Çarşıda, pazarda, market raflarında alev alev yanan etiketler her gün can yakıyor. Ancak asıl yangın, çalışanların daha ellerine bile geçmeyen maaş bordrolarında yaşanıyor. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), milyonların merakla beklediği Nisan 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı.

Yayınlanan bu rapor sadece kuruyan istatistiklerden ibaret değil; aynı zamanda "bordro mahkumu" olarak adlandırılan geniş halk kitlelerinin çığlığı niteliğinde. Dile kolay. Sadece 2026'nın ilk çeyreğinde, yani ocak, şubat ve mart aylarında işçi ücretlerinde meydana gelen toplam kayıp tam 393 milyar 900 milyon lira! Peki, alın teriyle kazanılan bu devasa servet nereye gitti?

DİSK-AR uzmanlarının ince eleyip sık dokuyarak hazırladığı verilere göre, bu tarihi kaybın ardında iki büyük fail var: Durdurulamayan enflasyon ve adaletsiz vergi kesintileri.

Yılın henüz başlarında olmamıza rağmen, enflasyonun sadece sigortalı işçi ücretlerine kestiği birikimli fatura 189 milyar TL'yi buldu. İşin vergi boyutu ise çok daha vahim ve sarsıcı. Gelir ve damga vergilerinin çalışanların sırtına yüklediği o ağır görünmez maliyet, 204,9 milyar TL seviyesine ulaştı. Geçen yılın ilk çeyreğiyle kıyaslandığında ortaya çıkan yüzde 37,8'lik artış, vatandaşın alım gücündeki o amansız erimenin nasıl hızlandığını tüm çıplaklığıyla kanıtlıyor.

Gelin bu devasa makro rakamları sokaktaki sıradan bir çalışanın cebine indirgeyelim. Mart ayı verileri üzerinden yapılan simülasyonlar, gerçeğin ne kadar can yakıcı olduğunu gösteriyor. Bir işçi, ay boyunca döktüğü alın terinin tam 9 gününü direkt olarak devlete vergi, kurumlara kesinti ve piyasaya enflasyon olarak geri veriyor.

Ortalama bir işçi ücretinde, diğer standart kesintiler hariç tutulduğunda bile, sırf vergi ve fiyat artışları kaynaklı erime 9 bin 111 TL olarak hesaplandı. Toplumun en geniş ve en kırılgan kesimini oluşturan asgari ücretlilerde ise bu kayıp tam 2 bin 819 TL. Yani asgari ücretli vatandaş, zaten kıt kanaat evini geçindirmeye çalışırken, cebinden her ay görünmez bir el tarafından yaklaşık 3 bin lirası çekilip alınıyor.

Gelin bu devasa makro rakamları sokaktaki sıradan bir çalışanın cebine indirgeyelim. Mart ayı verileri üzerinden yapılan simülasyonlar, gerçeğin ne kadar can yakıcı olduğunu gösteriyor. Bir işçi, ay boyunca döktüğü alın terinin tam 9 gününü direkt olarak devlete vergi, kurumlara kesinti ve piyasaya enflasyon olarak geri veriyor.

Ortalama bir işçi ücretinde, diğer standart kesintiler hariç tutulduğunda bile, sırf vergi ve fiyat artışları kaynaklı erime 9 bin 111 TL olarak hesaplandı. Toplumun en geniş ve en kırılgan kesimini oluşturan asgari ücretlilerde ise bu kayıp tam 2 bin 819 TL. Yani asgari ücretli vatandaş, zaten kıt kanaat evini geçindirmeye çalışırken, cebinden her ay görünmez bir el tarafından yaklaşık 3 bin lirası çekilip alınıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında