Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi İbrahim Akar, sendika binasında yaptığı açıklamada, temmuz ayından itibaren memur ve memur emeklilerine uygulanacak yüzde 13,52’lik zam oranının hayat pahalılığı ve vergi yükü karşısında yetersiz kaldığını söyledi. Akar, kamu çalışanlarının gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi, öğretmen kökenli şube müdürlerinin mali haklarının iyileştirilmesi ve 3600 ek göstergenin birinci dereceye yükselen tüm memurlar için hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yüzde 13,52’lik zam temmuzda yürürlüğe girdi
Akar, geçtiğimiz yıl imzalanan toplu sözleşmede 2026 yılı için yüzde 7 zam kararı alındığını, Memur-Sen’in ise bu oranın kamu çalışanlarının ve memur emeklilerinin ihtiyaçlarını karşılamayacağını baştan itibaren dile getirdiğini söyledi.
Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen enflasyonun ikinci altı ay için belirlenen yüzde 7’lik oranı aştığını belirten Akar, haziran ayı enflasyonunun açıklanmasının ardından enflasyon farkının da eklenmesiyle zam oranının yüzde 13,52’ye yükseldiğini kaydetti.
Bu artışla birlikte en düşük memur maaşının 66 bin liraya, en düşük memur emeklisi maaşının ise 31 bin liraya çıktığını ifade eden Akar, memur emeklilerinin maaşının dahi hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını, diğer emeklilerin ise çok daha düşük gelirle yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Vergi dilimi zammın etkisini azaltıyor
Memur-Sen Eskişehir İl Temsilcisi, yüzde 13,52’lik artışın özellikle yüzde 15’lik vergi dilimindeki bir memur için gerçek anlamda maaş artışı olmadığını, yalnızca mevcut ücretin korunması anlamına geldiğini savundu.
Yıl içinde yüzde 20, 25 ve 27’lik vergi dilimlerine giren kamu çalışanlarının gelir kaybına uğradığını belirten Akar, “Vergi yükü nedeniyle yapılan zamların etkisi büyük ölçüde ortadan kalkıyor” dedi.
Memur-Sen’in temel talebinin kamu çalışanlarının gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi olduğunu vurgulayan Akar, bu düzenleme gerçekleşirse çalışanların vergi dilimi nedeniyle gelir kaybı yaşamayacağını ve maaşlarda gerçek anlamda iyileşme sağlanacağını ifade etti.

Şube müdürleri için mali hak talebi
Akar, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte öğretmenlik mesleğinden gelen şube müdürlerinin önemli bir mağduriyet yaşadığını belirtti. Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik tazminatlarından yararlanamadıkları için maaşlarının görev yapan öğretmenlerin gerisinde kaldığını söyleyen Akar, şube müdürleri için yapılan 50 ve 25 puanlık tazminat artışının sahanın beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.
Akar, başöğretmenlere verilen tazminat hangi düzeydeyse öğretmen kökenli şube müdürleri ile diğer eğitim yöneticilerinin de aynı mali haklardan yararlanması gerektiğini dile getirdi.
3600 ek gösterge çağrısı
3600 ek gösterge konusunda alınan kararın üzerinden yaklaşık 5-6 yıl geçmesine rağmen birinci dereceye yükselen memurlar için somut ve resmi bir adım atılmadığını belirten Akar, bu durumun ilgili personelin mağduriyetini sürdürdüğünü söyledi.
3600 ek göstergenin çalışanlar açısından en önemli katkısının emeklilik maaşlarına doğrudan yansıması olacağını vurgulayan Akar, bugün 30-31 bin lira seviyesinde bulunan en düşük memur emeklisi maaşlarının yükselmesine katkı sağlayacağını ifade etti.Akar, birinci dereceye yükselen tüm memurlar için 3600 ek gösterge uygulamasının vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesini istediklerini kaydetti.
“Kalıcı iyileştirmeler hayata geçirilmeli”
Gelirde adaletin ve ücrette dengenin sağlanmasının zorunlu hale geldiğini belirten Akar, TÜİK’in açıkladığı veriler ile vatandaşın pazarda ve markette karşılaştığı hayat pahalılığı arasında ciddi fark bulunduğunu savundu. Bu farkın doğrudan sabit gelirli çalışanların ve emeklilerin cebine yansıdığını ifade eden Akar, ortaya çıkan tablonun geçim sıkıntısı yaşayan memur ve memur emeklilerini gösterdiğini söyledi.
Akar, hükümetin ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kamu çalışanları ile emeklileri kapsayacak, geçmiş dönem kayıplarını da telafi edecek kalıcı iyileştirmeleri bir an önce hayata geçirmesi gerektiğini ifade ederek açıklamasını tamamladı.




