Eskişehir’in siyasi hayatında önemli bir yer tutan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yazar Arif Anbar tarafından kaleme alınan "Kazım Kurt - Bir Halk Adamının Yolculuğu" kitabının tanıtım ve imza gününde vatandaşlarla bir araya geldi. Kitap fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşide Kurt, bir siyasetçinin ötesinde; bir köylü çocuğu, bir hukukçu ve bir "halkın avukatı" olarak portresini çizdi. Etkinlik sonunda oluşan uzun kuyruk, Eskişehirlilerin tecrübeli siyasetçinin hayat hikayesine olan yoğun ilgisini gözler önüne serdi.
Etkinliğe yoğun katılım olurken Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve CHP Eskişehir İl Başkanı da söyleşiye katıldılar.

İdeolojik Dönüşüm: Şahin Abi ve 70'li Yıllar
Söyleşiye çocukluk yıllarındaki siyasi atmosferi anlatarak başlayan Kazım Kurt, ailesinin Adalet Partisi çizgisinde olmasına rağmen kendi düşünsel dünyasının nasıl evrildiğini detaylandırdı. Köylerinde yaşayan heykeltıraş ve sanatçı Şahin Özyüksel’in (Şahin Abi) üzerindeki etkisini vurgulayan Kurt, "Şahin abi bize tiyatro oynatır, kitaplar verir ve sürekli bizle sohbet ederdi. Onunla kurduğumuz o bağ, bizi yavaş yavaş sola doğru kaydırdı" ifadelerini kullandı.
İstanbul Haydarpaşa Lisesi yıllarında Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) boykotları ve 1970’lerin başında esen Ecevit rüzgarının kendi kuşağını derinden etkilediğini belirten Kurt, özellikle Kıbrıs Harekatı sonrası Türkiye’nin takındığı tutumun, 68 kuşağının da etkisiyle kendisini sol siyasette konumlandırdığını dile getirdi.

Radyo Günlerinden "Genel Sekreterlik" Tartışmasına
Kurt, siyasi literatürdeki "Genel Sekreterlik" kavramıyla ilk tanışmasını ise babasıyla birlikte radyo başında dinlediği bir programla anlattı. Eskişehir Milletvekili ve Adalet Partisi’nin güçlü ismi Talat Asal’ın CHP’ye yönelik "Siz değiştirseniz değiştirseniz genel sekreterinizi değiştirirsiniz" sözlerinin zihnine kazındığını ifade etti. Yıllar sonra SHP ve CHP içindeki siyasi mücadelelerde, özellikle de Önder Sav döneminde bu kurumun ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu bizzat tecrübe ederek kavradığını söyledi.
Çorba İçme Sanatı ve Uygulamalı Eğitim
Eğitim hayatına dair çarpıcı anektodlar paylaşan Kazım Kurt, Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerinden aldığı derslerin hayat boyu rehberi olduğunu belirtti. İlhan Aydoğan isimli öğretmeninin kendilerini Seyitgazi’de bir lokantaya götürerek "çorba nasıl içilir" dersi verdiğini anlatan Kurt, bu anısını şu sözlerle özetledi:"İlhan Hoca kaşığı aldı; 'şöyle sokacaksınız, böyle üfleyeceksiniz' diye bize uygulamalı çorba içmeyi öğretti. Bugün bile her çorba içişimde İlhan öğretmen aklıma gelir. Uygulamalı eğitimin gücü budur."

Hukukçu Kimliği ve Halkın Avukatlığı
İstanbul Hukuk Fakültesi’nde devam mecburiyeti olmaksızın hem çalışıp hem okuyan Kurt, öğrenci hareketlerinin içinde yoğrulan bu sürecin kendisine "muhakeme yeteneği" ve "adalet duygusu" kattığını ifade etti. Mezuniyet sonrası Eskişehir’e dönerek başladığı avukatlık kariyerinde, işçilerin, köylülerin ve sendikaların haklarını savunan bir "halk avukatı" olmayı seçtiğini vurguladı. Baro genel sekreterliği dönemindeki akademik baro anlayışını ve şehrin havasına, suyuna sahip çıkmak için verdikleri hukuki mücadeleleri özlemle andığını sözlerine ekledii.
Belediye başkanlığı ile avukatlık arasındaki farkı değerlendiren Kurt, yöntemler değişse de hedefin her zaman halkın hakkını korumak olduğunu belirterek söyleşisini sonlandırdı. Söyleşinin ardından saatler süren imza etkinliğinde Kazım Kurt, okurlarıyla tek tek fotoğraf çektirip kitabını imzaladı.




