İran ve İsrail arasındaki savaşın başlangıcı, uzun yıllardır biriken gerilimlerin 2026'da patlak vermesiyle doğrudan bağlantılı olup, özellikle 28 Şubat 2026'da ABD ile İsrail'in İran'a yönelik koordineli hava saldırılarını başlatmasıyla resmen tetiklenmiş bir süreç olarak tarihe geçti, bu saldırılar öncelikle İran'ın nükleer tesislerini, askeri üslerini ve Tahran'daki kritik noktaları hedef alırken, gerekçe olarak İran'ın nükleer silah geliştirme çabalarının "yakın tehdit" oluşturması gösterildi, ancak analistler bu hamlenin daha derin jeopolitik hesaplar içerdiğini vurguluyor, zira İran'ın yıllardır süren nükleer programı (ki bu program 2000'lerin başından beri uluslararası yaptırımlara konu olmuştu) 2025'te hız kazanmış ve diplomatik müzakerelerin tıkanmasıyla birlikte ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "önleyici saldırı" doktrini devreye girmiş, Trump'ın açıklamalarında İran'ı "küresel tehdit" olarak nitelendirmesi ve Netanyahu'nun "İsrail'in varlığına yönelik en büyük tehlike" vurgusu, bu savaşın sadece savunma amaçlı olmadığını, aynı zamanda İran'daki İslam Cumhuriyeti rejimini devirme ve Şii etkisini kırma amacını taşıdığını ortaya koyuyor, üstelik 2025 sonundaki İran içindeki ekonomik kriz ve hükümet karşıtı kitlesel protestolar (ki bunlar Mahsa Amini olaylarının devamı niteliğinde görülüyordu), Batı tarafından "rejim değişikliği fırsatı" olarak değerlendirilmiş ve bu da saldırının zamanlamasını belirleyen kritik faktörlerden biri haline gelmiş, sonuçta savaşın fitilini ateşleyen bu saldırı dalgası, İran'ın misilleme olarak İsrail'e ve Körfez'deki ABD üslerine füze ve İHA saldırıları düzenlemesiyle hızla bölgesel bir çatışmaya evrilmiş, örneğin İran'ın Kudüs yakınlarındaki Beit Shemesh'i vurmasıyla sivil kayıplar yaşanmış ve bu da gerilimi zirveye taşımış.
Tarihsel köklerine inildiğinde İran-İsrail savaşının neden başladığının anlaşılması için 1979 İran Devrimi'ne kadar gitmek gerekiyor, çünkü Şah dönemi müttefikleri olan iki ülke, Humeyni'nin iktidara gelmesiyle ideolojik bir düşmanlığa dönüşmüş, İran'ın "İsrail'i haritadan silme" retoriği ve İsrail'in İran'ı "varoluşsal tehdit" olarak görmesi bu düşmanlığın temelini oluşturmuş, ancak doğrudan savaş haline gelmesi 2023-2026 arası olaylarla hızlanmış, özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği Aksa Tufanı operasyonu (ki İran'ın desteklediği iddia ediliyor), Gazze Savaşı'nı tetiklemiş ve bu süreçte İran'ın vekil güçleri olan Hizbullah, Husiler ve Irak'taki Şii milisler üzerinden İsrail'e dolaylı saldırıları artırmış, 2024'te Nisan ve Ekim aylarındaki karşılıklı hava saldırıları, 2025'te kısa süreli bir savaşa dönüşmüş, bu çatışmalarda İran'ın nükleer tesislerine sınırlı İsrail saldırıları olmuş ve İran'ın misillemeleriyle gerilim tırmanmış, 2026'ya gelindiğinde ise ABD'nin Basra Körfezi'ne yaptığı askeri yığınak (ki bu yığınak görülmemiş ölçüdeydi), İran'ın nükleer programını hızlandırması ve uranyum zenginleştirme seviyelerini yüzde 90'a yaklaştırması gibi gelişmeler, ABD-İsrail ittifakını "artık dur" noktasına getirmiş, Trump'ın "müzakereler başarısız oldu" açıklaması ve Netanyahu'nun "İran'ın askeri kapasitesini yok etme" hedefi, 28 Şubat'taki "Aslanın Kükremesi" ve "Destansı Gazap Operasyonu" kod adlı saldırıları başlatmış, bu operasyonlarda Tahran, İsfahan, Kum gibi şehirler bombalanmış, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in konutu dahil kritik noktalar vurulmuş ve Hamaney'in ölümüyle sonuçlanan bu hamle, İran'ı rejim değişikliği korkusuyla daha agresif bir pozisyona itmiş, kısacası savaşın başlangıcı sadece nükleer tehdit değil, aynı zamanda Ortadoğu'da güç dengelerini İsrail lehine değiştirmek ve İran'ın Direniş Ekseni'ni (Şii yayılmacılığını) kırmak amacıyla planlanmış stratejik bir hamle olarak görülüyor.
Savaşın daha geniş bağlamda neden başladığına dair yorumlar, ABD'nin Çin'e karşı odaklanmak istemesi ve Ortadoğu'daki İran tehdidini bertaraf etme stratejisini de içeriyor, zira Trump'ın Çin siyaseti (ticaret savaşları ve Pasifik yığınağı) bağlamında İran'ı "arka bahçe sorunu" olarak görüp hızlıca çözme arzusu öne çıkıyor, bazı analistlere göre bu saldırı aynı zamanda iç politik hesaplarla ilgili, örneğin Netanyahu'nun yolsuzluk davaları ve Trump'ın yeniden seçilme çabaları sırasında "güçlü lider" imajı çizmek için böyle bir maceraya giriştiği söyleniyor, ancak bu hamle öngörülemez sonuçlar doğurmuş, İran'ın misillemeleriyle Kuveyt'teki ABD askerlerinin ölümü, Umman limanlarının vurulması gibi olaylar yaşanmış ve savaşın yayılma riski artmış, İran'ın Kızılkalkan sistemiyle savunma yapması ve sivil kayıplar, uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirilmiş, sonuçta bu savaşın başlangıcı, diplomatik yolların tükenmesi, nükleer tehdit algısı, rejim değişikliği hedefi ve vekil savaşlarının doğrudan çatışmaya evrilmesi gibi faktörlerin birleşimiyle açıklanabilir, ancak uzmanlar bu kararın "tehlikeli bir kumar" olduğunu ve Ortadoğu'yu daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyebileceğini belirtiyor, zira İran'ın nükleer silah üretimini hızlandırma potansiyeli veya vekil güçlerini daha aktif kullanması, çatışmayı küresel bir krize dönüştürebilir.





