Libya Temsilciler Meclisi'nin, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı 20 Ekim 2026 itibarıyla onaylaması, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirdi. Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.
Dr. Nafiz Maden, bu kararın Türk diplomasisi adına kritik bir kazanım olduğunu belirterek, bölgedeki enerji projelerinin Türkiye'nin onayı ve katılımı olmadan başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Mavi Vatan doktrini sahada karşılık buldu
Prof. Dr.
Nafiz Maden, söz konusu onayın Mavi Vatan doktrininin sahada somut bir karşılık bulduğunun en net göstergesi olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yürüttüğü dengeli ve hakkaniyetli diplomasiyle, Tobruk merkezli güçlerin yıllardır sürdürdüğü vetoların aşıldığını vurgulayan Maden, bu adımın Türkiye'nin hem Libya karasularında hem de açık denizlerde enerji arama faaliyetleri yürütmesinin önünü açtığını kaydetti.
Türkiye'nin tek Libya vurgusuyla yürüttüğü stratejik hamle, bölgede istikrarın sağlanması adına atılmış büyük bir diplomatik başarı olarak nitelendiriliyor.
Enerji kaynakları üzerindeki rekabet kızışıyor
Doğu Akdeniz'deki gerilimin temelinde, bölgede bulunan yaklaşık 30 milyar varil petrol eşdeğeri enerji kaynağının yattığını hatırlatan Maden, anlaşmanın Mısır, İsrail ve Yunanistan tarafından tepkiyle karşılanmasının nedeninin bu ekonomik potansiyel olduğunu ifade etti. Özellikle Yunanistan'ın bölgedeki boru hattı ve kablo projelerinde Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesini yok sayan tutumuna karşı, Libya ile yapılan bu anlaşma hukuki bir kalkan görevi görüyor. Türkiye, uluslararası hukuka uygun şekilde bölgedeki haklarını korumaya devam ederken, diğer ülkelerin projelerinde Türkiye'nin deniz yetki alanlarının dikkate alınması zorunluluğu bir kez daha tescillenmiş oldu.
Türkiye bölgesel iş birliğinin merkezinde
Türkiye'nin yalnızca Doğu Akdeniz'de değil, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası ve devam eden sismik araştırmalarla enerji bağımsızlığı hedefine emin adımlarla ilerlediğini belirten Prof. Dr.
Maden, Türkiye'nin dışlandığı hiçbir bölgesel girişimin kalıcı olamayacağını vurguladı. Bölgedeki enerji kaynaklarının adil paylaşımını savunan Türkiye, uluslararası hukuku temel alarak iş birliğine açık bir duruş sergiliyor.
Libya Temsilciler Meclisi'nin yedi yıl sonra gelen bu onayı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yalnızlaştırılamayacağını ve bölgenin en önemli aktörü olduğunu bir kez daha kanıtladı.