Evlilikleri bitme noktasına gelen çiftlerin, o yoğun duygusal çöküntü içinde en çok yıprandıkları ve hata yaptıkları sürecin başında 'mal paylaşımı' geliyor. Toplumda kulaktan kulağa yayılan "Nasıl olsa her şey yarı yarıya bölünür" veya "Altınların hepsi gelinin hakkıdır" şeklindeki yanlış inanışlar, mahkeme salonlarında telafisi imkansız hak kayıplarına dönüşebiliyor.

Son dönemde Türk Medeni Kanunu'nun uygulanışında ve Yargıtay içtihatlarında adeta bir deprem yaşandı. Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'un sorularını yanıtlayan Avukat Orhan Bozdere, mahkemelerde dengeleri baştan aşağı değiştiren o yeni dönemin şifrelerini verdi.

Boşanma davalarının en ateşli tartışma konusu olan düğün takıları (ziynet eşyaları) konusunda Yargıtay ezberleri tamamen bozdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli son derece kritik kararıyla, o meşhur "Tek cümlelik, hepsi kadına aittir" formülü rafa kaldırıldı.

Avukat Bozdere'nin anlattığına göre yeni sistem artık şu şekilde işliyor:

Kadına Özgü Takılar: Bilezik, kolye, küpe ve set gibi doğrudan kadının kullanımına yönelik takılar kural olarak kadına ait sayılmaya devam ediyor.

Erkeğe Özgü Takılar: Damat saati veya erkeğe has aksesuarlar tartışmasız olarak erkeğin hakkı.

Asıl Kriz Çözen Karar (Yatırım Altınları): Çeyrek, yarım, tam altın veya nakit para ve döviz gibi cinsiyet ayrımı olmayan, yatırım amaçlı takılar artık "Kime takılmışsa onundur" kuralına tabi!

Toplumda doğru bilinen bir diğer büyük yanlış ise evlilik içinde alınan gayrimenkullerin tapu kaydına güvenmek. Avukat Bozdere, “Ev kimin üstüne kayıtlıysa onundur” yaklaşımı kesinlikle doğru değildir" uyarısında bulunuyor.

Diyelim ki evlilik birliği içinde kredi çekilerek bir ev alındı ve boşanma davası açıldığında bu kredinin taksitleri hala ödeniyor. Mahkeme burada tapuya değil, o paranın kaynağına bakıyor. Evliliğin o mutlu günlerinde ödenen kredi taksitleri ortak havuzdan (edinilmiş mal) sayılırken, evin peşinatı için satılan bekarlık arabası veya babadan kalan miras parası 'kişisel mal' olarak hesaplanıp paylaşımın dışında tutuluyor.

Mal paylaşımı davalarında zamanın altından daha değerli olduğuna dikkat çeken Bozdere, kritik bir zamanaşımı tuzağına karşı da uyardı. Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davası açmak için 10 yıllık bir süre sınırınız var. Bu süreyi geçirdiğiniz an, karşı tarafın tek bir itirazıyla tüm o evler, arabalar ve altınlar üzerinde hak iddia edemeden davanız reddedilebilir.

Bu davalar, banka hareketlerinin, şirket hisselerinin ve geçmiş harcamaların didik didik edildiği davalar olduğu için ilk derece mahkemelerinde 2-3 yıl, Yargıtay süreciyle birlikte ise maalesef 5-10 yıla kadar uzayabiliyor.

Evlilikte Çatırdama Varsa Bu Hatayı Sakın Yapmayın
Röportajın sonunda evliliğinde kara bulutlar dolaşan ancak henüz resmi olarak boşanmamış kişilere hayat kurtaracak o tavsiyeyi veren Bozdere, "duygusal tepkilerle değil, hukuki bilinçle" hareket etmenin şart olduğunu vurguladı. Eşinize kızıp kontrolsüz harcamalar yapmak, mal kaçırmak veya ortak hesapları boşaltmak, ileride aleyhinize çok ağır sonuçlar doğurabilir.

Yorumlar
Editör Hakkında