Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) denetmenleri, Türkiye genelinde özellikle İstanbul, Ankara ve Zonguldak gibi emekli yoğunluğunun yüksek olduğu illerde, devletin kasasından haksız kazanç elde edenlere yönelik son 3 yıldır yürüttüğü o devasa incelemede düğmeye bastı. Hedefte; babasından yetim aylığı alabilmek için mahkeme salonlarında 'anlaşmalı' boşanıp, akşam aynı evin kapısından içeri giren binlerce uyanık vatandaş vardı.
Sistemdeki açıkları kendi lehlerine çevirdiklerini sanan bu kişiler, çapraz denetimler ve ardı ardına gelen ihbar telefonlarıyla deyim yerindeyse suçüstü yakalandı. Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş'ın gün yüzüne çıkardığı bu karanlık tablo, aslında uzun zamandır fısıltı gazetesiyle yayılan o meşhur "sahte boşanma" efsanesinin ne kadar korkunç boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.
Mevzuata göre işin kuralı aslında çok net. SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı fark etmeksizin, sigortalının vefatı durumunda geride kalan hak sahiplerine dul ve yetim aylığı bağlanıyor. Ancak bir kız çocuğunun babasından yetim aylığı alabilmesinin altın kuralı; evli olmaması, boşanmış olması veya dul kalması.
İşte tam bu noktada o karanlık senaryo devreye giriyor. Uzman isim İsa Karakaş, yasal imkânı suistimal edenlerin yarattığı tahribata şu sözlerle dikkat çekiyor: "Sırf yetim aylığı alabilmek için kâğıt üzerinde eşinden ayrılan, fakat gerçek hayatta aynı çatı altında yaşamaya devam edenler doğrudan SGK'yı dolandırıyor! Bu durum sadece ahlaki bir çöküntü değil, aynı zamanda kurum için devasa ve telafisi zor bir zarar teşkil ediyor."
Rakamlar gerçekten ürkütücü. Karakaş'ın paylaştığı verilere göre son 3 senede tam 7.438 kişinin bu yolla haksız maaş aldığı tespit edildi. Bıçak gibi kesilen bu maaşların ardından başlatılan hukuki süreç, o hanelerin kapısına ateş düşürdü.
Peki, SGK kapalı kapılar ardında yaşanan bu hileyi nasıl deşifre ediyor? İşin en can alıcı ve trajikomik kısmı tam da burası. Çünkü bu sahte boşanmaları devlete bildirenler, genellikle o çiftin en yakınındakiler oluyor!
Komşuluk ilişkilerinin bozulduğu anlarda, bir miras kavgasında veya basit bir akraba sürtüşmesinde ilk koz olarak bu "sahte boşanma" silahı çekiliyor. Kuruma verilen şikayet dilekçeleri veya "Alo 170" hattına yapılan ihbarların arkasından komşular, yakın akrabalar, hatta çoğu zaman öz kardeşler çıkıyor. Adresi ve durumu net olarak bildiren bu ihbarlar, SGK denetmenlerinin adeta nokta atışı yapmasını sağlıyor.
Hileli boşandığı tespit edilenleri bekleyen tablo hiç de öyle 'maaşım kesildi, bitti' denilecek kadar basit değil. Olayın çok ağır hukuki ve maddi yaptırımları var:
Maaş Bıçak Gibi Kesilir: Tespit yapıldığı an, bağlanan tüm maaş ve gelirler derhâl, geri dönüşü olmaksızın durdurulur.
Faiziyle Geri Ödeme Şoku: İşin en acı kısmı burada başlıyor. Bugüne kadar devletten alınan tüm maaşlar ve devletin karşıladığı Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri, yasal faiziyle birlikte kuruşu kuruşuna geri istenir. Yıllarca bu parayı alanlar, evlerini veya arabalarını satmak zorunda kalabilir.
Hapis Yolu Görünebilir: SGK, bu eylemi basit bir kural ihlali olarak görmez. "Nitelikli dolandırıcılık" ve "Resmî belgede sahtecilik" gibi son derece ağır suçlamalarla Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur. Yani mahkeme koridorlarında başlayan o sahte ayrılık oyunu, hapishane parmaklıkları ardında son bulabilir.