Eskişehir Dişhekimleri Odası tarafından düzenlenen Geleneksel Ekim Sempozyumu’nda, diş hekimlerinin istihdam sorunu, fakülte kontenjanları ve mesleğin geleceği gündeme geldi. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Fatih Güler, önümüzdeki beş yılda yaklaşık 40 bin diş hekiminin mezun olacağını öngördüklerini belirterek yıllık kontenjanların 3 bin 500’ü aşmaması gerektiğini söyledi. Eskişehir Dişhekimleri Odası Başkanı Evre Baltalı ise toplumda ağız ve diş sağlığı bilincini artırmaya yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Eskişehir Dişhekimleri Odası tarafından düzenlenen Geleneksel Ekim Sempozyumu, bir otelde gerçekleştirildi. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da katıldı.
Program kapsamında Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Çağdaşlaşma” başlıklı açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
BALTALI: AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI BİLİNCİNİ YAYGINLAŞTIRMAK İSTİYORUZ

Sempozyumun açılışında konuşan Eskişehir Dişhekimleri Odası Başkanı Evre Baltalı, odanın yürüttüğü çalışmalar, meslektaşlar arasındaki dayanışma ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek etkinlikler hakkında açıklamalarda bulundu.
Baltalı, toplumun ağız ve diş sağlığını korumanın ve meslektaşlar arasındaki dayanışmayı artırmanın temel görevleri arasında yer aldığını belirterek bu amaçla odalar, kurumlar ve diğer akademik meslek odalarıyla birlikte çalıştıklarını ifade etti.
Yönetim, denetim ve disiplin kurullarında görev yapan ekip arkadaşlarının özverili çalışmalarına teşekkür eden Baltalı, diş hekimlerinin mesleklerini bireysel olarak icra etmelerine rağmen toplumsal sorumluluklarını göz ardı etmemeleri gerektiğini vurguladı.
Geride kalan altı aylık süreçte çok sayıda sosyal ve bilimsel etkinlik gerçekleştirdiklerini aktaran Baltalı, yaz döneminde düzenlenen organizasyonlarda meslektaşlarıyla bir araya geldiklerini ve sempozyumla birlikte bilimsel ve sosyal etkinliklere yeniden devam ettiklerini söyledi.
Baltalı, sosyal etkinliklerin düzenlenmesinde öncü rol üstlenen ve bilimsel faaliyetlere de katkı sunan Abdullah Akpınar’a teşekkür etti.
DİŞ HEKİMLERİ İÇİN KARİYER KÖŞESİ OLUŞTURULDU
Oda bünyesinde hayata geçirilen yeniliklere de değinen Baltalı, internet sitesinde bir kariyer köşesi oluşturduklarını belirtti.
Bu bölüm sayesinde yanında çalışacak diş hekimi arayan meslektaşların ilan verebileceğini, iş arayan diş hekimlerinin de başvurularına yönelik ilanlarını paylaşabileceğini kaydeden Baltalı, platformun yalnızca iş ilanlarıyla sınırlı olmadığını ifade etti.
Kiralık muayenehane, çalışma alanı ve mesleki ihtiyaçlara yönelik ilanların da paylaşılabileceğini aktaran Baltalı, internet sitesindeki düzenlemeleri geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.
Meslektaşlara özel avantajlar sunmak amacıyla farklı kurum ve kuruluşlarla anlaşmalar yaptıklarını belirten Baltalı, bu fırsatların daha kolay takip edilebilmesi için internet sitesini ve WhatsApp kanalını güncellediklerini dile getirdi.
“AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI, GENEL SAĞLIĞIN VAZGEÇİLMEZ BİR PARÇASIDIR”
Toplumda ağız ve diş sağlığı bilincinin artırılmasına yönelik çalışmaların önemine dikkat çeken Baltalı, Türkiye’de diş hekimi sayısının son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade etti.
Mevcut mesleki kapasitenin ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yönelik talebi karşılayabilecek düzeye yaklaştığını belirten Baltalı, buna rağmen geçmişten gelen alışkanlıklar ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerine başvuru kültürünün yeterince gelişmemesi nedeniyle talebin istenilen seviyede olmadığını söyledi.
Bu nedenle ağız ve diş sağlığının toplumda bir kültür hâline gelmesi gerektiğini vurgulayan Baltalı, bu amaçla özel olarak tasarlanan rozetlerin sempozyum katılımcılarına dağıtıldığını aktardı.
Baltalı, meslektaşlarından rozetleri muayenehanelerinde, çalışma ortamlarında ve ceketlerinde kullanmalarını, ayrıca sosyal medya paylaşımlarıyla mesajın yaygınlaştırılmasına katkı sunmalarını istedi.
Ağız ve diş sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu topluma anlatmayı amaçladıklarını belirten Baltalı, projenin mesleğin değerini ve saygınlığını korumaya da katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.
DİŞ HEKİMLERİ İÇİN YENİ ETKİNLİKLER DÜZENLENECEK
Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek etkinlikler hakkında da bilgi veren Baltalı, diğer meslek odalarıyla ortaklaşa düzenlenen Cumhuriyet konserinin 31 Ekim’de gerçekleştirileceğini belirterek meslektaşlarını etkinliğe davet etti.
Kasım ayının modern diş hekimliğinin kuruluş yıl dönümü ve Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla meslek açısından önem taşıdığını dile getiren Baltalı, bu kapsamda saat 10.30’da çelenk sunma töreni düzenleneceğini söyledi.
Saat 11.00’de başlayacak bilimsel toplantının ardından sponsor desteğiyle Vecihi Hürkuş Havacılık Parkı’nda eğitim ve kurs etkinlikleri gerçekleştirileceğini belirten Baltalı, programın geleneksel gala yemeğiyle devam edeceğini kaydetti.
Gala programında meslekte 10, 15, 20, 25 ve 40 yılını tamamlayan diş hekimlerine plaket ve sertifika verileceğini aktaran Baltalı, ayrıca Odunpazarı Belediyesi’nin ilgili merkezinde Serhat Gökhan ve Onur Güneş’in katılımıyla bilimsel bir etkinlik düzenleneceğini ifade etti.
Baltalı, düzenlenen eğitimlerin, bilimsel toplantıların ve sosyal programların temel amacının meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendirmek ve mesleki gelişimi birlikte sürdürmek olduğunu belirterek etkinliklere katılımın artmasının kendileri için motivasyon kaynağı olduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda yönetim, denetim ve disiplin kurullarında görev yapan çalışma arkadaşlarını sahneye davet eden Baltalı, sempozyumun açılışını birlikte emek verdikleri ekiple gerçekleştirmek istediğini dile getirdi.
GÜLER: DİŞ HEKİMLİĞİNDE İSTİHDAM SORUNU ÖNE ÇIKIYOR

Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Fatih Güler ise konuşmasında mezuniyet sonrası eğitimlerin yanı sıra diş hekimlerinin istihdam sorununa, fakülte kontenjanlarına ve mesleğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türk Dişhekimleri Birliği olarak odalarla birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinde sempozyumlar ve mezuniyet sonrası eğitim programları düzenlediklerini belirten Güler, bu faaliyetlerin 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği Kanunu kapsamında kendilerine verilen görev ve sorumluluklar arasında bulunduğunu ifade etti.
Mezuniyet sonrası eğitimlerin meslektaşların bilgi ve becerilerini geliştirmek, bilimsel gelişmeleri takip etmelerini sağlamak açısından önemli olduğunu kaydeden Güler, diş hekimliği fakültelerinden verilen mezun sayısının artmasıyla birlikte istihdam sorununun mesleğin öncelikli gündem maddesi hâline geldiğini söyledi.
Güler, yeterli planlama yapılmadan açılan fakülteler ve artırılan kontenjanlar nedeniyle diş hekimlerinin iş bulmakta güçlük çektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Diş hekimliğinin sorunlarını yedi sekiz ana başlık altında toplasak ilk sıraya yazacağımız konu kesinlikle istihdam sorunu olacaktır.”
“YILLIK KONTENJANLAR 3 BİN 500’Ü AŞMAMALI”
Önümüzdeki beş yılda yaklaşık 40 bin diş hekiminin mezun olacağını öngördüklerini belirten Güler, Yükseköğretim Kurulunun son iki yılda diş hekimliği fakültelerinin kontenjanlarını yaklaşık yüzde 30 oranında düşürdüğünü söyledi.
Kontenjanların 10 bin seviyelerinden 6 bin 400’lere kadar indirildiğini aktaran Güler, mevcut düzenlemenin gelecekteki istihdam ihtiyacı açısından yeterli olmadığını savundu.
Güler, yıllık kontenjanların 3 bin 500 seviyesini aşmaması gerektiğini düşündüklerini belirterek önümüzdeki beş yılda mesleğe katılacak 40-45 bin yeni diş hekiminin istihdam sorununu daha da ağırlaştırabileceğini ifade etti.
Sorunun yalnızca geleceğe ilişkin olmadığını vurgulayan Güler, son iki üç yıldır ciddi bir istihdam krizi yaşandığını kaydetti.
Türkiye nüfusunun artarken aynı zamanda yaşlandığına dikkat çeken Güler, nüfusun yaşlanmasıyla sağlık hizmetlerine ve hekimlere duyulan ihtiyacın da arttığını söyledi. Buna karşın sağlık hizmetlerine yönelik talebin doğru planlanamamasının çeşitli sorunlara neden olduğunu dile getirdi.
Sağlık Bakanlığının ağız ve diş sağlığı hizmetlerini büyük ölçüde kendi bünyesindeki hekim istihdamı üzerinden yürüttüğünü belirten Güler, yeterli sayıda atama yapılmaması ve randevu sistemindeki sorunların giderilememesi nedeniyle hizmet sunumunda verimsizlik yaşandığını ifade etti.
Güler, bir tarafta ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlar, diğer tarafta ise iş bulamayan genç diş hekimleri bulunduğunu belirterek bunun sağlık insan gücü planlamasındaki eksiklikleri gösterdiğini söyledi.

AĞIR PARA CEZALARI DA GÜNDEMDE
Güler, istihdam sorununun yanı sıra Sağlık Bakanlığının denetimleri sonrasında uygulanan ağır para cezalarının da diş hekimlerinin önemli sorunları arasında yer aldığını dile getirdi.
Denetim süreçlerinde karşılaşılan uygulamalar ve cezaların orantısızlığı konusunda uzun süredir girişimlerde bulunduklarını belirten Güler, cezaların dayandırıldığı yasal düzenlemelerin değiştirilmesi gerektiğini defalarca dile getirdiklerini ancak gerekli değişikliklerin henüz yapılmadığını ifade etti.
Meslekte yaşanan sorunların yanı sıra olumlu gelişmelerin de bulunduğunu söyleyen Güler, Türk diş hekimlerinin uluslararası bilimsel organizasyonlardaki etkinliğinin geçmiş yıllara kıyasla arttığını belirtti.
Yakın zamanda katıldıkları uluslararası bir diş hekimliği kongresinde Türkiye’den 600’ün üzerinde meslektaşın yer aldığını aktaran Güler, Türk diş hekimlerinin bilimsel sunumlar, eğitimler ve kurslarla uluslararası organizasyonlara katkı sunduğunu ifade etti.
Güler, bilimsel alandaki gelişmelerin meslek açısından olumlu olduğunu ancak istihdam sorunu, para cezaları ve planlama eksiklikleri nedeniyle Sağlık Bakanlığıyla görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.
UZMANLIK VE DOKTORA EĞİTİMİ TARTIŞMASI
Diş hekimliğinde uzmanlık ve doktora konusuna da değinen Güler, klinik branşlarda doktora programlarının kapatılması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Bilim alanında doktora yapılmasının sınırlandırılmasını savunmanın kendilerini de üzdüğünü belirten Güler, uzmanlık eğitimiyle ilgili düzenlemelerin ardından ortaya çıkan tabloyu değerlendirdiklerinde başka bir çözüm yolu göremediklerini ifade etti.
Bu konuda sayısal çalışmalar yaptıklarını ve hazırlanan verilerin kamuoyuyla paylaşılacağını aktaran Güler, Türkiye’de akademisyenlerle birlikte yaklaşık 60 bin diş hekimi bulunduğunu, bunların yaklaşık 15 bininin kamuda görev yaptığı için odalara üye olmadığını belirtti.
Yaklaşık 60 bin diş hekimi içerisinde akademik kadrolar da dâhil olmak üzere uzman sayısının 14 bine ulaştığını, yaklaşık 4 bin 300 diş hekiminin ise doktora yaptığını kaydetti.
Uzmanlık ve doktora eğitimlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Güler, mevcut eğilimin devam etmesi durumunda diş hekimliğinin ağırlıklı olarak uzmanlık mesleğine dönüşebileceğini söyledi.
Böyle bir durumda genel diş hekimliği eğitimi alan meslektaşların mesleki yetkileri ve çalışma alanlarının nasıl değerlendirileceğinin önemli bir sorun hâline geleceğini ifade etti.
“PRATİSYEN DİŞ HEKİMİ” KAVRAMINA TEPKİ
Güler, konuşmasında genel diş hekimliği eğitimi alan meslektaşların mesleki yetkilerine de dikkat çekti.
Diş hekimliği fakültesinden mezun olan hekimlerin eğitimleri boyunca ağız ve diş sağlığının bütün alanlarında bilgi ve beceri kazandığını belirten Güler, mesleğin uzman diş hekimi ve pratisyen diş hekimi şeklinde ayrıştırılmasını doğru bulmadığını ifade etti.
Güler, meslektaşlarına seslenerek şu ifadeleri kullandı: “Bu salondaki bütün meslektaşlarımdan özellikle rica ediyorum. Her yerde kullanılan ‘pratisyen diş hekimi’ kavramını kesinlikle kabul etmeyin.”
Her tedavinin ilgili uzmanlık alanına yönlendirilmesi durumunda genel diş hekimliği eğitimi alan meslektaşların hangi işlemleri gerçekleştireceğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Güler, konunun özellikle genç diş hekimleri açısından önümüzdeki yıllarda daha fazla önem kazanacağını söyledi.
1219 sayılı kanunun 29. maddesinin diş hekimlerinin görev ve yetkilerini düzenlediğini hatırlatan Güler, meslektaşların bu düzenlemeden kaynaklanan yetkilerini bilmelerinin ve korumalarının önemli olduğunu ifade etti.
Mesleki yetkilerin kullanılmasının bilgi, beceri ve sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Güler, uygulama hatalarının hukuki ve mesleki sorumluluk doğurabileceğini de dile getirdi.
“İSTİHDAM SORUNUNU İLGİLİ KURUMLARA TAŞIYORUZ”
Genç diş hekimlerinin istihdam sorununa ilişkin tepkilerini anladıklarını belirten Güler, bazı meslektaşlarının kendilerine sorunların yeterince gündeme getirilmediği yönünde eleştirilerde bulunduğunu söyledi.
Genç diş hekimlerinin iş bulmakta zorlandıklarını ve seslerini duyurmak için daha fazla çalışma yapılmasını istediklerini aktaran Güler, çözüm için farklı kurumlar ve siyasi temsilcilerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Güler, her çalışmanın kamuoyu önünde gerçekleşmediğini belirterek yeni kadroların açılması için görüşmeler yürütüldüğünü, ancak istihdam krizinin boyutlarını anlatmakta hâlâ eksik kalınan noktalar bulunduğunu kaydetti.
Görüştükleri bazı siyasi temsilcilerin diş hekimliğinde yaşanan istihdam sorununun boyutlarından haberdar olmadığını dile getiren Güler, işsiz diş hekimlerinin bulunduğunu anlattıklarında şaşıranlarla karşılaştıklarını söyledi.
Türk Dişhekimleri Birliği Merkez Yönetim Kurulu olarak odalarla sürekli iletişim hâlinde olduklarını belirten Güler, mesleğin sorunlarını çözmek için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
Meslektaşlarından yalnızca sosyal medya üzerinden değil, yüz yüze de iletişim kurmalarını isteyen Güler, genç diş hekimlerinin sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini dinleyerek ilgili kurumlara taşımaya devam edeceklerini söyledi.
TÜRKİYE’NİN FARKLI İLLERİNDE BİLİMSEL ETKİNLİKLER SÜRÜYOR
Sempozyumların ve mezuniyet sonrası eğitim programlarının önemine de değinen Güler, Türk Dişhekimleri Birliğinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde bilimsel faaliyetler yürüttüğünü belirtti.
Özellikle üye sayısı 300’ün altında olan odalarda eğitim ve bilimsel etkinliklerin gerçekleştirilmesine önem verdiklerini kaydeden Güler, birlik bünyesindeki akademinin farklı bölgelerde çalışmalar yaptığını ifade etti.
Eskişehir’de düzenlenen sempozyumlara sık sık katıldığını belirten Güler, Kütahya’daki meslektaşlarla da bir araya geldiklerini ve kentte oda yapılanmasının oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Konuşmasının sonunda genç meslektaşlarına seslenen Güler, kendilerine iletilen sorunları Türkiye’nin farklı bölgelerinden topladıklarını ve ilgili kurumlara taşıdıklarını vurguladı.
Güler, genç diş hekimlerinin yaşadığı istihdam sorununu ve mesleğin geleceğine ilişkin kaygıları gündemde tutmaya devam edeceklerini belirtti.
Programın devamında sempozyumun onur konuğu Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Çağdaşlaşma” başlıklı söyleşisine başladı.
GÜRKAN: “CUMHURİYET, BÜYÜK BİR TARİHSEL DÖNÜŞÜMÜN SONUCUDUR”

Sempozyumun onur konuğu olan tarihçi ve yayıncı Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Çağdaşlaşma” başlıklı söyleşisinde, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e uzanan yaklaşık 200 yıllık dönüşümü ele aldı.
Çağdaşlaşma sürecinin yalnızca Batı kültürüne özenme olarak değerlendirilmesinin eksik olacağını belirten Gürkan, bu sürecin devletin ayakta kalması ve toplumun gelişmesi için ortaya çıkan zorunluluklarla şekillendiğini ifade etti.
Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan sürecin yalnızca siyasi rejim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurgulayan Gürkan, ekonomik, askerî, toplumsal ve kurumsal dönüşümlerin de bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi.
Osmanlı’nın askerî alandaki sorunlarının yalnızca silah teknolojisiyle ilgili olmadığını belirten Gürkan, modern bir ordunun güçlü mali kaynaklara, gelişmiş ulaşım altyapısına, eğitimli subaylara ve etkili bir devlet teşkilatına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu gereksinimlerin zamanla eğitim sisteminden bürokrasiye kadar birçok alanda değişimi zorunlu kıldığını kaydetti.
Modernleşmenin yalnızca teknolojik araçların alınmasıyla gerçekleşemeyeceğini ifade eden Gürkan, bu araçların etkili biçimde kullanılabilmesi için ekonomik, toplumsal ve kurumsal altyapının da geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Osmanlı’da yeni eğitim kurumlarının kurulmasıyla farklı düşüncelerin geliştiğini ve anayasal yönetim, meclis, temsil ve siyasi özgürlükler gibi kavramların daha geniş biçimde tartışılmaya başlandığını aktaran Gürkan, bu zihinsel dönüşümün Cumhuriyet’e uzanan süreçte önemli rol oynadığını söyledi.
Gürkan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin yalnızca bir yönetim biçiminin değişmesi olmadığını, devletin meşruiyet anlayışının ve toplumun siyasi kimliğinin de yeniden şekillendiğini ifade etti.
Cumhuriyet döneminde kadınların eğitim, hukuk ve siyasi haklar alanında elde ettiği kazanımlar değerlendirilirken Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan toplumsal değişimlerin de dikkate alınması gerektiğini belirten Gürkan, Cumhuriyet’in tarihsel birikimden bağımsız biçimde ortaya çıkmadığını dile getirdi.
Konuşmasında geçmişin yalnızca belirli tarihler, olaylar ve kişiler üzerinden değerlendirilmesinin büyük dönüşümlerin nedenlerini anlamayı zorlaştırdığını vurgulayan Gürkan, Cumhuriyet’in kuruluşunu anlamak için bu süreci hazırlayan tarihsel gelişmelere de bakılması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.
