İngiliz Kraliyet Ailesi, Jeffrey Epstein davasıyla bağlantılı sarsıcı iddialarla bir kez daha dünya basınının odak noktasına yerleşti. ABD Adalet Bakanlığı tarafından 2026 yılı başında kamuoyuna açıklanan milyonlarca sayfalık yeni belgeler, York Düşesi Sarah Ferguson ile hükümlü pedofili Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin sanılandan çok daha derin olduğunu gözler önüne serdi. Ortaya çıkan e-postalar, Ferguson'un Epstein’a olan yakınlığını "hayatım boyunca istediğim erkek kardeş" sözleriyle ifade ettiğini ve ona karşı son derece samimi bir tutum sergilediğini kanıtlıyor. Bu durum, Ferguson’un daha önce bu ilişkiyi "büyük bir hata" olarak tanımlayan açıklamalarıyla çelişerek İngiliz kamuoyunda büyük bir güven krizine yol açtı.
Buckingham Sarayı’na VIP davet iddiası
Belgelerdeki en çarpıcı iddialardan biri, Epstein’ın 2010 yılında ev hapsinden çıktıktan hemen sonra Buckingham Sarayı’na davet edilmiş olmasıdır. Yazışmalara göre, Prens Andrew’un Epstein’ı saraya çağırdığı ve kendisine "BP" (Buckingham Palace) kod adıyla hitap edilen mekanda geniş bir zaman dilimi sunduğu görülüyor. Sarah Ferguson’un da bu süreçte Epstein’a sarayın kapalı kapılarını aralama vaadinde bulunduğu ve kraliyet protokollerini sarsacak düzeyde bir "VIP tur" sözü verdiği öne sürülüyor. Her ne kadar bu ziyaretin resmen gerçekleşip gerçekleşmediği saray tarafından henüz doğrulanmasa da, e-postalardaki davet dili skandalın boyutlarını diplomatik bir krize taşıyor.
"Altı ay içinde evlen" tavsiyesi ve manevi kardeşlik
Yazışmaların detayları, Ferguson’un Epstein’a sadece finansal bir bağla değil, aynı zamanda kişisel bir danışman gibi yaklaştığını da gösteriyor. Düşes’in, Epstein’a hayatını düzene sokması için "altı ay içinde evlenmesi" yönünde tavsiyelerde bulunduğu ve kendisine karşı her zaman "cömert bir dost" olduğunu vurguladığı belirtiliyor. Ferguson’un temsilcileri, bu gushing (aşırı hayranlık dolu) mesajların Epstein’ın o dönemdeki tehditkar tavırlarını yatıştırmak ve aileyi korumak amacıyla, avukat tavsiyesiyle yazıldığını savunsa da, birçok yardım kuruluşu bu gelişmenin ardından Düşes ile olan bağlarını tamamen kopardı.
Monarşinin itibarı sarsılıyor
Bu son sızıntılar, Prens Andrew ve Sarah Ferguson’un kraliyet unvanlarını kaybetme sürecini tetikleyen Epstein skandalının kapanmadığını, aksine yeni detaylarla genişlediğini kanıtlıyor. Belgelerde ayrıca Epstein’ın, Ferguson’u kendisini temize çıkaracak açıklamalar yapmaya zorladığına dair stratejik planlar da yer alıyor. İngiliz monarşisinin kalbi kabul edilen Buckingham Sarayı’nın bir suçluya ev sahipliği yapma ihtimali, sadece kişisel bir hata olarak değil, kurumun güvenilirliğine indirilmiş ağır bir darbe olarak nitelendiriliyor.