Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, Doğa ve Yaşam Platformu adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından platform üyeleri hazırladıkları dilekçeleri İl Müdürlüğü’ne teslim etti. Platform, Esence ve Uyuzhamamköyü mahalleleri bölgesinde yapılması planlanan altın ve gümüş madeni projesine ilişkin yürütülen ÇED sürecinde usul eksiklikleri bulunduğunu savundu.
“Halkın Katılımı Toplantısı amacına ulaşmadı”

Özkoç, 22 Temmuz 2026 tarihinde Esence Mahallesi’nde yapılması planlanan Halkın Katılımı Toplantısı sırasında mahalle muhtarlarının usule ilişkin itirazlarını İl Müdürlüğü yetkililerine ilettiğini belirtti. Yetkililerin ise kimseye söz vermeden, itiraz dilekçelerini kabul etmeden, herhangi bir açıklama yapmadan ve durumu tutanak altına almadan toplantı alanını terk ettiğini öne sürdü. Bu nedenle toplantının gerçekleştirilemediğini ifade eden Özkoç, platform olarak toplantıya hem usuli itirazlarını sunmak hem de Alpu Ovası’nda madencilik faaliyetini istemediklerini dile getirmek amacıyla katıldıklarını söyledi.
ÇED Yönetmeliği’ne göre Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı’nın halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla düzenlenmesi gerektiğini hatırlatan Özkoç, toplantının temel amacının halkın özgürce soru sorabilmesi ve görüşlerini aktarabilmesi olduğunu kaydetti.
Tutanakların paylaşılması ve ÇED sürecinin sonlandırılması talep edildi

Platformun bugün İl Müdürlüğü önünde bulunma nedeninin 22 Temmuz’da düzenlenemeyen toplantıya ilişkin tutanakların bir örneğini almak ve yaşananların resmi kayıtlara nasıl geçtiğini öğrenmek olduğunu belirten Özkoç, geçmişte Alpagut’taki Halkın Katılımı Toplantısı’nda da benzer bir süreç yaşandığını söyledi. O dönemde tutanakların paylaşılmaması üzerine suç duyurusunda bulunduklarını ve bilgi edinme davası sonucunda tutanaklara ulaştıklarını ifade eden Özkoç, ulaştıkları belgelerde tutanakların gerçeğe aykırı düzenlendiğini kamuoyuyla paylaştıklarını, açtıkları davada da bilirkişi raporunun lehlerine sonuçlandığını aktardı.
Özkoç, bu nedenle 22 Temmuz tarihli toplantıya ait tutanakların derhal paylaşılmasını ve ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep ettiklerini belirterek, bu iki talebi içeren dilekçeleri İl Müdürlüğü’ne sunduklarını açıkladı.
“Başvuru dosyasında önemli eksiklikler bulunuyor”

Platform adına yapılan açıklamada, Halkın Katılımı Toplantısı aşamasında ÇED başvuru dosyasında ulaşım güzergâhı, makine kaynaklı egzoz emisyonları, patlatmaların çevresel etkileri, toprak, su ve hava üzerindeki etkiler, ölçüm ve analiz çalışmaları, kullanılacak su ve su döngüsü, kümülatif etki değerlendirmesi ile çevresel ve sosyal eylem planına ilişkin bilgilerin yer almadığı ileri sürüldü.

Bu eksiklikler giderilmeden halkın sağlıklı şekilde bilgilendirilemeyeceğini savunan Özkoç, şirket tarafından yalnızca proje tanıtımının yapıldığını, bunun ise usule ve esasa aykırı olduğunu dile getirdi.
Açıklamada ayrıca projeden çıkarılacak cevherin Kaymaz Altın Madeni’ne taşınacağı belirtilerek, taşıma güzergâhındaki tüm yerleşim alanlarının projenin etki alanında bulunduğu ifade edildi. Bu nedenle projenin entegre bir proje olarak değerlendirilmesi ve çevresel etkilerinin tek bir ÇED başvuru dosyasında bütüncül şekilde incelenmesi gerektiği savunuldu.
“Alpu Ovası tarıma ve yaşama aittir”

Filiz Fatma Özkoç, Alpu Ovası’nın yalnızca üzerinde madencilik yapılabilecek bir alan olmadığını, tarımsal üretimin, su varlıklarının, doğal yaşamın ve gelecek kuşakların ortak değeri olduğunu söyledi. Madencilik faaliyetlerinin ekosistemde geri dönüşü olmayan zararlara yol açabileceğini belirten Özkoç, kısa vadeli ekonomik kazanımlar uğruna bu risklerin göze alınamayacağını ifade etti.
Alpu Ovası’nın Büyük Ova Koruma Alanı statüsünde bulunduğunu hatırlatan Özkoç, bu alanların ülkenin gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Açıklamasının sonunda Alpu Ovası’nın madencilik faaliyetlerine değil tarıma, doğaya ve yaşama ait olduğunu vurgulayan Özkoç, daha önce Sakarya Vadisi için yürüttükleri mücadeleyi Alpu Ovası için de sürdüreceklerini ifade etti.






