Demokrasinin ilk durağı, vatandaşın derdini doğrudan devlete haykırdığı yerdir Meclis. 28. Dönem'in başladığı 15 Mayıs 2023 tarihinden günümüze kadar TBMM Dilekçe Komisyonu'nun mesaisi hiç bitmedi. Rakamlar gerçekten devasa. Tam 31 bin 441 başvuru! Üstelik bu başvuruların yaklaşık dörtte birinin kadınlardan gelmesi, sokağın siyasete katılımı açısından oldukça çarpıcı bir detay. Komisyon, gece gündüz çalışarak bu yığınla dosyanın 29 bin 819'unu karara bağlamayı başardı.

Ancak istatistiklerin ötesinde, o sarı zarfların içinden çıkan bazı satırlar komisyon üyelerini bile tebessüm ettirdi; kimi zaman da derin derin düşündürdü.

Dosyaların arasına daldıkça Türkiye'nin o renkli, bir o kadar da endişeli sosyolojisi doğrudan çarpıyor yüzünüze. Hukuki ve toplumsal taleplerin ucu bucağı yok. Bir vatandaş çıkıp "Kuzen evlilikleri kesinlikle yasaklansın" derken, bir diğeri akıllı telefonlara ve dijital dünyaya adeta savaş açıyor: "50 yaş üstüne sosyal medya tamamen yasaklansın!" Bitti mi? Elbette hayır. Kamuda çalışan 65 yaş üstü personelin zorunlu olarak emekli edilmesi ve iş bulamayan gençlere devlet kasasından bir "vatandaşlık maaşı" bağlanması gibi oldukça radikal ekonomik formüller de Meclis'in gündemini meşgul eden başlıklar arasında yerini aldı.

Gündeme bomba gibi düşen en sıra dışı dosya ise şüphesiz Yozgat'tan geldi. Deprem korkusu vatandaşa öylesine derinden işlemiş ki, dilekçede akıllara ziyan bir mühendislik projesi teklif ediliyor. Vatandaşın devletten talebi çok net: Büyük ve yıkıcı depremlerin önüne geçmek için Türkiye'deki tüm fay hatlarını dinamitlerle, kontrollü bir şekilde patlatalım!

Bir başka köşede ise adeta bir polisiye filmi senaryosu yatıyor. İşvereninin devlete vergi kaçırdığını ihbar eden bir çalışan, kimliğinin sızdırılması üzerine işinden kovulduğunu belirterek komisyondan acil yardım istiyor. Talebi ise son derece spesifik ve eşi benzeri görülmemiş cinsten: Haklarım iade edilsin, bana yeni bir iş bulunsun ve devlet bana resmi olarak "Ekonomi Terörü Gazisi" unvanı versin.

Vatandaşın istekleri sadece ekonomi, istihdam veya doğal afetlerle sınırlı değil. Gündelik yaşama dair çok ince ayar talepleri de o masaya ulaşıyor.

Televizyon kanallarında her gün dini program yayınlanmasının zorunlu tutulması, plajlarda yarı kapalı mayo uygulamasına geçilmesi isteniyor. Hatta günlük dilde sıkça tartışılan "bay" ve "bayan" kelimelerinin kullanımının tamamen yasaklanması ve "büyü" yapmanın resmi bir suç sayılarak kanun kapsamına alınması gibi talepler, komisyonun o kalın dosyaları arasına girdi. Kabotaj Bayramı ve Kadir Gecesi'nin ertesi gününün resmi tatil olması yönündeki ısrarlar da cabası.

Sadece Şikayet Değil, Çözüm Merkezi
TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Sunay Karamık'ın da altını çizdiği gibi, aslında bu tuhaf veya makul taleplerin hepsi sokağın, toplumun farklı kesimlerinin birer yansıması. Karamık, komisyonun sadece dilekçe okuyan bir birim olmadığını, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 22 Mayıs'ın 'Finansal Okuryazarlık Günü' ilan edilmesi sürecinde olduğu gibi vizyon üreten stratejik bir mekanizma olduğunu vurguluyor.

Yorumlar
Editör Hakkında