Son Düdük Çaldı Ama Alarm Zilleri Halen Çalıyor!
Etimesgut karşısında sahadan çıkan skor tablosuna bakarsak; 90+5’inci dakikada frikikten ağları havalandıran o meşhur gol, tabelaya 1 puan yazdırdı ve bizi olası bir mağlubiyet yıkımından kurtardı. Ancak kabul edelim, o gol sadece skoru eşitledi; sahadaki vurdumduymazlığın, oyun aklındaki eksikliğin ve tribünlerin yüreğini ağzına getiren rehavetin üzerini örtmeye yetmedi.
Açık konuşalım: 90+5'te gelen gol bir sevinç çığlığı değil, olsa olsa acı bir alarm zilidir!
Tribünlerin Sabrı, Armanın Ağırlığı
Tribünlerin cezalı olduğu, sessizliğe mahkûm edilen bir maçta; gözü, kulağı, kalbi ekran başında ve stat dışındaki barikatlarda olan taraftar grubunun tepkisi çok net. Şehrin amigoları da Nefer de aynı şeyi söylüyor: “Burası sıradan bir kulüp değil!”
Bu forma için dökülen terin, deplasman yollarında çekilen çilenin, yıllardır sırtlanan ağır yükün bir karşılığı olmak zorunda. Sahada 90 dakika boyunca sergilenen o ağır, üretkenlikten uzak ve ruhsuz görüntü, uzatmalarda gelen tek bir şahsi yetenek golüyle silinip gidemez. Eskişehirspor taraftarı skora değil, armanın gerektirdiği mücadele hırsına bakar.
Yerel Medyanın Ortak Sesi: "Günü Kurtardık, Ya Yarın?"
Eskişehir yerel basını ve spor kamuoyu maçı sıcağı sıcağına analiz ederken haksız mıydı? Kesinlikle hayır. Beykan Şimşek’in yeteneği ve soğukkanlılığı günü kurtarmış olabilir; fakat maça yayılan taktiksel zaaflar, hücum geçişlerindeki tutukluk ve topa sahip olunmasına rağmen üretilemeyen tehlikeler apaçık ortada.
Yerel medyadaki ortak kanaat çok açık: Bireysel ayakların anlık parlamalarıyla şampiyonluk gelmez. Bize kolektif bir oyun, hedefe kilitlenmiş bir takım olgusu ve masa başından sahaya uzanan ortak bir akıl lazım.
Yönetim ve Teknik Heyet Şapkayı Önüne Koymalı
Teknik direktör Hakan Şapcı ve yönetim kanadı da maça dair özeleştirisini gizlemedi, gizlememeli de. İç sahada bırakılan 2 puanın telafisi elbette mümkün; lig marathonu uzun, yarışın henüz çok başındayız. Ancak bu kaybın bir kaza değil, bir ders olarak görülmesi şart. Şampiyonluk parolasıyla yola çıkan bir takımın, kendi evinde maçı son saniye mucizelerine bırakma lüksü yoktur.
Birlik Olmaktan Başka Yol Yok
Sayın Valimiz ve mülki idare temsilcilerinin son dakikaya kadar vazgeçmeyen mücadeleye dikkat çekip moralleri yüksek tutma çabası elbette kıymetli. Şehrin birlik beraberliği bu virajlarda en büyük itici gücümüzdür.
Ancak bir gerçeği unutmayalım: 90+5’teki gol sadece bir fren işlevi gördü; bizi uçurumun kenarından döndürdü ama gideceğimiz menzile ulaştırmadı. Eskişehirspor’un bu ligde her maçı domine eden, ne yaptığını bilen ve maçı uzatmalara bırakmadan bitiren bir futbol karakterine bürünmesi şarttır.
Puan kurtuldu, kriz şimdilik ertelendi. Şimdi herkesin şapkasını önüne koyup düşünme zamanı: Şampiyonluk yürüyüşü mucizelerle değil, sarsılmaz bir oyun ve bitmeyen bir ruhla tamamlanır!