19 Eylül 2026, Cumartesi
Fall 2: Deadpoint İnceleme: Mantığım Koltuğun Altında

Fall 2: Deadpoint İnceleme: Mantığım Koltuğun Altında

YAYINLAMA:

Fall 2, bize ablasının vefatının ardından yas yaşayan Jax’in hikâyesini anlatıyor. İlk filmde hayatını kaybeden ablası Shiloh, son derece adrenalin tutkunu, tehlikeli tırmanışları seven ve bu uğurda hayatını kaybeden biri. Jax ise ablasının en yakın arkadaşı Luce ile birlikte Tayland’da tırmanılması yasak olan Kwan Dağı’na çıkmaya karar veriyor.

Jax’in yaşadığı yası ve ablasının ölümünün ardından onunla yeniden bağ kurma isteğini anlayabiliyorum. Ancak filmin daha en başından itibaren kafamda aynı soru dönüp durdu: Gerçekten bunu yapmak zorunda mısın?

Çünkü ortada oldukça büyük bir çelişki var. Ablan, tehlikeli bir tırmanış sırasında hayatını kaybetmiş. Sen ise onun ölümünün yasını tutarken, çözüm olarak gidip ondan bile daha tehlikeli bir tırmanışa çıkıyorsun. Üstelik tırmanacağın yer yasak ve ne kadar riskli olduğu daha en başından belli. Karakterin motivasyonunu duygusal olarak anlayabiliyorum ama mantıksal olarak ikna olmakta ciddi anlamda zorlandım.

Filmin bu noktada Jax’in psikolojisini daha güçlü işlemesini beklerdim. “Ablam bunu yaptı, ben de onun izinden giderek onu anlayacağım” fikri tek başına yeterli bir motivasyon gibi durmuyor. Özellikle ilk filmde yaşananları biliyorken, karakterin verdiği karar bana zaman zaman hikâyeyi ilerletmek için alınmış bir karar gibi hissettirdi.

İlk filmde olduğu gibi bu filmde de birden fazla twist bulunuyor. Ancak Fall 2, ilk filme kıyasla çok daha fazla hikâye anlatmaya odaklanıyor.

İlk Fall’u izlerken filmin temel gerilimi son derece basitti ama etkiliydi: Tepede mahsur kaldılar, peki şimdi ne olacak?

Karakterlerin aşağı inmek için yaptıkları her hamle, verdikleri her karar ve karşılaştıkları her yeni problem gerilimi sürekli diri tutuyordu. Yer yer koltuğa yapıştığımı hissettim. Ama yine de bariz mantık hatalarını görmezden gelmek olmaz.

Fall 2 ise bu hissi aynı ölçüde yakalayamadı. Film bir noktada karakterlerin geçmişlerine, ilişkilerine ve yaşadıkları olaylara daha fazla zaman ayırmaya başlıyor. Birinin hayat hikâyesini öğreniyoruz, ardından başka bir karakterin yaşadıklarına geçiyoruz. Bunlar hikâyeyi genişletiyor olabilir ama benim açımdan gerilimin önüne geçiyor.

Yani ilk filmde “Buradan nasıl kurtulacaklar?” sorusu filmin merkezindeyken, ikinci filmde zaman zaman “Bu hikâye nereye bağlanacak?” sorusuna dönüşüyoruz. Bu ikisi arasında benim için ciddi bir fark var.

Gelelim filmin kafama yatmayan kısımlarına. Jon neden tüm bu zahmete gidiyor sırf kaçakçılık yapabilmek için? Madem mesele uyuşturucuyu geri almak, neden onları en başta bu kadar tehlikeli bir şekilde kurtarıp zirveye götürüyorsun? Kendi hayatını tehlikeye atmak ne kadar mantıklı üstelik 2 parmağını da kaybetmek hiç mi ders vermedi hiç mi Final Girl gelir ve kazanır demedin. Şaka bir yana filmde beni en çok rahatsız eden buydu. 

Film hayatta kalma filmi iken uyuşturucu kaçakçılığı filmine dönüşüyor.

İlk filmde çok daha sade bir hikâye vardı ama bu sadelik filmin lehine çalışıyordu. Bir kule, iki insan ve aşağı inmek zorunda oldukları korkunç bir yükseklik… Film bu basit fikirden oldukça güçlü bir gerilim çıkarıyordu.

Üstelik ilk filmi izlemiş biri olarak bu kez neyle karşılaşacağımızı da biliyoruz. Dolayısıyla filmin, yalnızca daha yüksek bir yere çıkmak yerine, gerilimi yaratmak için çok daha yaratıcı bir yol bulması gerekiyordu. Bence bunu tam olarak başaramıyor.

Filmin hakkını vermem gereken bir nokta ise sinematografisi. Yükseklik hissi yine oldukça başarılı. Bazı sahnelerde yalnızca görüntüye bakmak bile rahatsız edici bir yükseklik hissi yaratıyor. Özellikle geniş planlar, karakterlerin çevreyle kurduğu ölçek ilişkisi ve uçurum hissi filmin güçlü taraflarından.

Ama benim için güzel görüntüler tek başına filmi kurtarmaya yetmedi.

İlk filme kıyasla genel anlamda belirgin bir düşüş hissettim. Hikâye daha büyük, twist sayısı daha fazla ve karakterlerin geçmişleri daha detaylı olabilir. Fakat bütün bunların yanında ilk filmin seyirciye verdiği o saf hayatta kalma gerilimini bulamayınca film benim için ister istemez geride kaldı.

Filmin sonunda ise üçüncü filme göz kırpan bir bölüm var. Belki üçüncü filmde bu kez daha dengeli bir senaryo kurulur, gerilim yeniden merkeze alınır ve ilk filmi bile sollayan bir yapımla karşılaşırız. Kim bilir?

Şimdilik benim için Fall 2: Deadpoint, ilk filmin yarattığı etkinin altında kalan bir devam filmi.

Peki siz filmi sevdiniz mi?

Benim puanım: 2/5.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız