Sınav döneminin yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde artan kaygının nedenleri ve çözüm yolları yeniden gündeme geldi. Klinik Psikolog Serhat Uludemir, sınav kaygısının belli bir seviyede motive edici olduğunu ancak kontrol edilemeyen bir noktaya ulaştığında öğrenciyi olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Uludemir, sınavın bir başarı göstergesi ya da zeka testi gibi görülmesinin kaygıyı artırdığını ifade ederek, öğrencilerin “başarısız olacağım”, “yetersizim” ya da “ailemin gözünde değersiz olurum” gibi düşünceler geliştirebildiğini belirtti. Bu düşüncelerin sınav dönemi yaklaştıkça yoğunlaştığını dile getiren Uludemir, kaygılı düşüncelerle birlikte bedensel belirtilerin de ortaya çıkabileceğini aktardı.
“Normal rutinin korunması önemli”
Sınav günü öğrencilerin alışılmış düzenlerini bozmaması gerektiğini belirten Uludemir, özel hazırlıklar yerine düzenli uyku ve hafif beslenmenin önemli olduğunu söyledi.
Kaygının yoğun hissedildiği anlarda nefes egzersizlerinin uygulanabileceğini anlatan Uludemir, “4 saniye burnumuzdan nefes alarak, 8 saniyede ağzımızdan verebiliriz” dedi.
Sınav sırasında olumsuz düşüncelerin gelebileceğini ifade eden Uludemir, öğrencilerin dikkatlerini bulundukları ana yönlendirmesi gerektiğini vurguladı. Uludemir, kişinin yalnızca o an yaptığı davranışlara odaklanmasının kaygıyı yönetmede etkili olabileceğini söyledi.

“Ailelerin destekleyici olması gerekiyor”
Süreçte ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uludemir, kaygının bir düşünce sistemindeki bozulmadan kaynaklandığını ifade etti.
Ailelerin çocuklarına denetleyici değil destekleyici bir tutumla yaklaşmasının önemli olduğunu belirten Uludemir, “Bizim çocuğumuz kesinlikle başarılı olmalı” ya da “Bu sınav hayatını belirleyecek” şeklindeki düşüncelerin çocuk üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.
Sınavın hayatı tamamen belirleyen bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Uludemir, sınavın yalnızca bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek tüm öğrencilere başarı dileğinde bulundu.





