Erzurum'un tarihi dokusunu yansıtan Murat Paşa Camii, mimari yapısıyla ziyaretçilerin dikkatini çeken nadir eserlerden biri olarak öne çıkıyor. 1572 yılında Beylerbeyi Murat Paşa tarafından yaptırılan caminin en belirgin özelliği, geleneksel Osmanlı mimarisinin aksine ana yapıya bitişik olmayan, bahçede bağımsız bir şekilde yükselen minaresidir. Bu durum, camiyi ziyaret edenlerin sıkça sorduğu soruların başında gelirken, yapının aslında bir koruma refleksiyle bu şekilde şekillendiği görülüyor.
Ahmediye Camii'nden günümüze kalan miras
Caminin minaresinin ana yapıdan ayrı olmasının temel nedeni, bölgede Murat Paşa Camii'nden önce var olan Ahmediye Camii ve Ahmediye Medresesi'dir. Yeni cami inşa edilirken, alanda halihazırda bulunan tarihi minarenin korunmasına karar verilmiş ve bu nedenle Murat Paşa Camii için ikinci bir minare yapılmasına gerek duyulmamıştır. 1920'li yıllarda yıkılan eski minarenin temelleri üzerine 1956-1957 yılları arasında aslına uygun olarak yeniden inşa edilen bu yapı, günümüzde de aynı konumda varlığını sürdürmektedir.
Halk arasındaki Hızır Aleyhisselam rivayeti
Murat Paşa Camii'nin minaresiyle ilgili halk arasında nesilden nesile aktarılan bir de rivayet bulunmaktadır. Anlatılanlara göre, Murat Paşa rüyasında Ahmediye Camii'nin minaresini yıkmayacağına dair söz verir.
Ancak bu sözü unuttuğu bir anda karşısına çıkan Hızır Aleyhisselam'ın kendisine verdiği sözü hatırlattığına inanılır. Bu rivayet, minarenin neden korunarak caminin ona göre inşa edildiğini açıklayan kültürel bir anlatı olarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Ayrıca halk arasında Hızır Aleyhisselam'ın her gün beş vakit namazdan birini bu camide kıldığına dair güçlü bir inanç da mevcuttur.
Müezzin Fatih Şekerci'den mimari açıklama
Yaklaşık 12 yıldır camide görev yapan müezzin Fatih Şekerci, cemaatin minare hakkındaki merakını şu sözlerle gideriyor: Aslında minaremiz ayrı yapılmamış, cami minareye sonradan eklenmiş gibi düşünebiliriz. II.
Selim döneminde eski cami yıkılıp yerine Murat Paşa Camii inşa edildiğinde, mevcut minare zaten orada olduğu için yeni bir minareye ihtiyaç duyulmamış. Dışarıdan girişi bulunan ve 25 metre yüksekliğindeki bu yapı, caminin bahçesindeki Ane Hatun Türbesi ile birlikte bölgenin tarihi kimliğini oluşturan önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor.