Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine bağlı Karacaşehir Mahallesi’nde bulunan Karacaşehir Camii, Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecine ilişkin tarihî anlatılarla öne çıkıyor. Cami, Karacahisar Kalesi ile bağlantısı ve Osman Gazi adına Dursun Fakıh tarafından okunduğu aktarılan ilk hutbeyle birlikte anılıyor. Ancak tarihî kaynaklar ve akademik araştırmalar, ilk hutbenin bugün ayakta bulunan Karacaşehir Camii’nde okunduğunu kesin olarak ortaya koymuyor.
Sanat tarihçisi Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Ertuğrul tarafından hazırlanan akademik çalışmada, Osmanlı kroniklerinde ilk hutbenin 1299 yılında Dursun Fakıh tarafından Karacahisar’da okunduğunun aktarıldığı belirtiliyor. Buna karşılık günümüzdeki Karacaşehir Camii’nin mimari özellikleri ve arşiv belgeleri, yapının tarihinin Osmanlı’nın kuruluş dönemine kadar götürülmesini mümkün kılmıyor.
Karacahisar Osmanlı’nın kuruluş sürecinde önemli bir merkezdi

Karacaşehir Camii’nin tarihini anlamak için öncelikle Karacahisar Kalesi’nin Osmanlı tarihindeki yerine bakmak gerekiyor.
Eskişehir’in güneybatısında bulunan Karacahisar Kalesi, Osman Gazi’nin ilk fethettiği yerlerden biri olarak kabul ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Portalı’nda yer alan bilgilere göre kale, 1288 yılında Osman Gazi tarafından fethedildi. Dönem kaynaklarında, 1299 yılında Osman Gazi adına sikke basıldığı ve ilk hutbenin okutulduğu yönündeki bilgiler de aktarılıyor.
Akademik çalışmalarda da Karacahisar Kalesi’nin Osmanlı’nın kuruluş sürecindeki önemine dikkat çekiliyor. Aşıkpaşazade, Neşri ve Oruç Bey gibi Osmanlı kroniklerinde ilk hutbenin Karacahisar’da Dursun Fakıh tarafından okunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor.
Bu anlatıya göre Karacahisar, Osmanlı Beyliği’nin siyasi ve dinî açıdan bağımsızlığını ortaya koyduğu önemli merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor.
İlk hutbenin tarihi 1299’a uzanıyor

Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin kroniklerde, Karacahisar’ın fethinin ardından bölgede önemli gelişmeler yaşandığı aktarılıyor.
Akademik araştırmada, Aşıkpaşazade’nin anlatımına göre Karacahisar’ın alınmasının ardından bölgeye farklı yerlerden insanların yerleştirildiği, kiliselerin mescit ve camilere dönüştürüldüğü, Cuma hutbesinin Karacahisar’da, bayram hutbesinin ise Eskişehir’de okunduğu belirtiliyor.
Dursun Fakıh’ın da bu süreçte önemli bir rol üstlendiği aktarılıyor. Osman Gazi adına ilk hutbenin okunması, Osmanlı tarihinin kuruluş sürecinde sembolik öneme sahip olaylardan biri olarak kabul ediliyor.
Ancak burada tarihî açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Osmanlı kroniklerinde hutbenin Karacahisar’da okunduğu belirtilirken, hutbenin hangi yapı içerisinde okunduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmuyor.
İlk hutbenin nerede okunduğu kesinleşmedi

Karacahisar Kalesi’nde 1999’dan itibaren yürütülen arkeolojik çalışmalar da bu sorunun kesin olarak cevaplanmasını sağlayabilmiş değil.
1999-2014 yılları arasında gerçekleştirilen kazılarda, kale içerisinde ibadet amacıyla kullanılmış olabilecek bir yapı tespit edilemediği belirtiliyor. Bu nedenle ilk hutbenin okunduğu yapının neresi olduğu konusunda kesin bir sonuca ulaşılamadığı ifade ediliyor.
Akademik çalışmada bu durum açık şekilde ortaya konulurken, “ilk hutbenin okunduğu yerin neresi olduğu henüz tam anlamıyla netleştirilememiştir” değerlendirmesine yer veriliyor.
Dolayısıyla Karacahisar Kalesi’nin ilk hutbenin okunduğu tarihî merkez olduğu yönündeki anlatıyla, bugün Karacaşehir Mahallesi’nde bulunan caminin aynı yapı olduğu iddiasını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Karacaşehir Camii neden ilk hutbeyle özdeşleşti?

Karacaşehir Camii’nin ilk hutbeyle özdeşleşmesinin temelinde, Karacaşehir ve Karacahisar isimlerinin tarihî kaynaklarda zaman zaman birbirinin yerine kullanılması bulunuyor.
Zeynep Ertuğrul’un araştırmasına göre Osmanlı kronikleri ve devlet arşivlerinde Karacaşehir ve Karacahisar adlarının zaman zaman birbirinin yerine kullanılması, bölgenin tarihinin anlaşılmasında bir karmaşaya neden oluyor. Günümüzdeki Karacaşehir yerleşiminin tarihinin 15. yüzyıla kadar götürülebildiği belirtilse de bu dönemden bugüne ulaşan mimari bir veri bulunmadığı ifade ediliyor.
Bu nedenle bugün ayakta bulunan Karacaşehir Camii, tarihî hafızada ilk hutbeyle ilişkilendirilmiş olsa da yapının bizzat 1299 yılında hutbenin okunduğu yapı olduğu konusunda kesin bir kanıt bulunmuyor.
Bugünkü caminin tarihi 19. yüzyıla uzanıyor

Karacaşehir Camii’nin mevcut yapısının tarihi de bu açıdan dikkat çekiyor.
Akademik araştırmada, günümüzde ayakta bulunan caminin 1299 yılına tarihlendirilmesini destekleyecek mimari veya arşiv verisi bulunmadığı belirtiliyor. Yapının günümüzdeki halinin 19. yüzyılın sonlarında yeniden inşa edildiğine ilişkin arşiv kayıtlarına dikkat çekiliyor.
Araştırmada, 1890 tarihli bir Osmanlı arşiv belgesinde Osman Gazi’nin ilk hutbesini okuttuğu Karacahisar mevkiinde bulunan camide bir merasim yapıldığının belirtildiği aktarılıyor.
1900 tarihli başka bir arşiv belgesinde ise Eskişehir civarındaki Karacahisar köyünde, Osman Gazi’nin ilk hutbe okutturduğu caminin yeniden inşa edilmesi nedeniyle tören düzenlendiği bilgisine yer veriliyor. Bu belgeler üzerinden mevcut yapının, daha önce bulunan bir caminin yıkılmasının ardından 1900 yılında yeniden inşa edildiği değerlendirmesi yapılıyor.
Bu nedenle mevcut Karacaşehir Camii’nin Osmanlı’nın kuruluş döneminden kalma bir yapı olduğu yönündeki ifade, akademik verilerle desteklenmiyor.
Ahşap tavanı ve minaresiyle dikkat çekiyor

Karacaşehir Camii, tarihî tartışmanın yanı sıra mimari özellikleriyle de dikkat çekiyor.
Sanat tarihçisi Zeynep Ertuğrul’un çalışmasına göre yapı tek katlı, tek mekânlı ve dikdörtgen planlı. Caminin kuzey bölümünde son cemaat yeri bulunurken yapı tek minareye sahip. İç bölümde ahşap iki direğin taşıdığı kadınlar mahfili yer alıyor.
Caminin en dikkat çekici mimari unsurlarından biri ise ahşap tavanı.
Harimde basit ahşap çıtaların yan yana getirilmesiyle oluşturulan tavanın tam ortasında kare biçimli bir çökertme bulunuyor. Bu bölüm, farklı yönde yerleştirilen çıtalarla ayrıca vurgulanıyor. Akademik çalışmada, bu tavan uygulamasının yapının önemli mimari özelliklerinden biri olduğu belirtiliyor.
Caminin minaresinde de dikkat çekici ayrıntılar bulunuyor. Tek şerefeli silindirik gövdede, şerefenin altında testere dişi olarak tanımlanan bir uygulama yer alıyor. Minarenin üst bölümünde ise kubbemsi bir külah bulunuyor.
Cami 2015-2019 yıllarında yenilendi

Karacaşehir Camii günümüzde ibadethane olarak kullanılmaya devam ediyor.
Yapı, Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 14 Ocak 2000 tarihli ve 1058 sayılı kararıyla tescil edildi. 2014 yılında camide restorasyon yapılmasına izin verildi ve Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2015-2019 yılları arasında kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirildi.
Bu çalışmalar kapsamında yapının beden duvarları sağlamlaştırıldı; tavan, minber, mihrap ve son cemaat yeri yenilendi. Çevre düzenlemesi yapıldı ve yapıya bir müezzin mahfili eklendi. Şadırvan da yapının korunması amacıyla daha aşağı bir bölüme taşındı.
Tarihî hafızadaki yeri devam ediyor

Karacaşehir Camii’nin bugün taşıdığı anlam, yalnızca yapının mimari özellikleriyle sınırlı değil.
Cami, Karacahisar Kalesi ve Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin tarihî anlatılarla birlikte anılıyor. Her ne kadar ilk hutbenin bugünkü camide okunduğu kesin olarak kanıtlanmamış olsa da Karacaşehir, bu tarihî olayın hafızada yaşatıldığı önemli noktalardan biri olmayı sürdürüyor.
Nitekim 2026 yılında düzenlenen 33. Geleneksel Ertuğrulgazi Şurası ve Yörük Etkinlikleri de Karacaşehir Camii’nde gerçekleştirilen cuma namazı ve anma programıyla başladı. Etkinliklerde Osman Gazi adına Dursun Fakıh tarafından okunduğu aktarılan ilk hutbe anıldı.
Böylece Karacaşehir Camii, yapının gerçek inşa tarihine ilişkin akademik tartışmaların yanında, Osmanlı’nın kuruluş dönemine dair tarihî hafızanın Eskişehir’deki önemli sembollerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.