unutmuşken yeniden karşımıza çıkması, ister istemez “Burada zamanlama açısından bir aksaklık mı oldu?” diye düşünmeme neden oldu.

Ama tüm bunlara rağmen High Potential, keyifle izleyebileceğiniz, sürükleyici ve ortalamanın üzerinde bir dizi.

Özellikle polisiye yapımları seviyorsanız, olayların katman katman açılmasından hoşlanıyorsanız ve her bölümün sonunda bir sonraki bölümü merak ediyorsanız High Potential’a bir şans verebilirsiniz.

Benim için de uzun zamandır izlediğim diziler arasında kendine yer edinen yapımlardan biri oldu. 

Türkiye uyarlamasının nasıl olacağını ise ayrıca merak ediyorum. 

Çünkü Amerikan versiyonundaki Morgan karakterinin enerjisi ve hikâyenin işleniş biçimi, uyarlamanın en çok dikkat edilmesi gereken noktalarından biri olacak gibi görünüyor.

Peki sizin dizide sevdiğiniz ya da sevmediğiniz şeyler neler oldu? Bana yazmayı unutmayın.

Haftaya görüşürüz!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız