Türkiye genelinde emeklilik hayali kuran vatandaşlar, e-Devlet Kapısı'na giriş yaptıklarında tahmini maaşlarında sürpriz bir değişimle karşılaştı. Bu değişimin arkasında yatan sır ise, hükümetin yeni yılla birlikte devreye soktuğu ve maaş hesaplamasının kalbini oluşturan o kritik "güncelleme katsayısı"nda gizli.

Sabah Gazetesi yazarı Faruk Erdem'in de altını çizdiği üzere, 2026'nın başından itibaren emeklilik dilekçesi vereceklerin maaşını belirleyecek temel parametre nihayet netleşti.

Nasıl mı hesaplandı? 2025 yılına ait yüzde 30,89’luk enflasyon (TÜFE) oranı ile yüzde 3,6’lık büyüme rakamının yüzde 30’u (1,08 puan) harmanlandı. Ortaya çıkan 1,3197'lik yeni katsayı anında sisteme işlendi. Yani 1 Ocak 2026 sonrasında emeklilik için SGK'nın kapısını çalan bir vatandaşın maaşı, yüzde 31,97’lik oldukça ciddi bir değerleme üzerinden yeniden hesaplanacak. Üzerine bir de temmuz ayındaki o beklenen enflasyon farkı eklenecek.

Bugün SGK'ya gittiğinizde maaşınız tek ve basit bir formülle hesaplanmıyor. İşe giriş tarihiniz, ileride alacağınız maaşın kaderini saniye saniye belirliyor. Mevcut sistemdeki o adaletsiz üçlü yapı tam olarak şöyle işliyor:

2000 Öncesi Altın Çağ: Gösterge sistemi ve yüksek katsayılar sayesinde en yüksek aylık bağlama oranları bu döneme ait.

2000-2008 Arası Kayıp Yıllar: Bu dönemde enflasyonun (TÜFE) ve ekonomik büyüme hızının (GSYH) yüzde 100'ü hesaplamaya dahil edilerek nispeten dengeli bir tablo çiziliyor.

2008 Sonrası Büyük Düşüş: İşte kanayan asıl yara burası. Enflasyonun tamamı dikkate alınırken, ülkenin ekonomik büyüme hızının (refah payının) sadece yüzde 30’u vatandaşa yansıtılıyor. Yani pastadan alınan pay ciddi şekilde küçülüyor.

Yıllar içinde aynı primi ödeyen ama dilekçeyi sadece farklı tarihlerde verdiği için arasında uçurumlar oluşan emekliler için Ankara'da, kapalı kapılar ardında büyük bir hazırlık var. Kurulan özel komisyonun öncelikli hedefi, bu parçalı ve kafa karıştıran yapıyı tek bir formül altında birleştirmek.

Yeni taslakta çok kritik hamleler yer alıyor. Sistemin sadeliği bir yana, sadece yatırılan yüksek prime değil, çalışılan gün sayısına da değer veren; yani "ne kadar çok çalışırsan o kadar yüksek maaş alacağın" yepyeni bir düzen kurgulanıyor. Esnafın yıllardır yolunu gözlediği o müjde de paketin içinde; Bağ-Kur prim gün şartı 9 bin günden 7.200 güne düşürülerek SSK ile o beklenen eşitlik nihayet sağlanacak. Dahası, taban maaşlardaki o derin adaletsizliği bitirmek için kök maaşlara seyyanen veya kademeli artışlar yapılması hedefleniyor.

2024 sonu ile 2025 başı arasında yaşanan ve maaşlarda yüzde 30'lara varan erime yaratan o korkunç senaryonun tekrarlanmaması için, güncelleme katsayısının sabitlenmesi de masadaki en sıcak gündem maddelerinden biri.

Yorumlar
Editör Hakkında