Bu hediye, dönemin en ileri teknolojilerinden biri olarak kabul edilen bir müzik aleti + saat kombinasyonuydı ve diplomatik ilişkileri güçlendirmek, Levant Company'nin (Doğu Akdeniz ticareti yapan İngiliz şirketi) Osmanlı'daki konumunu pekiştirmek amacıyla gönderilmişti.
Hediyenin Özellikleri:
- Yaklaşık 4-5 metre (16 feet) yüksekliğinde, devasa boyutlarda.
- Otomatik olarak müzik çalabiliyordu (klavyesiz, kendi kendine; laterna benzeri mekanizma ile).
- Saat mekanizması entegreydi: Her saat başı çanlar çalıyor, melodiler (4-5 parçalık ezgiler) seslendiriliyordu.
- Üzerinde hareketli figürler: Kanat çırpan kuşlar (karatavuk, ardıç kuşu, guguk kuşu), borazan çalan melek/heykelcikler, dönen gezegenler/güneş sistemi modeli, Kraliçe Elizabeth figürü selam veren heykelcikler.
- Altın varak, değerli taşlar ve süslemelerle bezeliydi; görsel ve işitsel bir şölen sunuyordu.
Hikayesi Kısaca:
- Yapımı 1597-1599 arası sürdü; Thomas Dallam bizzat İstanbul'a götürdü (Hector gemisiyle, yolculuk fırtına ve korsan saldırılarıyla geçti).
- Yolculukta küf ve hasar gördü, Dallam Topkapı Sarayı'nda onardı ve monte etti.
- 25 Eylül 1599'da III. Mehmed huzurunda çalındı; padişahı büyüledi, büyük ilgi gördü.
- Ne yazık ki sonraki padişah I. Ahmed döneminde (bazı kaynaklara göre "gavur icadı, günahtır" diyerek) baltayla parçalandı veya yok edildi; günümüze ulaşmadı.
Bu olay, Osmanlı-İngiliz ilişkilerinde ikonik bir anekdot; birçok kitap, makale ve hatta Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanında bile bahsediliyor. "Sultanın Orgu" (The Sultan's Organ) adıyla bilinen bu hikaye, teknoloji ve diplomasinin ilginç kesişimini gösteriyor.




