27 Eylül 2026, Pazar

Çayınızı Alın, Bugün Biraz Kendimizden Konuşacağız

YAYINLAMA:

Çayınızı alın.

Bugün biraz yavaşlayalım. Telefonu sessize alalım, yetişmemiz gereken işleri birkaç saatliğine bir kenara bırakalım. Çayımızdan bir yudum alıp, uzun zamandır konuşmadığımız o kişiden bahsedelim: Kendimizden.

Çünkü ne garip… Herkesi dinliyoruz. Çocuklarımızı, eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı, iş arkadaşımızı… Herkesin derdine bir cümle buluyoruz. Herkese “Geçer” diyoruz. Herkese “Kendine dikkat et” diyoruz. Ama sıra kendimize gelince susuyoruz.

“İyiyim.”

Ne kadar kolay söylüyoruz bu kelimeyi. Oysa bazen iyi değiliz. Bazen sadece devam ediyoruz.

Sabah kalkıyoruz. İşimize gidiyoruz. Çocukların ihtiyaçlarıyla ilgileniyoruz. Ev işleri, faturalar, sorumluluklar, telefonlar, mesajlar… Gün bitiyor. Ve biz bir kez daha kendimize sıra gelmeden uyuyoruz.

Sonra pazar oluyor.

Hayat biraz yavaşlıyor. Ev sessizleşiyor. Çayın kokusu mutfağa yayılıyor. Ve insan, bütün hafta susturduğu düşüncelerle aynı odada kalıyor. İşte o an bazı sorular geliyor aklımıza:

Ben gerçekten mutlu muyum?

En son ne zaman sadece kendim için bir şey yaptım?

Neyi çok özlüyorum?

Kime kırgınım?

Hangi hayalimi “artık olmaz” diyerek rafa kaldırdım?

Belki cevap vermek istemiyoruz. Çünkü bazı soruların cevabını biliyoruz. Sadece yüksek sesle söylemeye cesaretimiz yok. Belki de yıllardır kendimize “Biraz daha dayan” diyoruz. Bu ay geçsin. Bu borç bitsin. Çocuklar büyüsün. İşler düzelsin. Şu dönem bir geçsin… Sonra kendime bakarım. Ama hayatın en büyük yanılgılarından biri şu: “Sonra” dediğimiz zamanın mutlaka geleceğini sanıyoruz.

Oysa hayat, beklediğimiz kadar müsait değil. Bazı insanlar hayatımızdan çıkıyor. Bazı fırsatlar bir daha gelmiyor. Bazı yaşların geri dönüşü olmuyor. Ve bazı hayaller, biz onları sürekli erteledikçe sessizce ölüyor.

Bu yüzden bugün sizden büyük kararlar vermenizi istemiyorum. İstifa edin, taşının, her şeyi bırakın, hayatınızı baştan kurun demiyorum. Sadece kendinize biraz yaklaşın.

Çayınızı içerken kendinize sorun: “Ben nasılım?”

Gerçekten nasılsınız?

Alışkanlıkla verdiğiniz “iyiyim” cevabını bugün vermeyin. Biraz dürüst olun. Belki yorgunsunuz. Belki kırgınsınız. Belki yeniden başlamak istiyorsunuz. Belki sadece birinin size “Sen de önemlisin” demesine ihtiyacınız var.

O zaman bugün o cümleyi kendinize siz söyleyin:

Sen de önemlisin.

Herkese yetişmek zorunda değilsin. Her şeyi çözmek zorunda değilsin. Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin. Bazen sadece oturup çayını içebilirsin. Ve hiçbir şeyi düzeltmeden de bir gün geçirebilirsin. Çünkü insan bazen hayatını değiştirmeden önce kendisini dinlemeyi öğrenmeli.

Bugün pazar.

Dünya birkaç saatliğine senden bir şey istemesin. Sen de kendinden bir şey isteme. Çayını al. Pencerenin önüne geç. Biraz sus. Biraz düşün.

Sonra kendine şu soruyu sor:

“Ben bu hayatın neresindeyim?”

Belki cevabın hemen gelmeyecek. Belki biraz canın yanacak. Belki yıllardır ertelediğin bir gerçeği fark edeceksin. Olsun. Bazı gerçekler canımızı acıtsa da bizi kendimize geri götürür. Çünkü bazen yeniden başlamak, başka bir yere gitmek değildir. Aynı hayatın içinde kendine yeniden yer açmaktır. Belki bugün bütün sorunlarını çözemeyeceksin. Belki yarın yine aynı telaş başlayacak. Ama bugün kendini duyduysan, bir şey değişmiştir. Çünkü insanın kendisine dönmesi de bir başlangıçtır.

Ve belki de yıllardır beklediğimiz o “doğru zaman” aslında büyük bir değişimin tarihi değil; kendimize nihayet “Ben de varım” dediğimiz o küçücük andır.

Çayınız soğuyabilir. Hayat beklemez. Ama bugün, hiç değilse birkaç dakika, kendinizi bekleyin.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız